HDP, 1 Kasım seçim sonuçlarını yetkili kurullarıyla masaya yatırıyor. Cumartesi günü HDP İl Eşbaşkanları, dün de PM üyeleri Eşbaşkanlar başkanlığında HDP Genel Merkezi'nde biraraya geldi. 

Her bir eşbaşkanın kendi bölgesindeki durumu raporlarla sunduğu toplantıdaki değerlendirmeler dünkü PM toplantısında ele alındı. PM toplantısında sonuçlar da MYK tarafından değerlendirilerek bir planlamaya tabi tutulacak. 

İl Eşbaşkanları toplantısı öncesinde konuşan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 1 Kasım öncesinde seçim çalışması değil, yükselen savaşa karşı bir barış kampanyası yürüttüklerini ifade etti. "Bizler 7 Haziran'dan bu yana seçim kampanyası yürütemedik, gerçekleşen şeye de seçim diyemeyiz. Bunun adına adil bir seçim diyemeyiz" diyen Demirtaş, Türkiye tarihinde hiçbir zaman eşit adil bir seçim yapılmadığını ancak 1 Kasım kadar manipüle edilmiş bir sürecin de hiç yaşanmadığını ifade etti. 

7 Haziran sonrası Saray merkezli bir karar alındığını vurgulayan Demirtaş, 1 Kasım'a götüren süreci şöyle özetledi: 


Saray kaosu planladı

"Durumu kabul etmiyoruz, duruma el koyuyoruz dediler. Bunun diğer adı darbedir. Bütün sisteme el konuldu. Masa başında bir plan oluşturuldu. Saraya biat etmeyenler vatan haini ilan edilecek herkes HDP düşmanlığı etrafında birleştirecek ve saldırıların hedefi haline getirilecek. Katliamlar devreye sokulacak; HDP katliamla kanla gözyaşıyla anılacak, parti binaları yakılıp yıkılacak ve seçime gidilecek. Seçmenin neyin ne olduğunu anlamadan bir kaos ortamı yaratılacak bir oldu bittiyle seçimden sonuç alınacak, ondan sonrası tek partili AKP iktidarıdır o zaman istediğimizi yaparız! Bu sarayda planlandı.


MHP sonuçlardan memnun

MHP, AKP'ye destek vermiştir. Sokakta adamlarına tetikçilik yaptı hem de gizli ittifak yapıldı. Bunun için ortaklaşma yaşandı. Yaşadıkları durum şok edici bir durum değil, bundan rahatsızlık duymuyorlar, arzu edilen bir sonuçtur. "


Silah zoruyla oy budur

Şimdi HDP'den bu kaos planı çerçevesinde yapılanlara saygı duyulmasının beklendiğini kaydeden Demirtaş, "Kan ile terörle elde etiğin bu sonucun neyine saygı duymamızı bekliyorsun. Adına da seçim diyorlar orta da seçim falan yok. Bize silah zoruyla oy aldı diyenler silah zoruyla yüzde 49 oy aldı. Asıl silahı terörü kullananlar bugün iktidardılar. Bunu bizler ve sizler yerinde tanıklık ettik" diye konuştu. 


Her şeye rağmen yüzde 11

Tüm saldırı ve engellemelere rağmen HDP'nin yüzde 11 oy aldığına dikkat çeken Selahattin Demirtaş, şöyle devam etti: "Sizin bize sunmuş olduğunuz tek şey katliamdır. Biz kendi ayaklarımız üzerinde duruyoruz. Hiç kimsenin hiçbir kirli desteğini almadık. Hadi bu yüzde 11 oya ne diyeceksiniz ne yafta yapıştıracaksınız? Sadece seçim arifesinde 150 arkadaşımızı katlettiniz. O şekilde yüzde 11 aldık. Muhtarları toplayıp yüzde 11 tehditle alındı mı diyecekler. Efendim bu sandıklarda HDP oyları ful çıktı diyordular. Şimdi binlerce sandıkta AKP oyu ful çıktı. Bunlara teslim olacak boyun eğecek halimiz yok. Biz sadece sandıkta olmuş bir parti değiliz. Biz yoksulun emekçinin kadının gencin partisiyiz. Bizi asıl var eden mücadele alanlarıdır. Bu korku ortamına rağmen halkımızın her yerde cesurca durmasına karşı görev ve sorumlulukla karşı karşıyayız."


Hücrelerimize kadar direniriz

"Zulüm ve baskının meşruiyeti olmaz" diyen Demirtaş, "Yüzde 50 oy aldık istediğimizi yaparız derlerse sadece ülkenin yüzde 1'i onları durdurabilir" ifadesini kullandı. Demirtaş devamla şu uyarılarda bulundu: "Bu ortamı iyi tahlil etmelerini umuyoruz. Dayatmacı oldu bitti ile halkın iradesini yok sayan bir dikta rejimini yaratmaya yönelik her türlü uygulamanın karşısında hücrelerimize kadar direniriz. Nasıl bir güç olduğumuzu onlar bizden daha iyi biliyorlar. Biz sıradan bir parti değiliz büyük bir halk gücüyüz. Dayandığımız zemin meşruiyet, haklılıktır."


En acil görev yeni anayasa

"Yeni dönem parlamentosunun önünde en acil görev yeni anayasadır" diyen Demirtaş, darbe anayasından kurtulmanın öncelikli görevleri olduğunu belirtti. Yeni ve özgürlükçü anayasayı tartışmaya hazır olduklarını söyleyen HDP Eşbaşkanı, 

"Halk ve toplum sözleşmesi olsun diye anayasa tartışması başlatacağız. Kürt sorunun çözümü için büyük bir fırsattır. İnanç, Kadın, Çevre, Emek sorunun çözümü için bu bir fırsattır. Bütün bu sorunlar varken tek derdimiz başkanlık mı? Mevsimlik işçinin, HES'lerle doğası talan eden çiftçinin, kendi dilini kullanmadığı için Cizre'de, Silvan'da katledilen Kürt gencinin, her gün sokakta katledilen, tecavüze uğrayan ve tecavüzcüsü mahkemelerde ödüllendirilen kadınların, dün üniversitelerde yerlerde sürüklenen gençlerin sorunu başkanlık sorunu mu? 


Diktatörlüğe evet demeyiz

Bu anayasanın bütün tarafları da doğru da başkanlık maddesi mi eğri? Anayasa zaten deve ya. AKP başkanlı teklifinde bulunmuyor. Önerdikleri tek adam yönetimidir. Adına başkanlık diyorlar ama bildiğin tek adam diktatörlük sistemi. Tek adam sistemine evet demeyiz."

Yerinden yönetim modelini önerdiklerinin altını çizen Demirtaş, "Biz yerel yönetimlerin güçlenmesini öneriyoruz. Peki, siz ne öneriyorsunuz?" diyerek de CHP'ye seslendi. "Biri tek adam yönetimi öneriyor diğeri eski rejimde ısrarcı" diyen Demirtaş, "Adına başkanlık deyip altına diktatörlüğü sakladığınızda bunu kabul etmeyiz bizi kandıramazsınız. Biz dikta rejimine payanda olamayız. Bu ülkeyi kendi elimizle tek adama teslim edemeyiz" diye belirtti. 

Demirtaş, 1 Kasım seçim sonuçlarını değerlendirerek, özeleştiri yapacaklarını ve halkın karşısına çıkacaklarını belirterek konuşmasını noktaladı.


Otoriterlik tahkim edildi


HDP'nin 1 Kasım seçimleri ardından dün yapılan ilk PM toplantısından önce konuşan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, 1 Kasım sonrası yeni bir süreç başladığını belirterek, "Bizim için bu sürecin tanımı yine bir mücadele dönemidir" dedi. 1 Kasım seçimleri gibi tarihte ender görülen "anormal bir seçimin" arkasından yeniden başlama iradesini ortaya koyduklarını belirten Yüksekdağ, 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadar geçen 5 aylık süreci "değişim ile statükonun mücadelesi, ileri gitmek isteyenlerle bütün Türkiye'yi geriye çekmeye çalışan güçlerin mücadelesi" olarak tanımladı. 

Yüksekdağ, "AKP tek başına iktidara gelmezse kaos olur" diyenlerin 7 Haziran seçimlerinin ardından planlı bir kaos sürecini ortaya koyduğunu vurguladı. 


Çürük zafer

Sandıkların kurulmuş olmasının, sandıklardan çıkan sonucun tartışmasız olduğu anlamına gelmeyeceğini söyleyen Yüksekdağ, "Eğer bir mücadeleyi gayri meşru yollardan kazandıysanız elde ettiğiniz sonuçtan övünmeye hakkınız yoktur. Bugün AKP ve Saray'ın elde ettiği yüzde 49 oy sonucundan övünmeye hakkı yoktur. Onların övündükleri ve sürdürmekte ısrar ettikleri tek şey savaş ve zor politikalarıydı. Bu çürük bir zafer geleceği olmayan bir zaferdir" diye konuştu. 

AKP'nin bir bütün dönem boyunca toplumu zorla ve diktatörlükle yönetmek istediklerini söyleyen Yüksekdağ, "Onların gelecek konsepti, 2023 vizyonu zorla ve baskıyla sandığa götürülen, tehdit ve şantajla oyu alınan bir halk yaratmaktır. Kendilerinin zoruna ve iktidarına biat eden bir toplumsal yapı yaratmaktır" dedi. 


Operasyon iktidarı

Başkanlık rejiminin de bu öne çıkan ve şiddet, baskı ve zor sistemi olduğunun altını çizen Yüksekdağ şöyle konuştu:

"Kendi istedikleri otoriter değişikliği değiştirmenin peşindeler. Başkanlık rejimi, 93 yıllık cumhuriyetin daha otoriter anlayışla tahkim edilmesinden başka bir şey değildir. Biz bu politikalara razı değiliz. Yüzde 51 razı değil ve yüzde 51 çok şeydir. Yüzde 11 çok şeydir. Bizler HDP olarak çoğulcu demokratik anlayışı temsil edenler olarak gücümüzün farkındayız. Yüzde 49'a dayanarak 4 yıl boyunca halkın bütün isteklerini, geleceği üzerinde ipotek kurulmasına izin vermeyeceğiz. Karşımızda bir siyasi iktidar yok karşımızda bir operasyon iktidarı var. Bunun karışsında ısrarla müzakerelerin başlatılması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Demokratik bir Anayasa için hazırlıklarımızı sürdüreceğiz."


Yenilgiye mahkumsunuz

AKP'nin hala gerçek bir ana muhalefet partisi görmediğini belirten Yüksekdağ, HDP'nin Meclis'te da sokakta da bir ana muhalefet partisi olarak barış ve demokrasinin sözcüsü olacaklarını söyledi. 

1 Kasım'ın üzerinden geçen süre boyunca 9 sivilin katledildiğini belirten ve Silvan'da polis tarafından babası katledilen 7 yaşında Poyraz adlı çocuğun "Biz Kürt'üz, biz halkız, bizi vurdukça çoğalırız" sözlerini hatırlatan Yüksekdağ, "7 yaşındaki çocuğa bu sözleri söyleyen zulüm yenilmeye muhtaçtır. Bu sözleri söyletiyorsanız eğer sizin iktidarınız gayri meşrudur. Sizin bu zulüm iktidarınızı 8 yaşındaki o çocuk nasıl tanıyorsa biz de tanıyoruz. Bu zulüm iktidarını tanımayacağız" dedi. 


Yeni bir dönem

AKP ve Saray iktidarın karşısında barışın ve çözümün önünün açılması için kararlı bir mücadeleyi sürdüreceklerini yineleyen Yüksekdağ, "Önümüzdeki süreçte geniş ve büyük bir demokrasi blokuyla, bütün barış ve özgürlük güçlerini emek güçlerini birleştireceğimiz yeni bir emek gücünü hep birlikte açabiliriz. Bizler bu inançla yeni bir dönemi örgütleyeceğiz. Bizler ve bu süreçte mücadele eden, yitirdiğimiz tüm canlarımız Mevlana'nın deyişiyle saraylara mermer olmayı reddetmiştir. Saraylara mermer olmaktansa toprak olmayı tercih etti. Bizler toprağız, bu ortak vatanın toprağı ve bizim bağrımızda geleceğin gülleri açacak" ifadesinde bulundu. n DİHA/ANKARA


Örgütlenme hamlesiyle yanıt 


İl eşbaşkanları toplantısında seçim sonuçları ve AKP'nin savaş konsepti değerlendirildi. 

AKP'nin seçim öncesinde başlattığı ve seçim sonrasında devam ettirdiği "manipülasyonlarına" ve kendisine "zafer atfedip" muhalefeti de "başarısızlık üzerinden teslim almaya" yönelik yaklaşımlarına dikkat çekilen toplantıda, partide daha büyük bir kenetlenmenin ve bunun yaratacağı direncin ortaya çıkarılması üzerinde görüş birliği ortaya çıktı. 

HDP açısından "sonuna kadar özeleştiri mekanizmalarının işletilmesi" ama buna karşı hükümetin kendilerine dayatılan politikalara "teslim olunmaması" görüşünün öne çıktığı toplantıda, saldırılara karşı örgütsel atılımla cevap verilmesi isteği ön plana çıktı. Buna göre hızlı bir şekilde mümkün olan en kısa zamanda örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilmesi, 

PM ve MYK üyelerinin illere ve yerellere dağıtılması yönünde görüş birliği çıktı. 

HDP Kongresi'nin Ocak ayı başında yapılmasının hedeflendiği toplantıda, kongre öncesinde yerellerden başlayarak seçim sonçlarının değerlendirildiği yerel konferansların gerçekleştirilmesi ve bu sonuçlar üzerinden bir merkezi konferans düzenlenmesi önerildi. Büyük kongre ardından da il kongreleriyle örgütlenme hamlesinin tamamlanması planlanıyor.