İsviçre Gündemi


İsviçre’nin Zürih kantonunda Al-Huda isimli derneğin İslami okul açma girişimi, kanton yönetimi tarafından reddedildi. Konuya ilişkin dinler arası hoşgörü, dinsel özgürlükler ile İslam dinine bağlı aşırı grupların acımasızca eylemleri tartışılıyor. Normal koşullarda dinsel, kültürel ve kimliksel özgürlükler uluslararası normların gereğidir ve bu konulara bakış bir ülkenin de kültürel seviyesini yansıtır. Zürih kantonunun ret kararı İsviçreli sağ çevreleri sevindiriyor olsa da, radikal İslami gruplarının her gün gazete manşetlerine düşen acımasız katliamları dinsel özgürlüklerden yana olan kesimleri bile savunmasız kılmış gibi gözüküyor. Kantonun ret gerekçesinde “İslam dinini merkezine koymuş bir okul programının, tolerans, diyalog, hoşgörü ve açık fikirlere izin vermemektedir. Buna göre yetişen nesiller İsviçre değerleriyle bağdaşmamaktadır” deniliyor.
İsviçre anayasasında yabancı toplulukların kendi dillerinde ve dinlerinde okul açma hakları korunmaktadır. Fakat anayasa bu iznini ulusal ve uluslararası özgürlük ilkelerine ve diğer dinlere hoşgörü üzerinde kurmuştur. Suriye’deki çatışmalarla birlikte İsviçre’deki İslami okul ve çevrelerin El Nusra, El kaide elamanları çıkarması ve bunları savaşa sürmesi, bu ülkedeki İslami çevrelerin faaliyetlerinin yeniden sorgulanmasına neden oldu.
Türkiye’de kimi saldırıların ve Suriye’deki katliamlara karışan IŞİD üyelerinin İsviçre, Almanya vb. ülke vatandaşı çıkmaları da kamuoyunda uzun süre tartışmalara neden olmuştu. Bu isimlerden ikisi de IŞİD’in Almanya vatandaşı Benjamin Xu ve İsviçre vatandaşı Çendrim Ramadani olmuştu. Zürih kantonundaki Volketswil köyünde İslam merkezi açılmasına izin verilmemesine ilşkin dernek açıklaması bile kantonun okula izin vermeme gerekçesini perçinliyor. İslami dernek “İslami ana okulları Allah’ın yardımıyla, gelecek neslimizi İslam’a karşı akımlardan, fikirlerden ve bu nedenle oluşan günahlardan koruyacaktır” şeklinde açıklama yaparak kararı eleştirmeye çalıştı.
İsviçre’de hemen hemen bütün dinlerin ve özellikle Yahudilerin çok sayıda dini okulu bulunmaktadır. Radikal İslami örgütlerin acımasız katliamlarından, Avrupa’nın birçok ülkesinden savaşa sürülen gençlerin sayısının gittikçe artmasından sonra Kantonun bu gerekçeleri ileri sürerek İslami okula izin vermemesi, birçok İslami kesimi bile sessizliğe sürüklemiş gözüküyor.
Özetle radikal İslami kesimlerin acımasız terör eylemleri Avrupa’da yasakları arttırıyor ama yasaklar söz konusu örgütlere, Hıristiyanlara tepki üzerinden yeni radikal nesiller yetiştirme fırsatı da veriyor. İslami dernek ve çevrelerin İsviçre toplumundan izole edilmiş faaliyetleri, radikal İslami kesimlerin ekmeğine yağ sürecek gibi gözüküyor. Kanton yönetiminin gizli eğitim faaliyeti yerine, açık ve yasal eğitim faaliyetine izin vermesinin faydalı olacağını savunanlar da hayli fazla.
Kamuoyundaki tartışmalar sürüyıor, konunun nasıl şekilleneceğini hep birlikte göreceğiz.