
Saray ve AKP’nin polisi, askeri, tankı, topu tüm zor aygıtlarıyla havadan ve karadan Kürtlerin yaşadığı sivil yerleşim merkezlerine yönelik topyekün savaşta onlarca sivil katledildi. Son iki aydır büyük bir saldırı altında olan 11 gündür sokağa çıkma yasağıyla sıkıyönetim uygulamalarının devam ettiği Silvan’da 7 kişi katledildi. Katledilen sivillerden birisi 6 çocuk babası taksi şoförü Mehmet Gündüz’dü (45). Sokağa çıkma yasağının olmadığı Feridun mahallesinde 9 Kasım’da Dicle Kıraathenesi’ne gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybetti.
Gündüz, göç etmek zorunda kaldığı köyünde toprağa verilirken, babasının fotoğrafını elinden hiç bırakmayan 6 yaşındaki kızı Medya’nın “Baba, baba…” feryadı törene katılanların hafızasına kazındı. Küçük kız babasına, mezar taşını ve fotoğrafını öperek gözyaşlarıyla veda etti.
Hiçbiri yanına kalmayacak
Gündüz’ün kızlarından 15 yaşındaki Şevin ise eline aldığı yeşil, sarı, kırmızı renkli flamayı öpüp kaldırarak savaşın sorumlusu Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi: “Ne yaparsan yap biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Katlettiğin her insanın ve arkasında acı içinde bıraktığın insanların hesabını vereceksin. Mücadele saflarında senden babamın hesabını soracağım. Yaptığın hiçbir şey yanına kalmayacak.” Mücadelemiz sürecek
Gündüz’ün vakur eşi Şükran Gündüz ise “Benim sadece eşimi almadılar, benden yoldaşımı da aldılar” diyerek şöyle konuştu: “Kahvede oturmuş savunmasız bir sivilin katledilmesine anlam yükleyemiyorum. Eşim diş rahatsızlığından dolayı evden çıkıp hastaneye gitmişti. Hastane dönüşü ise işyerinin karşısında bulunan ve sürekli gittiği kahveye gidip oturmuş.” Saldırıyı duyunca kahvehaneye koştuğunu anlatan Gündüz, eşinin yaralandığını duyunca hastaneye gittiğini belirterek, “Apar topar hastaneye koştuğumda ise eşim yaşamını yitirmişti” dedi. Bu acının sadece kendisine değil Kürdistan’da binlerce insana yaşatıldığını belirten Gündüz, “Eşimi, yoldaşımı kaybetsem de sonuna kadar bu zulmün bitmesi için direneceğim. Eşimi katledenler hesap verene kadar mücadele edeceğim” dedi.
İnsanlığa sığmaz
Şırnak’ın Silopi ilçesinde ise 12 Kasım’da katledilen, cenazesi aracın arkasına bağlanarak tekbirler eşliğinde yerlerde sürüklenen 19 yaşındaki Kadri Sencar’ın babası Necmettin Sencar ise “Bu yaşatılanlar insanlığa sığmaz” dedi. Oğlunun 2012 yılında kum ocağında çalışırken tutuklandığını, 1 yıl sonra tahliye olduğunu ve internet kafede çalışmaya başladığını belirten Sencar, “Cezaevinden çıktıktan sonra da polis baskısı devam etti” diye anlattı. Oğlunun PKK’li gösterilmeye çalışılarak cenazesine yapılan zulmün meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyleyen Sencar, “Ne olursa kim olursa olsun bir cenazenin aracın arkasına bağlanarak sürüklenmesi insanlığa sığmaz” diye konuştu.
Kimsenin can güvenliği yok
Şırnak’ın Cizre ilçesinde 10 Kasım’da ise 23 yaşındaki Rafet Aşut evine giderken polisler tarafından vurularak ağır yaralandı. Adana TOKİ Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisinde tutulan Aşut’un acılı ailesi ise çocuklarından gelecek iyi haberi bekliyor. Cizre’de polislerin kuş avlar gibi insan avladığını belirten gencin annesi Aysel Aşut oğlunun hava almak için evden dışarı çıktığını, etrafa rastgele ateş açan polisler tarafından vurulduğunu anlattı. Zar zor oğlunun vurulduğu yere ulaştıklarını ve kendi imkanlarıyla hastaneye götürdüklerini belirten anne Aşut, “Cizre Devlet Hastanesi’ne götürdük. Ama doktor yoktu, olaylardan ötürü kaçmışlardı. Ambulansla Kızıltepe’ye getirdiğimiz oğlumu daha sonra ambulans helikopter ile Antep’e, oradan da yine ambulansla Adana’ya getirdik. Oğlum çok kan kaybetti. Yoğun bakımda ve hayati tehlikesi de devam ediyor” dedi. Cizre’de zırhlı araçlardan halkın üzerine ateş açıldığını aktararak, “Oğlum vurulduğunda elleri ceplerindeydi. 3 kurşun isabet etmiş; biri parmaklarına, biri kalçasına diğeri ise karın kısmına. Cizre’de şu anda hiç kimsenin can güvenliği yok. “Bizler barış istediğimiz için sürekli olarak katlediliyoruz” diye belirtti.
DİHA/AMED/ŞIRNAK