
Almanya’nın Bremen kentinde faaliyetlerini sürdüren Bediüzzaman Saidi Kurdi Camii, kentte yaşayan Kürdistanlıların dini vecibelerini yerine getirdiği bir mekan olduğu kadar, sosyal alanda da faaliyet yürüten bir kurum.
Cami Başkanı Hacı Muhiddin Boztimur, caminin kuruluş amacını şu şekilde açıkladı: „Camimiz kurulmadan önce bizler Milli Görüş Camii’nde dini vecibelerimizi yerine getiriyorduk. 1995 yılında Milli Görüş Camii, ‘Mehmetçik ile El Ele Kampanyası’nı başlatınca biz Kürtler de bu kampanyaya tepki olarak, yönetimi protesto ettik ve camiyi terkettik. Daha sonra namazlarımızı derneklerde, dükkanlarda ve depolarda kılmaya başladık. Bu sıralarda kendi camimizi kurma fikri ortaya atıldı. 1998’de halkımızın desteği ile geçici bir yer açtık. Eski yerimiz cemaatin taleplerini karşılayamayınca şimdiki yerimizi aldık. O günden bu yana burada hizmet yürütüyoruz.
Camimizi, Kürt halkının dini vecibelerini yerine getirmeleri ve dayanışma içinde olmaları amacıyla açmış bulunmaktayız. Camimizin ilk adı Şêx Şerif’tir. Çünkü Kürtler arasında saygın bir yere sahiptir. 2006 senesinde yapılan kongre kararı ile ismini ‘Bediüzzaman Saidi Kurdi’ olarak değiştirdik. Kongre kararı ile camimizin yan taraflarındaki dükkanları da satın alarak cemaatimizin hizmetine sunduk.“
Sosyal faaliyet
Caminin sadece bir ibadet yeri olmadığını dile getiren Boztimur, camiyi aynı zamanda birlik ve dayanışmayı sağlayan bir kurum olarak gördüklerine vurgu yapıyor. Boztimur devamla „Camimizi sadece namaz kılma, oruç açma yeri olarak görmedik. Şayet öyle görseydik namazımızı evlerimizde kılardık. Cami aynı zamanda mücadelemiz ve dayanışmamızı sağlama yeri yaptık“ diyor.
Dini aktivitelerin yanı sıra sosyal aktivitelerin de camide sürdürüldüğünü söyleyen Boztimur, bu aktiviteler konusunda da şunları belirtiyor: „Camimizin 125 kayıtlı öğrencisi bulunuyor. Öğrencilerimiz, matematik, İngilizce, Kuran-ı Kerim konusunda ders alıyor. Bunun dışında tarih derseleri de veriliyor. Bu derse ilgi her geçen gün artıyor. Öğrencilerimiz, hocaları eşliğinde futbol turnuvaları da düzenliyor. Ayrıca, çocuklarımızdan oluşan mevlit grubu, dini aktivitelerde ve günlerde mevlit okuyor.“
Kadınlara yönelik de caminin faaliyet yürüttüğünü dile getirine Boztimur, „Kadınlar haftada iki gün eğitimlerini yapıyor. 4 kadın hocamız bulunuyor“ dedi.
Kararlı duruş ve ısrarlı çalışmalarla zorlukları aştıklarını dile getiren Boztimur devamla şunları belirtiyor: „Camimizi açarken Kurdisch İslamischer Verein (Kürt İslam Derneği) ismi ile açmak istedik. Ama buna izin verilmedi. Daha önceleri insanlarımıza ulaşmakta zorluklar yaşıyorduk. Kararlı duruşumuz ve çalışmalarımız sayesinde tüm zorlukları aştık. Şimdiki pozisyona ulaşmış bulunmaktayız. Devletten herhangi bir yardım almıyoruz. Tümüyle halkımızın bağışlarıyla çalışmalar yürütülmektedir.
Ziyaretlerimiz, dinler arası kültür bağının oluşmasına ve dayanışmaya büyük bir katkı sağlıyor. Camimizin diğer dini kurumlarla da ilişkisi bulunmaktadır. Hıristiyan din adamları camimizi ziyaret ediyor. Biz de onların etkinliğine katılmaktayız. Cemevlerini aynı şekilde ziyaret ediyor ve onların etkinliklerine katılıyoruz. Onlar da bizim etkinliklerimize katılıyor. Bremen Belediye Başkanı ve amiri de bu çerçevede camimizi ziyaret etmiş bulunmaktadır. İslam dini zulme karşı olduğundan ötürü tüm ezilen insanları desteklemekte ve onların yanında yer almaktayız.“
‘Ayrım yapmıyoruz’
Cami imamı Yusuf İnal da, dil, mezhep, siyasi görüş ayrımını yapmadan herkese hizmet etmeyi amaçladıklarını söyledi. İnal, „ Tüm ibadethaneler Beytullah’ın evidir. Camilerimiz, Allah’ın yolunda ve adaletle yönetiliyorsa orası camidir şayet yönetilmiyorsa cami değildir. Camimiz, İslami kuralları dil, mezhep, siyasi görüş ayrımı yapmadan herkese aktarmaktadır. Dinimiz insanların kendi milletini sevmesi ama hiçbir milletten üstün tutmamasını emretmektedir. İslam zulme karşı olduğundan ötürü tüm ezilen insanları desteklemekte ve onların yanında yer almaktayız. Türk halkı zulme uğramış olsaydı, Türk halkının yanında yer alacaktım. Çünkü İslam bunu buyuruyor“ şeklinde konuştu.
Türk devletinin tek devlet, tek dil, tek millet, tek bayrak şeklinde Kürtleri yok saydığını bunun ise İslam’ı yok saymak olduğuna işaret eden İnal, sözlerini şöyle sonlandırıyor: „Türk devleti her gün insanları tutukluyor ve öldürüyor. Bu yapılanları İslam kabul etmez. Bize düşen ise zulme karşı durmaktır. Halkımızı bu konularda bilinçlendirmeliyiz. Son olarak tüm halkımızı kurumlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz. Halk mücadelemizdeki tüm insanlarımıza Allah’tan kolaylıklar dileriz.“
İLYAS ERSÖZ/BREMEN