• Antiemperyalist laflarınız, seküler faşist amacınızı örtmenin ve Türk halkının faşizme karşı olan kesimlerini bağnaz milliyetçi şovenizm barajında tutmanın aracı.
  • “Sıra Türkiye’de” yalanıyla Türk halkını aldatmayın; Erdoğan-Bahçeli de bu laflarla halk desteğini sürdürüp faşizmi kalıcı kılmaya çalışıyor. Bağnazlığınız, faşizme desteği güçlendiriyor.

ZİYA ULUSOY

Emekli asker ve 'sivil' ulusalcılar ile MHP’den kopan bazı Avrasyacılar, Kürt Özgürlük Hareketi’nin silah bırakıp  barışçı mücadele kararına da öfke kusuyorlar.

Emekli Albay Orkun Özeller, “PKK terör örgütünü yenmiştik... terörsüz bir Türkiye’de yaşandığını söylemek yanlış olmazdı... Terörle Mücadele Kanunu’nun etkin pişmanlık hükümlerini uygulamak yeter. 5 yıllık denetimden sonra da Türkiye'ye gelip yaşasınlar ama siyasete girmelerini doğru bulmuyorum..." buyuruyor. Kürt halkından oy almaya devam ettiklerine göre,  “terör bitti rehavetine düşülmemesi”ni söylüyor. Barışçı mücadeleye de "zindanı uygulayın" demeye getiriyor.

Bu cenaha soldan iltihak eden Yavuz Alogan da sürece aynı cepheden bakıyor. Erdoğan’ın bu yolla “Türk milletinin kimliğini değiştirmek, üniter ulus devleti ortadan kaldırmak, ülkeyi etnik temelde idari olarak bölme”yi amaçladığını ileri sürüyor.  Sürecin olası tıkanması durumunda “hendeklerin bu kez büyük şehirlerde kazılabileceğini”, “emperyalizmin Türkiye’yi kesin sonuçlu iç ve dış çatışmalara sürükleyerek netice almak” isteyeceği 'endişesini' dile getiriyor. 

SZC TV ekranlarına çıkan Emekli general Naim Babüroğlu ve diğer emekli subaylar, veryansıntv.com sitesi yazarları, söz ve karar birliği içinde Rojava’daki Kürt ve diğer halkların demokratik güçlerine veryansın ediyorlar.

Erdoğan ve Colani ile çetelerinin, Trump desteğinde savaş saldırısıyla bini aşkın QSD’li ve sivili katlederek Rojava öz yönetim güçlerini geriletmesini yeterli görmüyorlar. YPG’nin direnişle koruyabildiği bölgesinde entegrasyona gitmesini bile “tehlikeli taviz" olarak görüyor, “hepsi terörist”, tek tek inceleyerek ve Kürt bölgeleri dışına dağıtarak tümünün  “halledilmesi” gerektiğini çemkiriyorlar.

İlginçtir, laikliği savunarak sözümona Erdoğan’a muhalefet ettiğini iddia eden bu kesim, Suriye’de üniter devlet olarak Colani’nin ABD ve Avrupalı emperyalistler ile Erdoğan-TSK tarafından iktidara taşınan gerici-yıkıcı iç savaş gücünün İslamcı bölünmez bütünlüklü hakimiyetini savunuyor. Colani ve Erdoğan-TSK’nın, QSD-YPG’ye savaş saldırısını açıktan destekliyor. Kürt halkının ulusal haklarının tümden gaspedilmesini çemkirerek istiyor, Alevi ve Dürzi inancından halkın katledilmesini, Suriye emekçilerinin İslamcı faşizme mahkum edilmesini sessizce onaylıyor.

Bu şovenist ulusalcı-milliyetçi kesime sormak gerekir; sizin Erdoğan-Bahçeli yayılmacı şovenizminden ne farkınız var? Tek farkınız İslamcı-Türkçü faşizm yerine seküler milliyetçi faşizmi  savunmaktır, o kadar! Üstelik İhvancı Erbakan ve talebelerini, Kürdistan’da Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı “destekleme” çağrılarını yaparak, MHP ile ittifak kurarak bugünkü Erdoğan-Bahçeli faşizminin güçlenmesine katkıda bulundunuz. Antiemperyalist laflarınız, seküler faşist amacınızı örtmenin, Türk halkının faşizme karşı olan kesimlerini bağnaz milliyetçi şovenizm barajında tutmanın aracı. ABD-İsrail savaş zinciri, iş birlikçisi olmayan Esad iktidarını yıkarken ve Molla iktidarını yıkmaya çalışırken, Filistinlilere, Kürtlere hak yoksunluğunu sürdüren merkezi bölünmez bütünlüklü İslamcı veya milliyetçi devlet iktidarı kuruyor. Ezilen ulus ve inançlara da işçi sınıfı ve yoksul halka da demokrasi tanımıyor. “Sıra Türkiye’de” yalanıyla Türk halkını aldatmayın, Erdoğan-Bahçeli de bu laflarla halk desteğini sürdürmeye, faşizmi kalıcı kılmaya çalışıyor.

Anlamak istemediğiniz şu ki; sosyalizm ve ezilen halkların mücadelesi emperyalist sömürgeciliği yıktıktan sonra, çok uluslu yeni sömürgelerdeki ezilen ulus ve inançtan halklar bu mücadelenin güçlü etkisiyle ulusal ve demokratik hakları için uyandılar, ayağa kalkmaya başladılar. En güçlülerinden biri de Kürtlerin özgürlük mücadelesi oldu. Bir diğeri, Tamil Elam Kaplanları’nın mücadelesiydi. Sosyalizmin yıkılmasıyla emperyalist ve burjuva gericiliği döneminde bu ulusal demokratik mücadeleler, ezen ulus halklarının mücadele zayıflığı koşullarında zafer kazanamıyor. Katliamlara uğratılıyorlar fakat kendi halkı nezdinde sizin ürktüğünüz kadar siyasi desteklerini sürdürüyorlar, sürdürecekler.

Seküler ulusalcı-milliyetçi bağnazlığınız, millici demagojiyi kullanan Erdoğan-Bahçeli faşizminin kitle desteğini güçlendiriyor. Oysa işçi sınıfı ve Türk yoksullarının ekmek ve özgürlük mücadelesinin geliştirilmesi, kapitalist emperyalizme, faşizme ve güçlü olanın işgalci savaşlarına karşı, içeride ve bölgede aydınlık bir gelişmeyi sağlayacak yoldur. Bu yol, Kürt halkıyla özgürlük içinde birliğini de inşa edecektir.