Türk cezaevlerinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan tutsakların koğuşları basılıyor, eşyalarına el konuluyor, B1 ve B12 vitaminleri verilmediği gibi en temel ihtiyaç olan tuz ve şeker bile esirgeniyor.

Cezaevindeki iki oğlundan birinin 28 gündür eylemde olduğunu söyleyen Şemse Engin, “Açlık grevine girdiği için görüş yasağı getirilmiş. Görüşlerine gidemiyoruz. Zulme karşı mücadele haktır” dedi.

Rehin tutulduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 8 Kasım’da süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in eylemi, 3. ayına girdi.

Güven’in ardından Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar da 27 Kasım’dan itibaren süresiz-dönüşümlü açlık grevleri başlattı. Tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, aynı taleple başladıkları açlık grevlerine cevap verilmemesi halinde bir üst aşamaya geçeceklerini bildirdi. Nitekim 16 Aralık’tan itibaren 8 farklı cezaevinde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi, bugün 22. gününde devam ediyor. 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 21. gününde, 26 Aralık’ta 12 cezaevinde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi de 12. gününde devam ediyor. Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemlerine 16 Aralık’ta 39, 17 Aralık’ta 9, 26 Aralık’ta ise 42 tutsak katıldı. Cumartesi günü de Bandırma Cezaevi, Alanya Cezaevi, Kayseri Cezaevi, Tarsus Cezaevi, Tokat Cezaevi, Hilvan Cezaevi ve Siverek cezaevlerindeki bir grup tutsak daha dahil oldu.

B12 ve B1 verilmiyor

Tutsaklara yönelik hak ihlalleri de açlık grevlerine rağmen devam ediyor. Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklara B1 ve B12 vitaminlerinin hiç verilmediği öğrenildi. Açlık grevindeki tutsaklara disiplin soruşturması başlatıldı; sohbet ve diğer hakları gasp edildi. Soruşturma başlatılan açlık grevindeki tutsakların mektup alması ve göndermesi de engelleniyor.

Cuma günü tutuklularla görüşmeye giden avukatlar, İsmet Akın, Davut Önder, Sedat Alçiçek, Emrah Ubiç, İsa İpekli ve Kerem İmrak’ın 26 Aralık’tan bu yanan açlık grevinde olduğu bilgisini paylaştı.

Koğuştaki masayı da aldılar

Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Zelal Başboğa (22), babası ile yaptığı telefon görüşmesinde yaşananları paylaştı. baba İzzettin Başboğa, şöyle aktardı: “Tüm cezaevlerinde var olan rutin sıkıntılar devam ediyormuş. Bunun dışında sürekli olarak yapılan aramalarda çarşaflarını ve nevresimlerini yırtmışlar. Koğuşlarındaki masalarını almışlar. Açlık grevlerinde verilmesi gereken limon, tuz ve şeker ihtiyaçları son 5 gündür hiç verilmiyormuş. Bunlara rağmen morali çok yüksek. Kızım, eylemlerini tecrit son bulana kadar devam ettireceklerini söyledi.”

“Anne-baba olarak çocuklarımızın yaşamasını istiyoruz” diyen baba Başboğa, “Gayemiz çocuklarımızı en güzel şekilde yaşatmaktır. Fakat şu an kendi inisiyatifiyle bir karar verdi. Bu zamana kadar çocuklarımızın verdiği tüm kararlarının arkasında olduk. Verdikleri bu karara da saygı duyuyoruz” dedi.

Bu böyle gitmez

 Ciddi sıkıntıların yaşandığına dikkat çeken Başboğa, “Hukukun olmadığı bir ortamda yaşıyoruz. Suriye sahasında yaşananlardan ekonomiye pek çok sorunla karşı karşıyayız. Türkiye’nin bir çıkış yakalaması gerekiyor. Bunu yapacak etkili bir muhalefet ise yok. Gündemi birileri belirliyor. Muhalefet ise o gündem ekseninde dönüp duruyor. Bu sıkıntılı süreci anlatabilmek, baskının kırılmasını sağlamak için açlık grevleri yapılıyor. Ben inanıyorum ki bu sıkıntılar aşılacak. Çünkü bu böyle gitmez. Bir şeylerin değişeceğine olan inancım tam” diye konuştu.

Talepe cevap verilmeli

 Kendilerinin ve ilgili kurumların açlık grevlerini yeterince anlatamadığını kaydeden Başboğa, şunları söyledi: “Yıllardır ailesiyle, avukatlarıyla görüştürülmeyen bir kişi var. Bu kişinin üzerindeki tecrit kaldırılarak, görüşmelerin gerçekleşmesi gibi bir talepleri var. Bu insanlar bu talep için canlarını ortaya koydular. Bunu sürdürmekte kararlılar. Daha kötü olaylara sebebiyet vermemek için insanların sağduyulu olması gerekiyor. Sorumlular mutlaka kulaklarını açmalı. Tüm toplumun yaşadığı sıkıntıları aşmanın yolu taleplere yanıt vermek, cevap olmaktır.”

Koğuşlarına baskın

Antep L Tipi Kapalı Cezaevi’nde yakınları tutulan aileler; cezaevi yönetiminin açlık grevindeki tutsaklara baskı uyguladığını aktardı. Gece saatlerinde koğuşlara baskın yapılırken tutsakların günlük yaşamda kullandığı eşyalara el konuldu. Tutsaklara vitamin de verilmiyor.

Anneleri konuştu

 Tutsak annesi Sinem Erol, tecridin son bulması için başlatılan eylemlere ses olunması gerektiğinin altını çizdi. Erol, şöyle konuştu: “Leyla Güven bu eylemiyle beraber, tarihi sorumluluğu omuzlamıştır. Zulüm ve ırkçı güçler bu eylemle beraber yıkılmış ve hüsrana uğratılmıştır. Yıllardan beridir cezaevlerinde tutuklular üzerinde ağırlaştırılmış bir tecrit var. Tarihte açlık grevlerinin elde ettiği kazanımlar vardır. Bu eylemle tecridin bir insanlık suçu olduğu tüm dünyaya duyurulmuştur. Biz canı gönülden inanıyoruz ki Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevi eylemi başarıya ulaşacaktır. Sonuna kadar da destek veriyoruz.”

 

Kemal Pirler’in ruhu canlandı

 Esmer Koç ise cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerini selamlayarak, “Tek talepleri var o da bu tecridin bir an önce son bulmasıdır” dedi. Cezaevlerinin zulüm karargahlarına dönüştürüldüğünü söyleyen Esmer Koç, “Türkiye cezaevleri suçsuz insanlarla dolmuş taşıyor. Cezaevlerinde başlatılan bu eylem, mücadelenin dili ve özü haline gelmiştir. Çok iyi bilinmelidir ki mücadele hiçbir zaman bitmeyecektir. Leyla Güven bu eylemle beraber Kemal Pirler’in ruhunu cezaevlerinde canlandırmıştır. Biz de sonuna kadar destekliyoruz. Gelin hep beraber tecridi kıralım, barışı getirelim” şeklinde konuştu.

Zulme karşı mücadele haktır

 Şemse Engin de cezaevlerine ses olunması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi: “Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine her gün bir yenisi ekleniyor. Biz çocuklarımızın görüşüne gittiğimizde olmadık muamelelerle karşılaşıyoruz. Yemeklerinden tutun, banyolarına kadar her şey zulüm. Benim iki tane oğlum cezaevinde. Bir tanesi tecridi kırmak amacıyla 27 gündür açlık grevinde. Açlık grevine girdiği için görüş yasağı getirilmiş. Görüşlerine gidemiyoruz. Zulme karşı mücadele haktır. Leyla Güven’in durumu gün geçtikçe ağırlaşıyor. Kürt halkının Leyla Güven’e ses olması gerekir. Susmayın, Leyla’nın mücadelesini büyütelim, zafere ulaşalım.”

 
 

Çok büyük bir mücadele

 

Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine ses vermek gerektiğini belirten şair, fotoğraf sanatçısı Mehmet Özer, “Leyla Güven en temel insan hakkını savunup, tecride karşı kendini açlığa yatırmış durumda” dedi. Şair Mahmut Temizyürek de Güven’in çok büyük bir mücadele verdiğini söyledi.

Fotoğraf sanatçısı ve şair Mehmet Özer, Güven’in sesine yanıt olma çağrısında bulundu. Özer, “Ne büyük acıdır ki insan sözünü toplumun büyük kesimine ulaştırabilmek için bedenini açlığa yatırır ve kendini aslında ölüme yatırarak, görünür kılmak ister. Ne büyük acıdır ki bu çığlığa sessiz kalınır. Bugün Leyla Güven’in sesine ses olmak gerekir” dedi. Herkesin yaşam hakkının kutsal olduğunu söyleyen Özer, şöyle devam etti: “Leyla Güven en temel insan hakkını savunup, tecride karşı bedensel ve ruhsal bütünlüğü savunmak için kendini açlığa yatırmış durumda. Tecridin amacı toplumsal itiraz dilini ortadan kaldırmak ve muhalefeti sindirmektir. Sessizleştirerek, yok sayarak kendi siyasal süreçlerinin meşrutiyetini kanıtlamaktır. Buna karşı bugün büyük bir itiraz vardır. İtiraz da insanların bedenini ölüme yatırmasıdır.”

Şair Mahmut Temizyürek de tecridin bir kör düğüm haline geldiğini belirterek, şunları söyledi: “Devletin inatlaşması bu ülkeyi uçuruma doğru sürüklüyor. Biran önce bu baskıların kalkması ve siyasi mahkumların serbest bırakılması gerekiyor. Bunun içerisinde tecrit de var. Leyla Güven çok büyük bir mücadele veriyor.”

   

İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Fatin Kanat ise Leyla Güven’in halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekili olduğu hatırlatmasında bulunarak, tecridin Birleşmiş Milletler (BM), Helsinki Sözleşmelerine taraf olan Türkiye Cumhuriyeti için kendi hukukunu çiğneme anlamına geldiğine dikkat çekti. Kanat, “Umarım Leyla Güven’in başlattığı bu açlık grevi yeniden demokratik kanalları açar. Ölümlere dönüşmeden daha acı sonuçlar yaşanmadan bir yol kanal açılır ve çözüm yolu tekrar gündeme gelir” dedi.


Leyla Güven için baskın

 

HDP Mardin İl binası önceki akşam basıldı. Öcalan üzerindeki tecrit uygulamalarına karşı açlık grevinde olan Leyla Güven’e ilişkin hazırlanan ve Antalya 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından hakkında toplatma kararı alınan stickerlara polislerce el konuldu. Stickerların yanı sıra parti binasında bulunan Leyla Güven afiş ve pankartları ile resminin bulunduğu önlüklere de el konuldu. HDP Genel Merkezi tarafından tüm parti örgütlerine gönderilen ve üzerinde Leyla’nın isminin bulunduğu genelgeler de polislerce el konulanlar arasında yer aldı. Polisler el koydukları malzemeleri aldıktan sonra parti binasından ayrıldı.