Son 30 yıldan beri silahlı mücadele biçiminde gündemde kendisini tutan Kürt sorunu, onbinlerce kişinin ölümüyle sonuçlandı. Baskı ve zulme maruz kalan ailelerden biri de Abi ailesi...Wan'da Barış Annesi Şirin ve 15 yıl cezaevinde kalan Eşi Ferzende Abi'nin yaşam ve mücadele öyküsünde baskıyı, zulmü ve isyanı görmek mümkün...
Şirin Abi'nin eşi Ferzende Abi, kimliğinden dolayı toplam 230 gün işkence görür, 11 defa tutuklanır ve 15 yıl hükümlü olarak cezaevlerinde kalır. Kızı Evîn, babasına uygulanan işkencelere, polis baskılarına tahammül edemeyerek, genç yaşında dağa çıkar ve iki yıl sonra; 1994'te yaşamını yitirir. Senelerce kızlarının akibetini öğrenemeyen Abi ailesi, 2008 yılında Evîn'in Payîzava'daki (Gürpınar) kırsalda bulunan, 49 gerillayla birlikte bir toplu mezarda gömülü olduğunu öğrenir.
Abi ailesi, çocukları da dahil sürekli tutuklanıp, işkence ve baskılar yaşadıklarından dolayı çalışacak imkan dahi bulamazlar. Abi ailesi, kızları Viyan'ın iş bulduğunda, polisin iş sahiplerine baskıları sonucu işten çıkarıldığını, bunun yanında sürekli tutuklanarak cezaevinde kaldığını anlatıyor. Bütün bunlara katlanamayan kızları Viyan da 2005 yılında dağlara çıkar.  

Barış Annesi Şirin Abi ise ilk olarak 1996 yılında eşi ile birlikte tutuklanır. İşkence hücresinde 25 gün süren insanlık duygu ve onurunu aşan işkence yöntemlerine maruz kalırlar. Ferzende Abi, kendisinde mevcut prostat kanserinin de o ağır işkencelerden dolayı olduğunu, o süreçte maruz kaldığı işkencelere dair aldığı tıbbi raporun elinden alınarak imha edildiğini, bu şekilde hastalığı kanıtlayacak delillerin de böylelikle ortadan kaldırıldığını anlatıyor.


Anne Abi ile, mücadele azmiyle dolu öyküsü hakkında söyleştik. 


Şirin Ana, seni barış anaları eylemlerinde, son olarak da canlı kalkan ve barış aktivisti Yıldırım Ayhan'ın vurulduğu eylem yerlerinde gördük.Çalışmalarına dair bize bilgi verir misin?
Ailece bize karşı Bêşebab'da (Beytüşşebap) başlayan baskılardan dolayı, zorunlu olarak göç edip Wan'a geldik. Devlet bize, 'siz burada yaşayamazsınız' dedi ve oralarda yaşamamamız için her türlü baskı ve zulmü uyguladı. Onun için evimizi-barkımızı terk edip, Wan'a taşındık. Ancak baskılar burada da devam etti. Yalnız benim değil, etrafımızdaki annelerin de sürekli çocukları katlediliyordu. Bu kirli savaşın, akan kanın durması ve barışın olması için, şehit annesi ve şehit annesi olmayan anneler bir araya gelerek, bu konuda ne yapabileceğimizi düşünüp tartıştık. Bu tartışmalar sonucu, Barış Anneleri İnisiyatifini kurarak, barış taleplerimizi duyurmak için çalışmalar yürüttük. Bu yılki ve 2005'teki canlı kalkan eylemlerine katıldık. Taleplerimizi duyurmak için defalarca Ankara'ya giderek, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve benzeri mercilerle görüşerek, barışa dair taleplerimizi dile getirdik. Ama şimdiye kadar yaptığımız bu çağrı, eylem ve taleplerimiz hiç ciddiye alınmadı. Hala Kürdistan'da kirli bir savaş sürüyor ve analar ağlıyor. İster asker, ister gerilla olsun, biz barış anneleri olarak artık çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz. Bu yüzden barışa dair talep ve eylemlerimize devam edeceğiz. En sonunda biz kazanacağız, barış kazanacak. Biz barış anneleri olarak buna inanıyoruz.

Eşin sürekli cezaevinde olduğu için çalışma imkanı da yok. Peki, sen ve çocukların neyle, nasıl geçindiniz?

Eşim cezaevlerine girmeden önce durumumuz çok iyiydi. Çünkü eşim inşaatlarda müteahhitlik yapıyordu ve iyi para kazanıyordu. Ama onun sürekli tutukluluk ve hükümlülük süreçleri yaşaması, bizi çok mağdur etti. Ben yaptığım el işleri ve dikişlerle geçimimizi sağlamaya çalıştım. Ama şimdi de durumumuz çok iç açıcı değil. Ferzende'nin ağır sağlık sorunları ve tedavisi de ağır bir yükümlülük. Yaşadığımız şartlar çok iyi olmasa da, yaşamaya ve barış için mücadele etmeye devam ediyoruz.

Ne zamandan beri barış annesi olarak çalışıyorsun? Şu anda bu çalışmalarından dolayı sana herhangi bir baskı var mı?
Ben barış anneleri çalışmalarıma 1990'da başladım. Ülkemize halen barış gelmediği için bu çalışmalarıma devam ediyorum. Şu anda 23  barış annesiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ağır hasta olmasına rağmen, eşim bana çok destek veriyor. Yani çalışmalarıma engel olmadığı gibi; bir de çalışmam için bana destek sunuyor. Ama devlet, bu çalışmalarımdan dolayı rahatsız olup, bana karşı davalar açıyor. Açılan davalardan birinde 5 yıl ceza aldım. Aldığım bu ceza çerçevesinde, 5 yıl siyasi açıklama yapma yasağı aldım. Ama ben barış isteyen ve barış için mücadele eden bir anneyim. Bu taleplerimi konuşmadan nasıl dile getirebilirim ki? Bana ne kadar ceza verilir, baskılar uygulanırsa uygulansın, benim barış için mücadelem devam edecektir. Onun için 'Berxwedan Jîyan e' (Direnmek yaşamaktır) diyorum.

GÜL GÜZEL/WAN