• 'Çerçeve yasa'nın resmen kabulüyle birlikte siyasette de ciddi bir yenilenmenin kapıları ardına kadar açılacaktır. Uzun soluklu demokratik mücadelenin başlangıcına giriş yapıldı.
  • Kaskatı kesilmiş dogmatiklerin, şaşı bakan güçlerin, tırısa kalkmış saldıran ve hakaret edenlerin mevcut yeniliği anlamaları bu aşamada zordur ama zamanla anlayacaklardır.
  • Toplumun her kesimini kapsayan, güvenliğini, mutluluğunu ve refahını karşılayan yeni bir anayasaya, pozitif hukuka ihtiyaç vardır. Türk siyasetinin demokratikleşmesi kaçınılmazdır.

HÜSEYİN GEDİK

Bu aralar Türkiye'de en çok kullanılan ve sıkça duyduğumuz popülist sözcük ‘yeni’ sözcüğüdür. Bu sözcük etrafında dolanıp duranların hangi ‘yeni’den bahsettikleri ise oldukça muğlaktır. Geçmişten günümüze ‘Tarihi süreç, yeni-yepyeni dönem, milat’ diye tanımlanan her konu, aslında eskinin bir tekrarı ve bazen daha da kötü bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor.

Cumhuriyet'in kuruluşu, tek partili dönem, parlamenter sistem, çok partili dönem, askeri darbeler; geçirdiği aşamaların tümü yeni süreçler olarak telaffuz edilir. Vaktiyle yere göğe sığdıramadıkları Partili Cumhurbaşkanlık Sistemi gibi tanıtılan yeni sistem de tek kişi yönetimine dönüştü. Rejim, hukuktan uzaklaştı, yargı siyasileşti, antidemokratik uygulamalar hız kesmeden devam eder hale geldi. Sistemde meydana gelen bozulmalar, çürümeler ve yozlaşmalar, sanki dışardan ithal edilmiş gibi gösterilse de iktidarların, söz ve karar sahibi olan yönetici kesimin ve siyasi kurumların icatları olarak karşımıza çıkıyor.

Sorunlu bir 'yeni' tarifi var

Cumhuriyet'in ‘Yeni Yüzyılı’ dedikleri önümüzdeki dönemde, yapısal reformlar yapılmazsa ve demokratikleşmezse içi boş bir söylem olarak kalacaktır. Gelmiş geçmiş bütün iktidarlar, yaptıkları bütün icraatları ‘yeni’ diye halka pazarlıyor. Günümüzde, toplumu canından bezdirmiş, cendereye almış uygulamalar ortadayken, yine yenilikten bahsediliyor. Nereden ele alırsak alalım sorunlu bir ‘yeni’ tarifi vardır.

İktidarın hem zihniyette ve hem de uygulamada yeterince yeniliğe hazır olmadığı anlaşılıyor. İktidarın kendisinden mi yoksa devlet içi güç dengelerinden mi bilinmez ama ‘yeni Türkiye’ye karşı bir direncin varlığı görülüyor. Devlet kurumları ciddi bir çürümeyi yaşarken hiçbir yenilikten bahsedilemez.

Arınması ve yenilenmesi için

Yozlaşmış, ahlaki çöküşü yaşayan devletin günümüzdeki profilini görünür kılan olay, üniversite öğrencisi Gülistan Doku cinayetidir. Dêrsim’de olup bitenler, bir anlamda devletin minyatür halidir. Dêrsim gibi sıkı denetim ve gözetimin olduğu bir merkezde katledilerek kaybedilmesi, devletin yüzünü görünür kılıyor. Gülistan cinayetinde neredeyse suça bulaşmayan devlet kurumu ve görevlisi kalmamıştır. Devlet organizasyonu, Dêrsim’de büyük bir suç şebekesine dönüşmüştür. Geçmiş dönemde buna benzer onlarca vaka vardır. Kürdistan’da yürütülen özel savaşın çirkinliğini, kirliliğini belgeleyen bu olaylar devlet menşelidir. Devlet denilen aygıt, uygulanan özel savaş politikalarıyla yüzleşmediği müddetçe, topluma gerçekleri anlatmadığı sürece arınması ve yenilenmesi zordur.

Adı 'YENİ' olan partinin hali

Bir başka yenilik açılımı da CHP’nin içine düştüğü durumdan çıkış arayışıdır. ‘YENİ Parti’ adına ortaya çıkan oluşumun da ne kadar yenilikçi olduğu doğrusu irdelenmeye değer. Gerçekten yenilikten yana olup olmadıkları dahi tartışmalı bir konudur. ‘Atatürk’ün partisi, Cumhuriyeti kuran parti, baba ocağı’ dedikleri CHP, yenilenmeye muhtaç olan bir partidir. CHP’nin bölünmesine yol açan nedenlerin altında yenilikçi bir düşüncenin olmadığının, YENİ Parti programından anlamak mümkündür. Aslında CHP’den kopanlar da son ana kadar ‘baba ocağı'nda kalma mücadelesi yürüttü. Şayet kalmak mümkün olsaydı YENİ Parti'yi kurma gereği kalmayacaktı. Düşünsel temelinde CHP’nin 'altı ok'u bulunan partinin adı YENİ olsa da siyasal kimliğinde herhangi bir yenilik yoktur. CHP’den tek farkı vitrinin yenilenmesidir. Eskinin yeni bir versiyonuyla ortaya çıkan YENİ Parti, ne yazık ki yeni siyasi çıkış yapamadı.

Yeni oluşumlar, örgütlenmeler, süreçler veya adına ‘yeni’ denilen her konuda eski zihniyet kalıpları, yaşam tarzı ve alışkanlıklarla siyaset yapamayacaklarını idrak etmeleri zor olmasa gerek. Bu düstur, yeni vizyon çizmeye çalışan (Kürtler de dahil) bütün düşünce akımları ve ortaya çıkan bütün yenilikçi güçler için de geçerlidir.

Gerçekten yeni süreç olabilir

Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Cumhuriyet’in geleceği açısından bir yeniliği ifade edebilir, çünkü büyük bir toplumsal sorunun çözümü hedeflenmektedir. Türkiye, Kürt sorunu çözüm bulursa yaşamın her alanında yenilikler beklemek mümkündür. İktidar, bu konuda kusurlu yaklaşıyor ve ‘yeni’ sözcüğünden ürken politikalar benimsemiş görünüyor. Demokrasiye açık olmayı, iktidarını kaybetmesine eşdeğer gören bir mantığa sahiptir. 

AKP iktidarı, Kürt çözümünde üzerine düşeni yaparsa gerçekten de yeni bir süreçten bahsetmek mümkündür. Çözüm ifadesinin ruhuna uygun yasaların çıkarılmasıyla toplumun ihtiyaçları karşılandığı oranda yeni bir yaklaşım olacaktır. Çözüm sürecinin üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen Türkiye geneli henüz bu rotaya girmiş değildir. AKP, söylemde yenilikçi görünse de özünde takiyyecidir. 'Çerçeve yasa'nın resmen kabulüyle birlikte siyasette de ciddi bir yenilenmenin kapıları ardına kadar açılacaktır. Uzun soluklu demokratik mücadelenin başlangıcına giriş yapıldı.

Demokratikleşme kaçınılmazdır

Çözüm sürecinin bir tarafı olan ve İmralı'da tutsak bulunan Kürt Halk Önderi, eşit olmayan koşullarda sabırla, sebatla, deyim yerindeyse iğneyle kuyu kazarcasına bu sürecin başarıya ulaşması için gereken iradeyi ortaya koydu. Yeni Türkiye rotası, çözüm sürecinin yasallaşmasıyla çizildi. İhtiyaca cevap vermemesine rağmen 'çerçeve yasa'nın kabulü bile sancılı oldu. Kaskatı kesilmiş dogmatiklerin, şaşı bakan güçlerin, tırısa kalkmış saldıran ve hakaret edenlerin mevcut yeniliği anlamaları bu aşamada zordur ama zamanla anlayacaklardır.

Toplumun her kesimini kapsayan, güvenliğini, mutluluğunu ve refahını karşılayan yeni bir anayasaya, pozitif hukuka ihtiyaç vardır. Türk siyasetinin demokratikleşmesi kaçınılmazdır. Demokrasi olmazsa bırakalım yeni Türkiye inşa etmek, yeni bir hayal bile kurulamaz.