Horasan'ın Alevi Kürtler için bir ideolojik tuzak olduğunu belirten araştırmacı yazar Mehmet Bayrak, "Horasan'dan gelme" olgusunun Kürt ana coğrafyasından Horasan'a göçertilen kitlelerin bir bölümünün Kasr-i Şirin Antlaşması'ndan sonraki "geri dönüşleri" olduğunu söyledi. Bayrak, "Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan" isimli 15 yıllık çalışmasıyla "Efsunlu" Horasan'ın gerçek kodlarını yazdığını ifade etti.

Alevilik ve Kürtler ile ilgili 42 yıldır yaptığı araştırmalar ile dikkat çeken ve 33 kitabı bulunan araştırmacı yazar Mehmet Bayrak, "Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan/Tarih-Etnoloji-Müzik-Edebiyat" adlı kitabı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Son kitabında Horasan gibi "efsunlu" bir coğrafyanın bir bütün olarak işlendiğini belirten Bayrak, "Horasan neden 'efsunludur'? Çünkü bu coğrafyanın özellikle Alevi Kürtler açısından bir ideolojik tuzak olduğunu düşünüyorum. Çünkü bugün Hazar Denizi'nin güneydoğusu, İran'ın kuzeydoğu eyaleti olan Horasan, göreceli olarak Türkmenistan ve Özbekistan'a yani Orta Asya'ya yakın olduğu için özellikle resmi ideoloji Horasan üzerinden kimlikleri karartma ve asimilasyon politikası izlemiştir ve ne yazık ki, Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlerin ve Alevilerin kendilerini yazmalarının yasaklandığı bir dönemde tek yanlı bir propagandayla neredeyse Kürdistan ve Anadolu'daki bütün Alevilerin Horasan'dan geldikleri ve köken olarak da Türkmen ve Müslüman oldukları imajı yaratılmaya çalışılıyor. Bu propaganda özellikle 'dedeler ve pirler' yoluyla yaygınlaştırıldığı için Aleviler özellikle de Alevi Kürtler üzerinde çok etkili olmuştur. Kendim o toplumun içinden geldiğim için bunun nasıl bir etkileme alanı olduğunu bizzat gözlemledim" dedi.

'Alevi Kürtler 'Tırk' ve Müslüman olduklarını söylerlerdi!'

Horasan'dan geldiklerini söylediği halde Horasan'ın neresi olduğunu bile bilmeyen insanların çok olduğunu dile getiren Bayrak, "Adeta Erzurum Horasan ile Horasan eyaletini karıştıran, onun ötesinde Güney Kürdistan'da Horasan adıyla başka bir yerleşkenin olduğunu dahi bilmeyen insanlar, Horasan'dan geldiklerini, amiyane tabirle 'Tırk' olduklarını ve Müslüman olduklarını söylerlerdi. Yani dili doğru dürüst Türkçe'ye bile yatmayan Alevi Kürtler, özellikle bu dedelerin pirlerin propagandaları ile Horasan'dan gelmek sanki sadece Türk ve Müslüman olmayı gerektirirmiş gibi bir imaj yarattı. Ve bunun propagandası yapıldı. İşte bunun tarihsel toplumsal gerçekliklere uymadığını göstermek, daha doğrusu bu 'efsunlu' coğrafyayı yeniden ortaya çıkarmak ve bilince çıkarmak, bu konuyu aydınlatmak aynı zamanda bu propagandalarını mahkum etmek amacıyla bu kitabı yazdım" dedi.

'Horasan ile ilgili belgelere yer verdim'

Kürt coğrafyasının 1639 tarihinde imzalanan Kasr-i Şirin Antlaşması'yla ikiye, Lozan Antlaşması'yla birlikte ise dörde bölündüğünü ifade eden Bayrak, "Doğu ve Kuzey Kürdistan Kasr-i Şirin Antlaşması ile bölündü. Güney Kürdistan ve Rojava ise Lozan ile gerçekleşen bir olay. Lozan Kürtleri ülkesi ve milletiyle dörde böldü ve tüm bu sınırlar üzerine adeta bir baraj kurdu. Dolayısıyla hiçbir parça birbirini yeterince bilmiyordu. Bu nedenle tarihsel, ideolojik, kültürel kopuş yaşandı. Zaten bu handikabı gördüğüm için ilk defa 1997 yılında yayınlanan 'Alevilik ve Kürtler' adlı kitabımda on dolayında Horasan ile ilgili belgelere yer verdim. Çünkü o zamana kadar Horasan gerçekten efsanevi bir coğrafya gibi anlatılıyordu. Yani tüm ermişlerin tüm Müslümanların geldiği tüm Türklerin ve tüm inançların geldiği bir coğrafya gibi. Oysa kimse oranın gerçek tarihsel, kültürel boyutunu bilmiyordu. Biraz da Horasan'ın gerçek kodlarını yazdım. 1997 yılından itibaren bu konudaki çalışmalarımı sürdürdüm" dedi.

'Dersim'den Horasan'a Alevi Kürtler gidiyor'

Araştırmaları sonucunda Horasan'ın da zaten literatürde yer alan yedi ana Kürt yerleşim biriminden biri olduğunu gördüğünü belirten Bayrak, "Bunların beş tanesi Kürdistan ana kıtası üzerindedir. Kuzey, Doğu, Güney ve Batı Kürdistan ile Sentral Kürdistan olmak üzere. Altıncısı Orta Anadolu Kürt yerleşkesi, yedincisi ise Avruz dağları ve Horasan Kürt yerleşkesidir. Yani Horasan zaten geçmişten bu yana ta Sasanilerden önce bir Kürt yerleşkesiydi ve günümüzde de yedi ana yerleşkeden birisidir. Fakat bunu bilmeyen insanlar dediğim gibi Horasan'dan gelmenin Türklükle özdeş olacağını ve Horasan'ın sadece bir Türk ve Türkmen coğrafyası olduğunu sanıyorlardı. Bugün artık bizim için son derece net bir coğrafya var. Bütün asimilasyon ve kaç-göç hareketlerine rağmen oraya geçmişte yerleştirilmiş Kürtlerden bir bölümü tekrar dönmelerine rağmen bugün bile ortalama Horasan'da bir buçuk milyon Kürt yaşıyor. Ve bu bir buçuk milyon Kürdün yüzde yetmiş beşi Şii, Alevi ya da Ezidi'dir. Oradakilerin Şiiliği de klasik Şiilik değil Aleviliğe yakın bir Şiiliktir. Çünkü ağırlıkla gittikleri coğrafyadan bir tanesi Dersim coğrafyasıdır. Yani Dersim bölgesinden Kızılbaş Kürt olarak oraya giden insanlar ile Kürdistan'ın değişik parçalarından giden insanlardır" dedi.
Bayrak, Alevilerin "Horasan'dan gelme" hikayesinin aslında "Kürdistan'dan Horasan'a bir gidişle" başladığını belirterek, söz konusu hikayenin, Horasan'a kuzey ve doğu "Kürdistan"dan topluluklar halinde göçertilen Kürtlerin bir bölümünün, Kasr-ı Şirin Anlaşması (1639) sonrası geri dönüşlerinin hikayesi olduğunu belirtti.

'Lozan'ın bedeli Kürtlere ödetildi'

Kürt halkının Ortadoğu ve Anadolu coğrafyasının en kadim halklarından biri olduğuna vurgu yapan Bayrak, "Bu kadim halklardan Ermeniler, Rumlar, Süryaniler bilinen etno dinsel arındırma, tek tipleştirme, Türk-İslamlaştırma politikası nedeniyle ne yazık ki bu topraklardan tasfiye edildi. Bugün Rumlar Yunanistan ve Avrupa'nın değişik yerlerine gitmek zorunda kaldılar, Ermeniler ise Ermenistan'ın yanı sıra bütün dünyaya dağıldılar, Süryaniler ise keza dünyanın birçok yerine dağıldılar. Sadece Almanya Stockholm'de 85 bin civarında Süryani yaşıyor. Oysa aynen Kürtler gibi Süryaniler de, Ermeniler de, Rumlar da, bu toprakların en kadim halklarındandır. Demek ki bu ırkçı politikalar dolayısıyla birçok halk yok oldu. Bir Kürtler kaldı geriye. Kürtler de nicelik ve nitelik olarak büyük bir halk oldukları için kaldılar" dedi. Lozan'ın bedelinin Kürtlere ödetildiğini ifade eden Bayrak, "Lozan'la birlikte Kürtler kendi iradeleri dışında ülkesi ve milletiyle dörde bölündüler. Keza bugün bir bölümü doğuda, güneyde bir bölümü de Rojava'da kaldılar. Ve her defasında bu kesimler egemen sonradan ırkçılığa dönüşen rejimlerin sömürgesi durumuna dönüştürüldü. Bu aynı zamanda sorunların çıkış noktasıydı. Yaşamakta olduğumuz tüm sorunlar o zaman temeli atılan sorunlar nedeniyledir. Şimdi Kürtler giderek kendilerini bağlayan bu kelepçeleri koparıp özgürlüklerini, eşitliklerini sağlamaya çalışıyorlar" dedi.


NAGİHAN AKARSEL/MEHMET ŞAH ORUÇ/DİHA/ANKARA