
Stefan Zweig‘in, Şubat 1942′deki dramatik intiharından yalnızca birkaç ay önce tamamladığı Satranç, savaş karşıtı olan yazarın döneme dair görüşlerini yansıttığı sembolik bir eserdir. İlk baskısı 250 adet olarak 1942 yılında Buenos Aires'te çıkan hikayenin İngilizce tercümesi 1944'te New York'ta yayınlanır.
Bir gemi yolculuğu sırasında karşılaşan iki insanın, hayatını satranca adayan ve satranç haricinde hiçbir şey bilmeyen dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic ile savaş döneminde Schutzstaffel tarafından ağır işkenceye maruz kalan Dr. B‘nin hikayesinin anlatıldığı kitapta, yazar birbirine zıt iki toplumsal karakteri işliyor.
Czentovic, küçük yaşta ailesini kaybetmesinin ardından bir papaz tarafından evlat edinilmiştir. Derslerinde başarılı olamayışının yanı sıra birçok işi öfke uyandıracak seviyede yavaş yapan Czentovic, papazın okuldaki açığını kapatması için kendisine özel ders vermesine karşın hiçbir ilerleme kaydedememektedir.
Bir gün, izleyerek öğrendiği satranca karşı olan yeteneği peder tarafından keşfedildiğinde, kentin en iyi satranç oyuncularını yenerek büyük bir heyecan uyandırır. Bir süre sonra da kentin satranç meraklısı Kont Simczic tarafından tüm masrafları karşılanarak satranç okuluna gönderilir.
Kısa sürede satranç oyununun tüm inceliklerini öğrenen Czentovic, aldığı eğitimin ardından birçok başarı elde eder ve sonunda dünya satranç şampiyonu olur. Dünya satranç şampiyonu olmasına karşın körleme oynamayı beceremeyen Czentovic, yıllar geçmesine ve zengin olmasına karşın satranç haricinde hiçbir şey bilmeyen pasif bir insandır. Satranç tahtasının başından kalktığı anda, tuhaf ve neredeyse gülünç bir görünüme bürünmektedir.
Ünlü bir Avustuya ailesinin mensubu olan Dr. B ise Nazi karşıtı çalışmaları sebebiyle Schutzstaffel (SS) tarafından tutuklanmış ve uzun süre Gestapo tarafından psikolojik işkenceye maruz kalmıştır. Kapatıldığı ufacık odanın içerisinde, bir süre sonra beynini meşgul edecek hiçbir şey bulunmayışı, beynini zayıflatmakta ve onu Gestapo‘nun sorularına cevap veren savunmasız bir insana dönüştürmektedir.
Bir gün, sorgu odasında bir paltonun cebinden çaldığı satranç albümü, ona beynini meşgul edecek ve kendisini Gestapo‘ya karşı savunmasını sağlayacak bir silah vermiştir. Lise yıllarında öğrendiği satranç oyunu, uzun süre boyunca onun tek umudu olmuş ve albümde yer alan tüm efsane oyunları kafasında binlerce kez oynamıştır.
Zweig’in Satranç‘ı, bir süre sonra Gestapo’nun sorgu odasından kurtulan Dr. B‘nin ve dünya satranç şampiyonu olan Czentovic‘in birkaç satranç meraklısı tarafından karşı karşıya getirilmesinin öyküsüdür. Küçük bir Hitler modeli olan Czentovic ile, yazarın kendisini eşleştirdiği Dr. B‘nin sıra dışı mücadelesidir.
KÜLTÜR SERVİSİ