Almanya Gündemi

Geçtiğimiz hafta Avrupa'da Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla oy kullanıldı. Bu seçim birçok açıdan ilkleri barındırıyordu, zira ilk kez halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanı seçimlerinde, Avrupa'da bulunanlar da oy kullandı.
Çok tantanalı bir seçim olmamakla birlikte, randevulu seçim sistemi nedeni ile oy verme işleminin problemli geçtiğini söylemek mümkün. Bu noktada hiç bir tecrübesi olmayan birçok seçmeni zor durumda bırakan randevu sistemi dolayısıyla, oy kullanamayanların oranı oldukça yüksekti. Hatta aynı evde yaşayan aile fertlerine farklı günlerde randevu verilmesi gibi örneklerle bir çileye dönüşen seçimler, sadece belli merkezlerde oy kullanılabilmesi nedeniyle daha da katmerleşti. Çünkü birçok insan oy verebilmek için uzunca bir yol kat etmek zorunda kaldı. Zaten seçimlere de beklendiği oranda katılım sağlanamadı. Bu noktada Almanya'da bulunan 1 milyon 400 bin seçmenden, sadece 113 bin 606′sı oy kullandı, ki Almanya'dan beklentiler oldukça yüksekti.
Tabii Alman basını da böylesi önemli bir seçimi gündemdeki konuları arasına aldı. Fakat ilgi daha çok Erdoğan orjinliydi. Hatta yüksek tirajlı haftalık dergi Der Spiegel, 'Erdoğan Devleti' başlığı ile okuyucularına geniş bir dosya hazırladı. Kapağa da taşınan dosya haber, daha da önemlisi hem Almanca, hem de Türkçe olarak yayımlandı. Erdoğan'ın nasıl iktidara geldiğini kademeli olarak inceleyen dosya haber, 'tek adamlaşan' bir yönetim ile birlikte, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin onun lehine sonuçlanması halinde- ki bu büyük olasılık diye verilmiş- Erdoğan'ın kurmak istediği 'Erdoğan Devleti'nin' önünde artık hiçbir engel kalmayacağı ifadeleri ile noktalanıyor. Çünkü o 'Yeni Sultan'. Makalenin yazarlarından biri de Soma faciası gerçekleştiği dönemde, 'Cehenneme git Erdoğan' başlıklı haberinden dolayı tehditler alan ve güvenlik gerekçeleri ile Der Spiegel tarafından Türkiye'den çekilen Hasnain Kazim.
Dosya haberde Erdoğan için 'mükemmel bir popülist, kitleleri peşinden sürükleyebilen bir insanlı köyün kavalcısı. Ama hedeflerine diplomatik yollardan ulaşmada tecrübesiz' ibarelerine yer verilirken, konuyla ilgili Davos'ta sergilediği örneği veriliyor. Erdoğan döneminde diğer dönemlerde olmadığı kadar, muhafazakar ve dindar bir orta sınıfın doğduğu ve bu sınıfın ticari hamleleri de konu edinilmiş. Ayrıntılı olarak değişik taraf ve karşı taraflardan görüş alınmış. Erdoğan'ın yaratmak istediği tek adam endeksli yönetim sistemi, dış politika manevraları da katılarak değişik argümanlarla geniş bir şekilde sunulmuş. Şimdi burada Erdoğan'ın antidemokratik uygulamaları ortaya konduğu için eleştirmek mi gerekiyor? Ya da Merkel tarafından açıklanan İsrail'i destekleyen açıklamalar ve batı basını tarafından Netanyahu'nun tavrının kulak arkası edilmesi eleştirileri, böyle bir haberin yapılmasına engel mi?
Kanımca dosya haberde eksik nokta Kürt sorununun anlatıldığı 'Barışma: Diyarbakır' başlıklı bölümün yüzeyselliği. Öyle ki bu sorun Erdoğan hükümetinin başa çıkmaya çalıştığı (!) en önemli sorun olmasına rağmen.
Haberde şöyle bir yorumda geçiyor: "2004 yılına kadar Kürtçe konuşmak, Kürtçe kitap okumak, Kürtçe müzik dinlemek yasaktı. Ama Erdoğan devletin Kürtlere karşı işlediği suçlar için özür dileyen ilk Türk başbakanı oldu...(...) bugün Kürtçe televizyon bile var." Tabii bunu yeni bir seçmen kitlesi kazanmak için yaptığı da belirtiliyor, fakat KCK operasyonları adı altında neredeyse kurumlarda yönetici, basında gazeteci bırakmadığı es geçilmiş. Kürtçe televizyonun hangi şartlarda yayın yaptığı da. Ayrıca Erdoğan hükümeti döneminde Diyarbakır'ın turist merkezi olduğu, hava limanının genişlediği, Hilton'un burada otel açtığı, buraya ekonomik yatırımların yapıldığı romantizmine girmeyeceğim bile.
Bunun dışında Gezi Direnişi ile ilgili farklı kesimlerden görüşlerin de alındığı dosyada, Almanya'da göçmenlik  koşullarının sosyo-psikolojik yönleri oldukça güzel ele alınmış. Görüşülen kaynakların argümanları, birbirinin tamamlayıcısı olarak 'Ya ona karşı, ya da ondan yana' başlığı ile verilmiş. AKP taraflılığı ve karşıtlığı merkezinden ele alınan haberde keşke Kürtler'in penceresine yer verilseydi.
Erdoğan'ın seçim argümanlarından en önemlisini Kürt sorunu oluşturuyor. Fakat attılan adımlar bugüne kadar çözüm noktasında eksik kaldı. Yine bugün sokakta serbestçe Kürtçe müzik dinlenebilmesi pozitif bir gelişme olmasına rağmen, Erdoğan'ın yarattığı bir ortam olarak lanse edilemez, edilmemeli...