Adetten olduğu için, bir "yıl sonu yazısı" da ben yazdım. Şöyle:

Size tuhaf gelecek ama sonuna geldiğimiz yıl, geçtiğimiz 1 Ocak 2015'ten günümüze kadar gelen 365 günden ibaret değil. 

Gerçekte sonuna geldiğimiz yıl, Sovyetlerin yıkılması ve Birinci Basra Savaşı ile başlayan, üst aşamasına ise İkinci Basra Savaşı ile yükselen "dünyanın en uzun" yılının devamından başka bir şey değil. Dünya çapındaki stratejik anlamı böyle. O günden bu yana geçen zaman boyunca, önce "hissedilmez" bir şekilde sürünen, şimdi ise artık bütün küresel güçlerin ve bölgesel güçlerin katıldığı, ancak mekan itibariyle "bölgesel" alanla sınırlı "Üçüncü Dünya Savaşı"nı yaşıyoruz. Geçtiğimiz yıl bu Üçüncü Dünya Savaşı'nın büyük olasılıkla "son" yılı olmayacak. 

AKP iktidarı bu savaşa "yanlış yerde" ve "yanlış zamanda" girdi. Özal'la birlikte başlayan "bölgesel güç merkezi olma yoluyla Avrupa Birliği'ne üyelik" stratejisi, AKP'nin elinde "Selefist, cihadist" bir stratejiye dönüştü. Arap Baharı'nın iflası ve Kobanê direnişiyle birlikte de iflas etti. 

Şu anda AKP hükümetinin Kuzey Kürdistan'da giriştiği "yıldırma", "çöktürme" savaşı, bu "stratejik iflasın" kaçınılmaz bir sonucudur. Bölgesel savaşta bütün umutlarını yitiren Türk devleti, şimdi "savunmaya" geçmiştir. Önümüzdeki yıl Suriye'de Kürtlerin "statü" elde edeceği artık kesinleştiği için, AKP hükümeti, Kuzey'de "statü" kazanma ihtimalini kanlı bir saldırıyla bertaraf etmeye çalışıyor. Ortadoğu'da "büyüme" perspektifini kaybeden iktidar, artık "küçülme" korkusuyla gözünü karartmış bulunuyor. 

Önümüzdeki yıl, Kuzey Kürdistan için hem büyük tehlikelere, hem de istisnai imkanlara açık bir yıl. 

Eğer AKP iktidarı, abluka altına aldığı halkı "yıldıramaz" ve direniş şu ya da bu şekilde önümüzdeki bahara kadar yenilemezse, ondan sonra artık yenilmeyecek. Sebeb malum. 

Ama daha önemlisi, önümüzdeki yılın belki de ilk aylarında omurgasını YPG-YPJ güçlerinin oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri, Kobanê ile Efrîn arasındaki 90 kilometer uzunlukta ve 40 kilometre derinlikli bölgeyi DAİŞ'ten temizleyecek ve böylece "kantonlar birleştirilmiş" olacak. Bu durum, bölgede bütün dengeleri değiştirecek. 

Bu da şunu gösteriyor: Kürdistan özgürlük güçleri, şimdilik Kuzey Kürdistan'da "savunma" durumundadır, Türk iktidar güçlerinin "ağır silahlarla" yürüttüğü saldırıları geriletmeye çalışıyor. Suriye ve Irak'ta ise artık Türkiye bırakalım "savunmayı" "ricat" konumundadır Kürdistan özgürlük güçleri ise artık "savunmadan saldırıya" geçmiştir. 

Eğer bu analiz doğru ise demek ki, Kürdistan'ın kaderi "kırmızı çizgilerin" aşılmasına, koalisyon güçlerinin desteğini alan Demokratik Suriye Güçleri'nin Fırat'ı geçip, Suriye savaşını bitirmesine bağlı kalıyor. 

Ve Güney Kürdistan'ın "bağımsızlıktan" söz ettiği, Rojava'nın Suriye'de gerçek bir "statü" kazanacağı koşullarda Türkiye'nin iç politikası şimdi olduğu gibi devam edemez.  

AKP medyasının yazarları "ABD'nin ve Rusya'nın" komşumuz olduğu şartlarda, "HDP'yi kapatamayız, Demirtaş'ı hapse atamayız" demeye başladılar bile...

Böyle olmakla birlikte, AKP iktidarı, önümüzdeki yılı "anayasa referandum yılı" yapmaya kararlı. Bu amaçla, Haziran seçimleri sonrası "başarıyla" uyguladığı "çatışma, savaş, kaos" taktiğini yine devrede tutmaya çalışacak. Çünkü bu taktik, Kürt Özgürlük Hareketi dışındaki muhalefeti perişan ediyor. Bunlar, daha şimdiden AKP’nin peşine takıldılar bile. 

Ama bu durum, Türk nüfus içinde daha radikal ve Kürt sorununda tutarlı "yeni bir muhalefeti" de hazırlayacak, Önümüzdeki yıl, Türkler "HDP’siz muhalefetin" mümkün olmadığını görecekler. Daha şimdiden okudukları gazetelerde ve izledikleri TV’lerde, düne kadar Erdoğan muhaliflerinin nasıl bir teslimiyete sürüklendiğini görüyorlar. Başkanlık rejimi Türk emekçi halkının çıkarlarıyla çeliştiği için ve önümüzdeki yıl bir "ekonomik kabus" yılı olacağı için, gerçek muhalefet Fırat’ın batısında da doğacak. 

Yani rahmetli Çetin Altan'ın tabiriyle "enseyi karartmayın". 

Acılar içinde olsa bile, önümüzdeki yıla, bütün amansız saldırıları unutmaksızın, devrimci bir iyimserlikle bakmamız için çok nedenimiz var. 

Direnen yenilmez. Teslim olan zaten yenilmiştir.