Dersim'de 1937-1938 katliamından sonra babası askerde öldürülen ve kız kardeşi başka bir aileye evlatlık olarak verilen Gaye Sürgeç, kayıp olan kız kardeşinin izini arıyor. Tüm bunlar da yetmezmiş gibi, iki oğlunu Türk ordusu tarafından katledilir, bir oğlu zindana atılır, eşi de zindanda kansere yenik düşer. Sürgeç'in 77 yıllık ömrü acılarla geçer.
Dersim'in "kayıp kızları"ndan biri de Gaye Sürgeç'in (77) kız kardeşi. Dersim katliamında sağ kurtulan ender ailelerden biri, ancak katliamın ardından askere giden babanın öldürülmesiyle Gaye Sürgeç, annesi ve kız kardeşi ile birlikte ortada kalır. Gaye ana, kız kardeşi ile birlikte besleme olarak Elazığ'a gönderiliyor. Dersimli birisi ile evlenen Sürgeç, burada Hatice adındaki kız kardeşinin izini kaybeder. Yıllarca kardeşini bulmak için araştırdığını ifade eden Gaye ana, "Babamı Dersim Katliamı'ndan hemen sonra alıp askere götürdüler. Biz katliamdan sağ kurtulduk, ancak babamı askerde büyük işkenceler sonucunda katlettiler. Tek suçu Kürt ve Alevi olmasıydı. Zaten askere götürüldüğünde öldüreceklerini annem de anlamıştı. Daha sonra ben ve kız kardeşim besleme olarak Elazığ'da 2 ayrı aileye verildik. Bir süre kız kardeşim ile görüşüyordum, ancak daha sonra farklı bir kente gönderildi. Ben de Dersim'den birisi ile evlenince kız kardeşimin izini tamamen kaybettim" dedi.

Yerini açıklamalılar
70 yıla yakındır kız kardeşinden haber beklediğini söyleyen Gaye ana, binlerce kayıp olan Dersimli kız çocukların kime ve nereye gönderildiğinin açıklanması gerektiğini belirtti. Süzgeç, "70 yıldır kız kardeşimi arıyorum, ancak bir türlü bulamadım. Benim kardeşim gibi şimdi binlerce kayıp kız çocuğu var, bunların bir an önce nereye gönderildiği açıklanmalıdır. Babamı askerde öldürdüler, kız kardeşim de bu nedenle kayboldu, şu an tek bir akrabam bile yok" diye konuştu.

Hikayeler hep aynı

Katliamın kimsesiz bıraktığı Gaye ana, 20 yaşına geldiğinde Arman Köyü'nden Hıdır Sürgeç ile evlendirilir. Ancak Kürt ve Alevi oluşundan kaynaklı kendisine yapılan zulüm ve yaşadığı acılar onun peşini hiç mi hiç bırakmaz. 9 çocuğu olan Gaye ana kendisi Dêrsim Katliamı'nın acılı hikayeleriyle büyürken çocukları da aynı hikaye ile büyür. Çocuklarının Gaye anaya en çok sorduğu soru ise babası Hüseyin Altuğ ve kız kardeşi Hatice Altuğ olur. Geçmişi bugünde yaşayan ve bir tarih olarak belleğine kazıyan Gaye ana da, onu küçük yaşta babasız bırakan hikayenin çocuklarını kaybetmesine neden olan hikayeden farklı olmadığını tebessüm ederek anlattı.

'Oğlumun bir mezarı olsun'

Gaye ananın 80'lı yıllarla birlikte hikayesinin ikinci bölümü başlar. "Bizim oralarda Apocular'dan bahsedilmeye başlandı. Apocu'lar çıkmış diye herkes onları konuşur olmuştu" diyen Gaye ana, "Bir yıl sonra oğlum Yılmaz da katıldı o Apoculara" diyebelirtti. Tarihler 1986'yı gösterdiğinde Batman'ın (Elîh) Sason Dağları'nda çıkan bir çatışmada Yılmaz'ın yaşamını yitirdiği haberini alır. Bir mezarı olsun isteyen Gaye ana, ne kadar çabalasa, çırpınsa da oğlu Yılmaz'ın cenazesini alamaz. Gaye ana, "Hala istediğinde gidip ziyaret edeceğim oğlum Kazım'ımın (Yılmaz) bir mezarı yok" diye isyanını diri tutuyor.

Cezaevlerini mesken edinir

Oğlu Yılmaz'ın PKK'ye katılmasından sonra her gün baskıya maruz kalan Gaye ana, 90'lı yılların başında baskılara dayanmayarak Dêrsim merkeze göç etmek zorunda kalır. Ancak burada da baskılar ailenin peşini bırakmaz. Ev baskını, gözaltına alma, ölümle tehdit etmeye kadar görmediği baskı kalmayan Gaye ananın hikayesi burada da bitmez. 1993 yılını gösterdiğinde oğlu Çetin (Aydın) ve Hüseyin'de PKK'ye katılır. Yıllarca beklediği Yılmaz'ın gelmeyişinden dolayı yaşadığı ürkekliği de, "Yılmaz'ım hiç gelmedi. Ama onlar gelir diyordum" şeklinde dile getirdi. Gaye ana, 1995 yılında küçük oğlu olan Hüseyin'in çıkan bir çatışmada yaralı olarak yakalandığı haberini alır. Bu defada cezaevi yollarını kendine mesken edinen Gaye ananın oğlu Hüseyin hala Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunuyor.

Diğer oğlu yaşamını yitirir
1997 yılında Sivas'ta çıkan bir çatışmada Çetin'in (Aydın) yaşamını yitirdiği haberiyle bir kez daha yıkılır. Oğlunun cenazesini almak için eşi Hıdır ile tekrar yollara düşen Gaye ana, inadıyla cenazeyi alarak Arman Köyü'nde defneder. Mezarı bile olmayan Yılmaz'ın da mezarı niyetine iki oğlunu sığdırdığı mezarlığı ziyaretgahı yapan Gaye ana, acılarını genç yaşta toprağın altına giden oğulları ile paylaşmaya başlar.

Eşi kansere yenik düşer
Gaye ananın yaşam içinde can yoldaşı olan ve acılara birlikte göğüs gerdiği eşi Hıdır Sürgeç'in de askerler tarafından rahatsız edilmeye başlandığı süreç bu zamana rastlar. Omuz omuza verdiği, tüm bu acılara birlikte direndiği Hıdır Sürgeç'e de 2004 yılında, "Örgüte yardım yataklık yapmak" iddiasıyla 3 yıl 9 ay hapis cezası verilir.

Elbistan Cezaevi'nde kalan Sürgeç, 2008 yılında cezaevinde yakalandığı kansere yenik düşerek yaşamını yitirir. Eşini kaybettikten sonra Gaye ananın sığındığı, destek aldığı ve hasret giderdiği tek oğlu Erdoğan'ın başı da üst üste açılan davalar nedeniyle dertten kurtulmaz. 4 kez gözaltına alınarak belli sürelerle tutuklu kaldıktan sonra "Örgüt üyesi olmak" ve "Örgüte yardım yataklık etmek" iddiasıyla çok sayıda davanın açıldığı Erdoğan ise, çareyi yurt dışına gitmekte bulur.

DİHA/DERSİM