Halkların ve Değişimin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, Almanya ziyareti sırasında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nu da ziyaret etti. Avrupa ülkelerindeki Alevi federasyonlarının başkanlarının da katıldığı toplantıda konuşan Demirtaş, "Yeni bir gelecek inşa edilecekse Alevi toplumu da bir özne olarak değişim dönüşüm sürecinde rol almalı, öncülük yapmalıdır" dedi.
Halkların ve Değişimin Adayı HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Almanya'nın Köln kentinde gerçekleştirilen mitingin ardından Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) yöneticileriyle bir araya geldi. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Merkezi'nde düzenlenen toplantıya, AABK Genel Başkanı Turgut Öker, AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Ali Çankaya, Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Fethi Kıllı, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Okan Dinler, Avrupa Alevi Gençler Birliği Genel Başkanı Ümit Sarı, Almanya Alevi Gençler Birliği Eşbaşkanları Mazlum Doğan ve Sevcan Doğan ile çok sayıda yönetici katıldı.

'Temas ettikçe birlik gelişir'
Toplantıda bir konuşma yapan Demirtaş, AABK'yi aslında geçen yıl ziyaret etmeyi planladıklarını ancak Paris Katliamı'ndan dolayı iptal edildiğini aktararak şunları söyledi: "Çok istiyorduk gelmeyi. En nihayetinde gelmiş olmak, beni de çok mutlu etti. Çünkü dokunmadan, temas etmeden bazı konularda anlaşabilmek mümkün değil. Tanımadığın, bilmediğin şeyden korkarsın. Bu gayet insani ve doğal bir davranıştır. Bizler de bütün ezilen kimlikler olarak birbirimize temas ettikçe, dokundukça birlikte zalime karşı mücadele etme, bir arada durma kültürü gelişmiş olacak. Bu zaten Kürt halkının da, Alevilerin de geleneğinde vardır."

'CHP ve MHP iktidarın minderinde'
HDP ile ulaşılan birliğin yıllardır girişilen ama başarısız kalınan birlik çabalarının başarılı olmuş hali olduğunu kaydeden Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha önce biz istesek de dışımızdaki koşullar izin vermezdi; ama şimdi dışımızdaki gelişmeler, trajik de olsalar birlik konusunda pozitiftir. Karşımızda boğazına kadar yolsuzluğa batmış bir iktidar, vicdansızlaşmış bir başbakan var. Öbür tarafta muhalefet partileri de, CHP ve MHP de toplumun birlik isteğini karşılamak yerine mevcut iktidarı kendi minderinde alt etmeye çalışıyor. Bu bir yetmezliktir, doğru okuyamamaktır."

CHP'yle görüşmelerde ne yaşandı?
Demirtaş, seçimler öncesinde CHP'yle yapılan görüşmeler hakkında ise şu bilgileri verdi: "Kemal Bey'e, Kılıçdaroğlu'na da açık açık anlattık. Bütün bu koşulları birlikte değerlendirelim diye görüşmeler yaptık. CHP'deki etkili demokrat kanadın müdahalesi gerekiyordu. HDP olarak 'İlle de aday çıkaracağız' ısrarımız da olmadı. Samimi, ciddi bir arayış içine girdik. Rıza Bey'i kamuoyuna yansıdığı için söylüyorum; benzer isimler olabilirdi. Barışı, emeği, kimlikleri, inançları doğru temsil edecek bir aday olsa hiç zorlanmazdık, seçmenimiz de desteklerdi. İlle Kürt ya da Alevi de demedik. Bu ilkeleri savunacak bir adayla birlikte seçime girebilirdik. Ama bir müddet görüşmeler devam ettikten sonra gördük ki etkisi yok. MHP'yle çok önceden yapılan görüşmelerde Ekmeleddin Bey'in ismi zaten netleşmiş ve bizim görüşmelerimiz de bu yüzden etkisiz kalmış. Kemal Bey'e, 'Bu ilkelere uygun aday çıkarırsanız biz çıkarmayacağız, sizi bekleyeceğiz' dedik. Eğer böyle bir aday çıkarırsanız da kampanyanızı güçlü bir biçimde destekleyeceğiz, dedik. Bizim arzumuz, gerçekten herkesi kucaklayacak, iktidar ve parlamento üzerinde halk adına basınç oluşturacak bir cumhurbaşkanı adayı olmasıydı. Ama şimdiki iki aday da toplumun özgür yarınlarına dair zerre kadar umut taşımıyor."

'İzlersek AKP değiştirecek'
Herkesi kucaklayacak ortak bir cumhurbaşkanı adayının CHP için de soluk olabileceğini ancak fırsatın tepildiğini belirten Demirtaş, şöyle devam etti: "Seçimi kazanamayabilirdik; ama çok net bir demokrasi birliğinin en büyük hamlesini yapmış olacaktır. Sonraki genel ve yerel seçimlerde de artık yeni yaşamın öncü gücü olurduk. Çünkü Türkiye değişecek. Biz yerimizde oturup izlesek de değişecek, müdahale etsek de değişecek. Ama izlersek, onlar değiştirecek, kendi keyiflerine göre değiştirecek; kendi dünya görüşüne, ideolojisine göre değiştirecek. AKP şu anda durmuyor. Devleti değiştiriyor, toplumu değiştirmeye çalışıyor; ama tümüyle kendi bakış açısına, ideolojik hedeflerine göre değiştiriyor."
Diğer iki adayın da ilkeleriyle hiç uyuşmadığını kaydeden Demirtaş, kendi yaklaşımlarını ise şöyle özetledi: "Biz bu işi sırf cumhurbaşkanlığı seçim yarışı olarak da görmüyoruz. Tabii ki hedefimiz kazanmaktır; ama esas olan demokrasi mücadelesidir. Sabır isteyen bir iştir. Türkiye demokrasi hareketi, muhalif cepheler her seçimde yenilerek bir sonraki seçime aynı hatalarla gitmek zorunda değil. Daha sabırlı, daha serinkanlı hazırlıklarla 2015'e, sonraki yerel seçime ve bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanmak zorundayız. Bunun temellerini şimdiden atmazsak, birlikte mücadele ve dayanışma kültürünü geliştirmezsek sürekli bu tartışmalar olacak aramızda. Her seçimde karşımızda egemenlikçi güçler olacak ve biz her seçimde, 'Niye biz bir araya gelemedik' diye hayıflanacağız. Bunu engellemenin tek yolu, bir yerden başlamaktır. 40 yıllık bir geçmişi var bu arayışın; ama şimdi çok uygun bir dönem. Cumhurbaşkanlığı seçimleri, birlik açısından çok uygun koşullar yaratıyor. Bir parti programı, bayrağı etrafında buluşmamız gerekmiyor; çok genel, herkesin kabul edebileceği ilkeler etrafında buluşmak yeterlidir. İnancı ne olursa olsun, bu ilkeleri savunamayan zaten demokrasiyi yaşamıyordur. Bahsettiğimiz ilkeleri savunmak için Alevi olmak, Kürt olmak, solcu olmak da gerekmiyor."

'Kimse sadece kimliklere yaslanamaz'
Taleplerinin "elit bir kesimi" değil, herkesi kapsayan talepler olduğunun altını çizen Demirtaş, şöyle devam etti: "Türkiye'deki dağınık halde duran potansiyel gücümüzü ortaya çıkarırsa, Türkiye'nin geleceğini artık yoksullar, ezilenler olarak biz belirlemek istiyoruz, demiş oluruz. Evet, biz Ermeni'yiz, Alevi'yiz, Süryani'yiz, Türk'üz, Kürt'üz; ama her şeyden önce emekçiyiz. Kimsenin parasını çalmıyoruz; paramızı da çaldırmak istemiyoruz. Kimsenin toprağına göz dikmiyoruz; ama kendi toprağımızda da bize bu şekilde, fütursuzca yaklaşılmasını istemiyoruz. Kendi vatanımızda özgür olmak istiyoruz; kimsenin vatanına da göz dikmiyoruz. Kendi topraklarımızda, anadilimizle ibadet yapmak istiyoruz, eğitim yapmak istiyoruz. Özgürlükleri sağlayacak bu çizgiyi artık Türkiye'de temel bir referansa dönüştürmek istiyoruz. Siyasi bir çizgiye dönüştürmemiz lazım. Cumhurbaşkanlığı seçimi bu haliyle devam eden tartışma düzeyiyle 10 Ağustos'a kadar bu şekilde giderse artık Türkiye'de yeni bir siyasi hat doğmuş olacak. Bu hat, bugüne kadar kimliklerimiz, mezheplerimiz, inançlarımız, ideolojik duruşlarımız nedeniyle bir araya gelemeyen güçleri bir araya getirirse, bu Türkiye'nin gerçek değişim gücü olur. Her parti, HDP de dahil olmak üzere, cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında kendini gözden geçirmek zorunda kalacak. Yeni siyaset yapma biçimi, yeni argümanlar ve yeni bir taban vardır, anlamına gelecektir. Ne HDP/DBP sadece Kürtler üzerine siyaset yapabilir; ne CHP, sadece laikler üzerinden siyaset yapabilir; ne de AKP sadece muhafazakarlar üzerinden siyaset yapabilir. Herkes kimlik siyasetlerini ikinci plana itip emek siyasetini, özgürlük, demokrasi ve barış siyasetini önceleyen bir çizgiyi tutturmadığı müddetçe, hiçbir partinin siyasal arenada kalma şansı bile kalmaz."

'Mevcut muhalefetten AKP memnun'
Otoriterleşmeyi önlemenin yolunun ilkeler ışığında gelişen bir muhalefet etme biçimi yaratmak olduğunu vurgulayan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "AKP de bu mevcut muhalefet tarzından gayet memnun. Sadece kendisini karşısına alan, Tayyip Erdoğan'ı ve AKP'yi düşürmek dışında hiçbir projesi olmayan, alternatif yaşam ve gelecek önerisi sunamayan muhalefet tarzı, tam da başbakanın arzu ettiği bir şeydir. Çünkü siz daha fazla demokrasi sunmadığınız, vaat etmediğiniz, çıtayı yükseltmediğiniz sürece, böyle bir ortamda o demokrat görünür. Türkiye'nin yüzde ellisi tarafından özgürlük savaşçısı olarak görülür. Bunu kırabilmenin tek yolu, teşhir etmek, boyalarını dökmek ve 'Hayır, demokrasi o değil, budur' demektir; 'Hayır özgürlük, kardeşlik o değil, budur' demektir. Çünkü bütün kavramların altını boşalttılar. En çok bu kavramları o kullanıyordu. Barış, adalet, halkın temsiliyeti, milli irade... Bunları o kadar çok kullanıyor ki... Fakat yarattığı yanılsama, ikiyüzlülük, toplumun yüzde ellisini kesinlikle etkiliyor. Siz özgürlüğün bu olmadığını ancak gerçek özgürlüğü anlatarak anlatabilirsiniz, toplumu ikna edebilirsiniz. 'Hayır, o özgürlükçü değil' dediğinizde, yerine bir şey koymanız gerekir. O değil de, ne? İşte yeni yaşam bildirgemiz budur. Onların gerçek yüzünü ortaya çıkarmaktır. Yüreğiniz yetiyorsa, buyrun bunu savunun. Yüreğiniz yetiyorsa, Ermeni'ye 'Kardeşim' deyin; bir LGBTİ bireye 'Kardeşim' deyin. İleri demokrasi diyorsanız, buyrun, Alevi'nin inanç hakkını, ibadet hakkını açıkça ortaya koyun. Bunları eğer çıtayı yükselterek ortaya koymazsak Tayyip Erdoğan ve ekibinin çok beğendiği bir muhalefet tarzı olur." 

'Gönül gözüyle bakamazsak...'
Muhalefet olarak benzer hatalara kendilerinin de düştüğünü ve AKP'nin oy oranının yükselmesinde hataları olduğunu belirten Demirtaş, şöyle devam etti: "Şimdi, bu elimizdeki yirmi gün, yirmi beş gün, dilim döndüğünde gittiğimiz her yerde bu yaklaşımı anlatmaya çalışacağım. Bu bizim için bir kazanımdır. Bunun için yola çıktık. Bunları anlatabilsek, insanların gözünün önündeki önyargı perdelerini kırabilsek, herkesin bir defa olsun birbirine gönül gözüyle bakabilmesini sağlayabilsek bu bizim için bir kazanımdır. Irak bu başarılamadığı için bugün üç parçaya bölünmek üzere. Suriye'de kan gövdeyi götürüyor. Birbirimizin sofrasında oturamayacaksak, birbirimizin mücadele yoldaşlığını kimliklerimizden dolayı kabul etmeyeceksek, bu ülkenin demokratikleşmesinin asla ama asla imkanı yoktur. Çok sosyalist, devrimci olabilir, çok fedakar olabiliriz, canımızı verebiliriz bu uğurda; ama mevcut zemin bu kadar darmadağın, kamplaşma ve gerilim bu kadar keskinken, ortak mücadelenin zemini yokken asla ilerleyemeyiz. Çünkü bu zemin, sadece egemen sisteme, devletçi, cinsiyetçi, sömürgeci anlayışa zemin sunar; onlar böyle bir zeminde iktidar olur. Bu bizim zeminimiz değil. Bu parçalanmışlık, emekçilerin birbirine bu kadar önyargılı olduğu bir zemin, sadece onlara yarar. Onlar da yıllardır bunu başarıyorlar. Dikkat edin son birkaç gündür, 'Bu nerden çıktı, kimin projesidir, bunların parlamenter sistem içinde yerleri yok' paniğinin de nedeni budur aslında. Onların demokrasi anlayışı, özgürlük anlayışı, bir anda bu çıtanın altına düştü. Eğer iki aday olsaydı, bu iki aday içerisinde Tayyip Erdoğan özgürlük savaşçısı olarak büyük bir kahraman edasıyla kampanya yürütecekti. Gerçekten insanlar Tayyip Erdoğan'a, 'Helal olsun' diyecekti. Böyle denildi çünkü yıllardır. Şimdiyse sorguluyor insanlar. Bunu göstermezsek, başaramazsak, onlar yapıyorlar; iktidarı da, devleti de götürüyorlar."

'Seçimlere girmesek yenilmiş sayılacaktık'
İlkeleri savunmak açısından cumhurbaşkanlığı seçimlerinin oldukça elverişli bir zemin sunduğunun altını çizen Demirtaş, şunları kaydetti: "Böyle bir ortamda biz bu ilkeleri savunmasak, çok büyük bir kayıp olacaktı. Ortamı aynı çizgiyi savunan bu iki adaya bırakacaktık ki, çizgi olarak aynılar; kişilik olarak demiyorum. İkisi de mezhepçi, milliyetçi çizgiyi temsil ediyor. Devletçiler. Devlet onlar için esastır. Halk, ezilenler onların referansı değil. Bu iki çizgiyi seyredip duracaktık. Türkiye muhalif güçleri, ilerici güçleri, dışta kalarak yine zaten kaybetmiş olacaktı. Aday göstermesek, baştan kaybetmiş olacaktık. Aday göstermekle ise daha baştan kazanmış olduk. Biz kendi sahamızı onlara terk etmedik. Çok büyük bedel ödenmiş bir alan burası. Onbinlerce şehit var. Yüzbinlerce, hatta milyonla sayılabilecek insan işkence gördü, cezaevine girdi, gözaltına alındı. Bunların hepsi ortak değerlerdir. Bu değerleri onlara mı teslim edeceğiz? Bu insanlar canlarını verirken, işkence görürken, cezaevini, sürgünü yaşarken onlar gelsin de bu birikimi çar çur etsin diye mi yaptı? Hayır. O halde biz sahip çıkacağız. Bu anlayışla kampanyayı yürütüyoruz."

'İkinci tura çıkamazsak oy vermeyiz'
İkinci turda da birinci turda savundukları ilkeleri savunmaya devam edeceklerini aktaran Demirtaş, muhtemel tavırlarına ilişkinse şunları söyledi: "Elbette ki resmi bir kararımız, partimizin bu konudaki resmi bir kararı da olur; şu anda buna dair net bir şey söylemek doğru değil. İkinci tura çıkarsak, zaten 'Halkımız seçeneksiz değildir' deriz; ama ikinci tura kalamadığımız zaman, açık söyleyeyim, 'Tayyip seçilmesin diye adayımız şudur' ya da 'Ekmeleddin Bey seçilmesin diye Tayyip'e oy vereceğiz' gibi bir yanlışa asla düşmeyeceğiz. Bu, bir aydır savunduğumuz ilkelerin tuzla buz olmasından başka bir şey değil. İlkesel duruşun bir tarafa bırakılması, pragmatist bir çizgi etrafında tüm bu ilkelerin terk edilmesi anlamına gelir. Bu ilkelerin her zaman arkasında duracağımıza söz verdiğimiz halka karşı işlenmiş bir hata olur. Bu bizim açımızdan böyle. Ama halk, kendisi ne yaparsa biz saygı duyarız. Bizi destekleyen kurumlar, örgütler, nasıl bir tavır içine girerse biz saygı duyarız. Ama aday olarak benim, beni destekleyen partimin tavrı, kesinlikle bir adaydan yana olmayacak. Kampanya bu şekilde devam ederse de iyice zorlayacağımızı düşünüyorum. Ama yine de, tabii ilk defa cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılıyor; ölçmek çok mümkün değil. Sadece geçmiş seçimleri baz alıyoruz; bunlar da çok objektif kriterler değil."
Demirtaş son olarak, Alevi toplumuna değişime öncülük etme çağrısı yaparak, "Yeni bir gelecek inşa edilecekse Alevi toplumunun da bir özne olarak değişim dönüşüm sürecinde rol alması, öncülük yapması gerekir. Şu adayın, bu adayın; şu partinin bu partinin peşinden değil, bizatihi kendisi özne olarak, öncü olarak değişime güç vermelidir. Bu Alevi mücadelesinin karakteridir; Alevi-Kızılbaş inancının özüdür, diye düşünüyorum" dedi.

Öker: Birliği önemsiyoruz
Demirtaş'ın ardından söz alan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, Demirtaş'ın anlattığı değerlerin yıllardır savunduklarıyla aynı olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Avrupa'da ciddi bir potansiyel yaşıyor. Bu potansiyelin her alanda yan yana gelmesi, ortak güç oluşturmasını önemli gördük. Son iki yıldır da önemli eylemleri birlikte organize ediyoruz. Bütün arzumuz, amacımız, bunun Türkiye'ye de yansıması. Türkiye'de de böyle köklü, kalıcı güç birliklerinin oluşması. Attığınız adımın buna hizmet etmesini arzuluyoruz. Umarız, sizin de belirttiğiniz gibi seçim sonrasında böyle bir yan yana gelme eğilimi daha güçlü bir biçimde ortaya çıkar. Türkiye'nin mağdurları, mazlumları, ötekileştirilmiş toplumsal kesimleri ortak demokrasi mücadelesinde el ele tutuşabilir. Bu sağlandığında bir açılım olabilir. Yoksa doksan yıllık Türk devleti politikasını hepimiz biliyoruz. Bizi yıllarca Alevi olarak, Kızılbaş olarak yok saydılar. Kürt halkını diğer özelliklerinden dolayı yok saydılar. Ermenilerin sonunu getirdiler. Bu açıdan son derece anlamlı buluyoruz, bu çabalarınızı. Biz de kendi kendimize soruyoruz: Biz ne zaman Aleviler bir cumhurbaşkanı çıkaracağız. Halen onun değerlendirmesi içindeyiz."

'Çıkışınız önemli bir çıkış'
Demirtaş'ı yakından izlediklerini aktaran Öker, sözlerini şöyle noktaladı: "Çıkışınız, Türkiye'yi gericilere, faşist güçlere bırakmamak önemli bir çıkıştır. Bu anlamda biz size bu yolunuzda başarılar diliyoruz. Türkiye'deki arkadaşlarımızla görüşüyorsunuz; onlar da söylenmesi gerekenleri söylüyordur. Bizim açımızdan bu süreçte, Alevilerin temel sorunlarını gündeme getirebilirsek, tartıştırabilirsek, diyoruz. Siz gerekeni yapıyorsunuz; ama çok geciktiğinizi bilmenizi isteriz. Sonuç değişmeyecek olsa bile en azından demokrasi güçlerinin yeni bir alternatifi yaratması noktasında daha hazırlıklı olunabilirdi. Bu süreç arzulandığı gibi gelişmedi, diye düşünüyorum. Ama şimdiden gördüğümüz kadarıyla Avrupa'da da Türkiye'de de insanlar cumhurbaşkanlığı seçimlerine başka bir heyecanla yaklaşıyor. Bu mücadeleyi sadece sandıktan çıkan oy olarak değerlendirmemek lazım. Bizim nezdimizde de soylu bir çıkış yapıyorsunuz."

'98 yılından beri savunuyoruz'
Ziyaretin ev sahipliğini yapan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu'nun Genel Başkanı Hüseyin Mat ise, partilerden çok ilkeleri önemsediklerini belirttiği konuşmasında, "Biz sadece dönemsel bakmıyoruz. Bu mücadele sadece cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili bir süreç değil. Uzun soluklu bir süreç ve biz demokrasi güçleriyle bir araya gelme konusundaki kararlılığımızı 98 yılından bu yana savunuyoruz. Şimdi sizin ilkelerinize bakıyorum ve 98 yılında ortaya koyduğumuz ilkelerimize bakıyorum, müthiş bir benzerlik var" dedi.
Mat'ın ardından kurum temsilcileri tek tek söz alarak düşüncelerini ifade etti.

'İlkeleriniz, değerlerimizle uyuşuyor'
Erdal Kılıçkaya (Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı): Alevilerin evine hoşgeldiniz. Fransa ABF olarak sizi Fransa'da da misafir etmek isteriz. Adaylığınızı çok önemsiyoruz. En sevdiğim sloganlarınızdan birisi, bağlamadan başka hiçbir şey çalmayan bir aday olarak bizim telli Kur'an'ımızı çalıyor olmanız önemli. Evet, ilkesel anlamda bir sıkıntımızın olmadığı aşikar. Ama izin verirseniz, birkaç beklentimi sıralamak isterim. Bizim artık evrensel değerlerde birleşmeyi başarmamız gerekiyor. Bu söylemle nasıl bir hava yakaladığınızı biraz önce anlattınız; bu bir araya gelişler İslam Konferansları'nda olmayacak. Böyle birlikteliklere biraz mesafeli olacağımızı tahmin edersiniz. Seçimlerden sonraki süreç önemli. Türkiye'deki demokratik mücadele açısından Gezi bir sıçrama tahtası oldu. Özellikle bu son dönemdeki duruşunuz ve söylemlerinizle bu süreci tamamladığınızı, size sempati duyduğumuzu söylemek isterim. Beklentimiz şu, Alevilerin tarihi, geçmişi yağmalandı; katliamlara uğradık; dolayısıyla hep bütün mazlumlarla dayanışan tarafta olduk. Ama Alevilerin çevresindeki dayanışma çemberinin biraz dar olduğunu düşünüyorum; sizin adaylığınızla umuyorum ki bu aşılır. Seçimler öncesinde sizden ricam, Alevilerin istem ve talepleri konusunda medya önünde biraz daha cüretkar olun lütfen. Buna ihtiyacımız var.
Bir isteğimiz daha olacak sizden. Her ne kadar Avrupa Alevi kurumları temsilcileri olsak da Türkiye'deki gelişmelerin merkezindeyiz. Özellikle son dönemde 38'de Erzincan'da Zini Gediği'nde katledilen ve orada bırakılan insanlarımızla ilgili bir çalışma yaptık, bir anıt inşa ettik. 8 Ağustos'ta anma etkinliğimiz var, bekleriz. Ama oraya koyduğumuz anıtı kaldırmak, yıkmak istiyorlar. Bu konuyla ilgili her türlü desteğinizi yanımızda görmek isteriz. Xızır yardımcınız olsun. Daha çok yol yürüyeceğiz birlikte. Başarılar diliyorum.

Mehmet Ali Çankaya (Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı): Öncelikle sizi kutluyorum. AABK'yi ziyaret etmeniz bir onurdur. Alevileri hiçe sayanlardan değilsiniz. Çok fazla konuşmamakla birlikte, şunu belirtmek istiyorum: Türkiye'nin demokratikleşme sürecindeki en önemli katmanlar, Kürtler ve Aleviler. Başarabileceğimiz çok şey varken masanın etrafında dolaşmaktan ziyade samimi havanın esmesi gerekiyor. Türkiye'nin değişmesi için çok çalışmaya ihtiyacımız var. Hem Alevi toplumunun hem de Kürt hareketinin tabanıyla birlikte samimi bir havanın esmesine ihtiyacımız var. Sizin gibi arkadaşlarımızla birlikte bu giderek oluşuyor. Umarız düşünceleriniz, birliği ve beraberliğimizi pekiştirecek. Xızır yardımcınız olsun.

Ümit Sarı (Avrupa Alevi Gençler Birliği Genel Başkanı): Bir gün Bektaşi'ye iki şişe şarap vermişler, "Hangisi daha iyi" demişler; birini tadınca, "Diğeri daha iyi" demiş; "Nerden biliyorsun" dediklerinde, "Bundan daha kötüsü olamaz" demiş. Doksan yıllık sistemin kötülüğünü biz hep beraber tattık. Dolayısıyla var olan sistemin savunuculuğunu yapan insanlardan daha kötüsü olamaz. Ötekileştirme politikalarına karşı çıkan herkesin sesinin daha gür çıkması gerekiyor. Bu nedenle de size başarılar diliyorum. 

Sevcan Doğan (Almanya Alevi Gençler Birliği Eşbaşkanı): Adaylığınıza çok sevindim. Sizin üçüncü seçenek olduğunuzu gördük. İlkeleriniz bizim değer yargılarımıza çok uyuyor. Türkiye'deki katliamları, ezilmiş halkların uğradığı zulümlere herkesin empati duymasını istiyoruz; o nedenle turlar düzenliyoruz. Geçen sene de bu sene de Sivas'a gittik; orada sizi görmekten de çok sevindik. Sizi kendimize yakın görüyoruz ve başarılar diliyoruz.

Ercan Kara (AABF Bavyera Eyaleti Başkanı): Bugün burada sizi görmekten mutluyuz, gurur veriyor. Başlatmış olduğunuz bu yolda Türkiye demokrasisi ve halkların kardeşliği adına, Ortadoğu'daki süreç adına da önemli, onurlu bir mücadeleye girdiğinizi görüyoruz. Bu yolda sizlere başarılar diliyoruz. Mitingte de söylediğiniz gibi tüm insanların seçim günü o fotoğraflara, gözlere bakarak Türkiye demokrasisi, halkların kardeşliği adına doğru olanı yapacağına inanıyorum. Bu yolda biz de sizlere başarılar diliyoruz. Yolunuz açık olsun.

Ali Ertal (AABF Yönetim Kurulu üyesi): Burayı kendi eviniz olarak görebilirsiniz. Mücadeleniz ve duruşunuzla bizim için yol göstericisiniz. Seçenekler ortada. Bu işim lamı cimi yok; herkes rengini belli etmeli. Kuşkunuz olmasın ki bu duruşunuzun ve mücadelenizin karşılığını göreceğinize inanıyorum. Hayallerimizi bile elimizden aldılar ve doksan yıldır ilk defa Anadolu, Mezopotamya'da, Kürdistan'da artık halklar el ele omuz omuza zalimlere karşı dik duracak; bizi de arkanızda değil, yanınızda göreceksiniz.

Bülent Uğur (AABF Bavyera Eyaleti Yönetim Kurulu Üyesi): "Cumhurun Alevi-Kızılbaş bir bireyi olarak hoşgeldiniz diyorum. Adaylığınızın nazarımızda çok değerli olduğunu bilmenizi istiyorum. Bu ziyaretle birlikte bazı eşiklerin de aşılacağına inanıyorum. Alevi vicdanı, özellikle hakkın tecellisi olan vicdan, o üç fotoğrafa bakıp en doğru kararı vererek, kendisi için barış, demokrasi, eşitlik isteyen adaya gereken desteği gösterecektir, diyorum. Yolunuz açık olsun; Xızır yoldaşınız olsun."

Mahmut Akgül (AABF Denetleme Genel Sekreteri): Mücadele ancak yan yana durarak çoğalıyor. Başarılar diliyorum. 45 yaşındayım, hayatımda ilk defa oy kullanacağım; ülkenin özgürleşmesi için açılan bir yol için oy kullanacağım.

Ufuk Çakır (AABF Nordrhein Westfalen Eyalet Başkanı): Sevgiyle selamlıyorum sizi, hoşgeldiniz. Sadece ilkeleriniz değil, bağlama çalıyor olmanız da bizimle uyuşuyor. Kültürümüzde çok önemli bir yeri var. Size başarılar diliyorum, teşekkür ediyorum.

Müslüm Kaya (AABF İnanç Kurulu Genel Sekreteri, Alevi Dedesi): İfade ettiğiniz ilke ve prensiplere gönülden katılıyoruz. O ilke ve prensiplere aynı pencereden bakıyoruz. Özgürlük adına, demokrasi adına yola çıktınız; Xızır yoldaşınız olsun. İkinci turda da Erdoğan'a destek vermemenizi istiyoruz. Hiçbir Alevi, ezilen, sömürülen, hakları gasp edilen kişi İslami faşist dediğimiz birini orada görmek istemez. Özgürlük ve demokrasi adına yola çıktığınız için size başarılar diliyorum.

Kenan Küçük (İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Örgütlenme Sekreteri): Almanya Cumhurbaşkanı özgürlükleri ve demokrasiyi çok savunan bir cumhurbaşkanı. Bizim de Anadolu'da akrabalarımız, dostlarımız var. Türkiye için de böyle bir simaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Yolunuz açık olsun, diyoruz. 

Nurettin Altundağ (AABF yöneticisi): Varlığınız sevindirici. Adaylığınızdan dolayı tebrik ediyorum. Önemli ve gerekliydi. Doksan yıllık sistemin yarattığı iki adayın karşısında aday olmaması antidemokratik olurdu. Birisi diğerini yaratmıştır; diğerini ayakta tutmuştur. Dışardan, ayrı, çağdaş, demokratik, evrensel değerlere sahip olan, değişik kimlikleri birleştirebilecek bir adayın çıkması gerekirdi. Bunu sizin yansıttığınızı görebiliyorum. Kazanıp kazanmamak da önemli değil. Önemli olan bir tohumun serpilmesi ve uzun vadede yeşermesi. Ancak bu şekilde başarılabilir. Alevi hareketi çok önemli sorunlar yaşıyor. Mesela içimizde bir de Kürt fobisi söz konusu. Bizim Anadolu halkımızda fobiler çok. Kürt fobisi hassas bir konu. Ama buna rağmen doksan yıllık egemen sistemin yarattığı adayların dışında eğer böyle bir aday çıkmışsa, benim kanaatimce sistemi değiştirmeye yol açabilir. Adaylığınızı tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.

Ertan Kurt (Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Baden-Württemberg Genel Sekreteri): Avrupa'daki Alevi gençler olarak adaylığınızı selamlıyoruz. Türkiye'deki demokrasi güçlerini alternatifsiz bırakmadığınız için çok teşekkür ediyoruz. Bu masada birçok kişinin demin de söylediği gibi bu toplumun oy pusulası önünde durduğunda sizin anlattığınız ilkeleri baz alarak doğru kararı vereceğine inanıyorum. Yolunuz açık olsun.

Ozan Emekçi (Sanatçı): Benim bir gözlemim var, onu aktarmak istiyorum: Bazı Aleviler diyor ki, "Selahattin Demirtaş aslında Alevi'ymiş." Diyorlar ki, "Aslında Dersimliymiş de Elazığ'da doğmuş; şimdiye kadar fark etmemiş." İnsanlarımız böyle düşünüyor.


OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ