
Şemdinli’ye 40 kilometre uzaktaki sınır bölgesinde bulunan Garê Köyü, İran, Irak ve Türkiye resmi sınırlarının ortasında yer alıyor. 1986-1988 yılları arasında İran ile Türkiye arasında serbest pazarın yapıldığı alan olan bölgede, 1990 yılından sonra köylüler koruculuk sistemini kabul etmedikleri için sınır noktasında bulunan ve köylülerin tarım ve hayvancılık yaptığı yaylaların tamamı yasak kapsamına alındı. Mirgesor, Tatesila, Meydanuk, Gediktepe, Taliçiçka, Molemerz, Terazin, Spiyayoko, Gere, Senbila, Mezargediği ve Mirgesov yaylaları „yasak bölge“ kapsamına alınırken, sivillerin girişi de yasaklandı. Yasaklamadan sonra bölgede bulunan Gediktepe’ye askeri birlik yerleştirilirken, Tanyolu (Gelişim) Köyü’ne askeri karakol yapıldı. Binlerce askerin konumlandığı iki bölgeden dolayı köylüler artık evlerinden dahi çıkamaz duruma geldi. Gediktepe’deki askeri birlik, 2010 yılında HPG’nin yaptığı baskından sonra oradan alınırken, köye 5 kilometre uzakta bulunan Masiro Dağı’na yeni birlikler yerleştirildi. Ağır silahlarla donatılan askerlere, bu yıl yeni birlikler de takviye edildi.
Her tarafa mayın döşendi
Yasaklama ve askeri birliklerin konumlanmasından sonra Masiro Taburu’ndan, Xakurkê ve Haruna bölgesine kadar olan geniş hatta, „PKK’liler geçiş yapıyor“ gerekçesiyle mayınlar döşendi. Bütün yollar ve stratejik tepeler mayınlanırken, hiçbir önlem alınmadı. Sadece o dönemde karakol yetkilileri, mayınların krokisini köyün muhtarına vererek, köylülerin tedbirli davranmaları istendi. Mayınlı bölge olduğu gibi dururken, bu kez de son iki yıldır bölgenin her iki tarafı İran askerleri tarafından mayınlanmaya başlandı. Türkiye’nin 2014’e kadar mayınların temizlenmesine yönelik imzaladığı uluslararas anlaşmalar gereği yeni mayınları döşeyemediği, bunu İran üzerinden yaptığı iddia edildi. Tarım ve hayvancılığın tamamen bittiğini ve sürekli operasyon ve top atışlarından dolayı ölüm riskiyle yüz yüze yaşadıklarını belirten köylüler ise, devletin bölgeyi boşaltmak için bilinçli olarak baskı ve ambargo uyguladığını kaydetti.
Ölümle yüz yüze yaşam
Köylerinin açık cezaevine çevrildiğini anlatan Halil Akbaş, 1988 yılına kadar köylerinin serbest bölge olduğu ve İran ile Irak’la birlikte ortak pazarları olduğunu dile getirdi. 1990’dan sonra koruculuğu kabul etmedikleri için ortak pazarın kaldırılmasından sonra bölgenin mayınlanarak yasak bölge kapsamına alındığını dile getiren Akbaş, „Eskiden serbest bölgenin yanı sıra yaylada binlerce hayvan besliyorduk. Yüzlerce insan bu şekilde geçimini sağlıyordu. Şimdi ise her yer mayınlı etrafımız askerlerle çevrilmiş durumda. Top ve silah seslerinden dolayı evlerimizden bile çıkamıyoruz. Tarım ve hayvancılık tamamen bitmiş durumda. Köyümüzün dışına çıkamıyoruz. Yetkililer artık bu soruna bir çözüm bulmalıdır. Bu uygulamalarla birlikte bölge boşlatılarak insansızlaştırılmak isteniyor“ dedi.
Yasak deliniyor
Meydanok Yaylası’nda yasağa rağmen geçimini sağlamak için 3 aileyle birlikte çadır açarak yaşam mücadelesi veren Osman Akbaş ise, „Bu bölgenin büyük bölümü şu an PKK’nin denetimindedir. Yukarımızda Gediktepe, onun hemen önünde Hacibekir Çayı ve Xakurkê bulunuyor. Sağımızda Şehit Beritan Tepesi ile önlü Dalanper Dağı var. Buralarda çok sayıda patlamamış askeri mühimmat bulunuyor. Hatta 1986 yılında askeri operasyon sonrası bırakılan patlayıcıyı elime aldığım sırada patladı ve parmaklarını kaybettim. Şu an bile hava saldırıları sırasında bombalar bulunduğumuz bölgenin yakınlarına atılıyor. Ölümle iç içe olmasına rağmen başka çaremiz olmadığı için gelip burada yaşam mücadelesini veriyoruz“ diye konuştu.
Doğal canlı kalkanız
Son olarak canlı kalkanların bölgeye geldiklerini hatırlatan yayla sakinlerinden Hanife Akbaş, Zubeyda Eren, Beyan Yılmaz ise, canlı kalkanların dönüşünden sonra bölgenin tekrar bombalandığını belirterek, „Bizler burada sürekli canlı kalkan görevini yürütüyoruz. Ölüm pahasına burada duruyoruz. Artık top atışları hava saldırısı bile bir noktada normal hale geldi. Ama normalde düşündüğümüzde bu şartlar altında yaşamak imkansızdır. Artık bizler de normal bir yaşam istiyoruz. Bu baskılar artık son bulsun“ dedi.
SAMİ YILMAZ - DİHA/HAKKARİ