• Meclis'te yüksek düzeyde bir oyla kabul edilen 'çerçeve yasa', sorunun çözümü yönünde bir başlangıç adımı olarak önemli ama yasal ve demokratik adımlarla sürdürülmeli.

Seydi FIRAT*

Cumhuriyet kurulduğundan beri devlet, Kürt sorununda siyasi, hukuki, barışçı ve demokratik temelde bir çözüme kendini tamamen kapattı. Bu da çözümsüzlüğü alabildiğine derinleştirdi. Kürt  varlığının inkarı, Kürtçenin yasaklanması; Kürtlerin siyasi  hukuki, kültürel ve  statü yönündeki talep ve girişimleri devlet tarafından en ağır biçimde saldırılara maruz kaldı. İdamlar, katliamlar, asimilasyon uygulamaları, sürgünler, toplu göçertmeler, siyasi yasaklar, işkenceler, faili meçhuller, yüz binlerin hapse maruz kalmaları sistematik biçimde işlenegeldi. Kürt halkına, Kürt siyasetçilerine, Kürtlerin toplumsal, entelektüel ve kültürel dinamiklerine yönelik en insanlık dışı uygulamaların failleri, çoğu zaman ödüllendirildi ya da haklarında açılan davalar kapatıldı.

  Türkiye’nin yüzyıllık Kürt düşmanlığı konsepti, Kürdistan’ın diğer parçalarına olumsuz yansıdı. Çözümsüzlük konseptine, İran, Irak ve Suriye’yi de angaje etmeye çalıştı. Bu yönde etkileyici oldu. Uluslararası alanda diplomatik, askeri siyasi merkezler ve ittifaklar nezdinde Kürt sorununda çözümsüzlüğün sürmesi için yoğun bir efor harcadı.

Bir asır boyu kesintisiz dayatılan çözümsüzlük konseptine karşı Kürt halkı hep mücadele içinde oldu. Kürt Özgürlük Hareketi'nin öncülüğünde son 53 yıllık mücadelenin yoğunluğu ve çerçevesi, bölgesel ve küresel denklemde etkiye yol açtı. Kürt sorununun siyasi ve demokratik zeminde çözümüne yönelik önemli imkanlar ortaya çıkardı. En temel imkan ise Kürt halkında oluşan özgürlük bilinci ve örgütlülük düzeyidir.

Önder Apo, bunu esas alarak Barış ve Demokratik Toplum Stratejisi'ni geliştirdi. Önder Apo, Kürt sorununun siyasi, demokratik  ve barışçıl temelde çözümü için 1993'ten beri çaba harcıyor. Girişimleri, çağrıları ve ateşkesleri, çeşitli provokasyonlar ve komplo tezgahlarıyla akamete uğratıldı. Tüm ağır saldırılara ve maruz kaldığı insanlık dışı uygulamalara rağmen Önderlik duruşunu sürdürdü. Kürt Özgürlük Hareketi de mücadele ve direniş konumunu büyük bir yoğunlukla korudu. 

Kürt sorununun, bölgesel ve küresel denklemde ulaştığı boyut ve çözümsüzlüğün Türkiye’ye ağır faturası ile küresel ve bölgesel konjonktürün hali, devleti de yeni bir yaklaşım geliştirmeye zorladı. MHP Genel Başkanı ve Cumhur İttifakı'nın ortağı Devlet Bahçeli'nin çağrılarıyla devletin Kürt sorununda yeni bir yaklaşım sergileyebileceği olanağı doğdu. Önder Apo da 25 Şubat 2025'te Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'yla yanıt verdi. Kürt Özgürlük Hareketi, çağrıya uydu.

İktidar tarafı, geçen süre içinde işi çok ağırdan aldı ve  sorunun çözümü yönünde nitelikli adımlar atmadı. Bu da Kürt halkında ve kamuoyunda yoğun kuşkulara ve güven kaybına yol açtı. Bir yandan da milliyetçi ve rantçı kesimlerin süreci istismar etmelerine zemin sunarak toplumsal desteği edilgenleştirdi.

Türkiye Meclisi'nde 10 Ağustos'ta yüksek düzeyde bir oyla kabul edilen 'çerçeve yasa', sorunun çözümü yönünde bir başlangıç adımı olarak önemlidir. Bu adım, iktidar ve devlet tarafından başka yasal ve demokratik açılımlarla sürdürülürse çözüm yönünde yol alınabilinir. Bunun için öncelikle Önder  Apo'nun sürece öncülük edeceği koşullar yasal olarak sağlanmalı.

* Seydi Fırat, Rêber Apo'nun 22 Eylül 1999'da “Demokratik cumhuriyete destek ve iyi niyet adımı“ olarak bir grup PKK’linin Türkiye’ye gelmesi çağrısında bulunması üzerine yola çıkan Birinci Barış Grubu’nda yer almıştı. Fırat ve arkadaşları, 1 Ekim 1999’da Şemzînan'dan giriş yapınca gözaltına alınmış, 2 Ekim’de tutuklanıp Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilmişti. Fırat, yaklaşık 5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra 2004'te çıktı. Barış mücadelesini demokratik siyasette sürdüren Fırat, Aralık 2016'da DTK'yi hedef alan operasyonda tutuklandı. Fırat, bir süre tutuklu kaldıktan sonra hakkındaki davalardan dolayı şimdi sürgünde yaşıyor.