'Göçmen Edebiyatı’ kültür sayfalarının çabuk unutulan trendi
Almanya’da yaşayan Zaxo doğumlu Karosh Taha, Almanca yazan biri olarak ‘Göçmen Edebiyatı’ kategorisinde değerlendirilmek istenmediğini çünkü bu kavram üzerinden edebiyata değil konuşan kişiye odaklanıldığını söylüyor.
Güney Kürdistan’ın Zaxo kentinde 1987 yılında doğan Karosh Taha, çocuk yaşta ailesiyle birlikte Almanya’ya göç etmiş. 1997 yılından itibaren Almanya’nın Ruhrgebiet bölgesinde oturan Karosh Taha iki yıl öncesine kadar da aynı bölgede öğretmenlik yapmış. İlk romanı ile iyi bir çıkış yapan Karosh Taha’nın geçenlerde Almanca ikinci romanı ”Im Bauch der Königin“ (Kraliçenin karnında) yayımlandı. Romanda Alman-Kürt toplumu içindeki Shahira ve Amal adında iki kadın karakterden yola çıkarak, iki tarafta kadın olmanın hali anlatılıyor.
Yeni romanı hakkında Deutschlandfunk Kultur’a konuşan Karosh Taha, Almanca yazan biri olarak ‘Göçmen Edebiyatı’ kavramı içerisinde anılmak istenmediğini belirtiyor.
İki farklı biçimde okunabiliyor
Biçim olarak ilginç bir özelliğe sahip romanı hem arkadan hem önden başlayarak okumak mümkün. Bir taraftan Younes ve Younes’un yaşamına düşman olduğu hoyratça yaşayan annesi ile başlarken, diğer taraftan daha sonra Younes’un kız arkadaşı olduğunu öğreneceğimiz Amal’in hikayesini okuyoruz. Taha kitabın bu özelliği için, ”Aslında iki realite, iki ihtimal bir hikayeyi anlatıyor” diyor.
Edebiyatta cinsiyetçilik
Söyleşisinde ayrıca edebiyatta kadınlara yönelik cinsiyetçi bir söylemin hakim olduğunu aktaran Taha konu hakkında şunları söylüyor: ”Karşı cinsle ilişkilerde rahat kadınlar için uygun ifadeler yokken aynı özelliği sahip ‘Kadınların kahramanı’ erkekler için edebiyatta ‘Don Juan’, ‘Casanova’, ya da biraz humor biçimiyle ‘Kadın avcısı’ gibi ifadeler var. Yine aynı şekilde İngilizcede erkekler için kullanılan ’Ladykiller’ ifadesi var ki şiddet içeriyor. Ama kadınlar için sadece onların cinselliğini araçsallaştıran ya da erkeği manipüle eden fettan kadın gibi negatif bağlamda kavramlar var.”
Çabuk unutulan bir trend
Anadili Kürtçe olmasına rağmen Almanca yazdığını ifade eden Karosh, kitaplarının ‘Göçmen Edebiyatı’ kapsamında görülmesini istemediğini ”Böyle yapıldığında kızmamaya çalışıyorum, akılcı bir yolla neden böyle olmadığını anlatmaya çalışıyorum” sözleriyle açıklıyor.
”Ben Almanca yazan, konuşan bir yazarım’’ diyen Taha, Almanya’da yaşayan göçmen kökenli yazarların, bir alt kategori olarak ‘Göçmen Edebiyatı’na dahil edilmesini şu sözlerle eleştiriyor: ”Bu kavramın ne anlama geldiğinden bağımsız bu tür kategorileştirme ve nitelik atfetmeye devam etmek, edebiyatın bir türü ya da belli bir grup insan ile sınırlar, daha doğrusu bir çemberin içine sıkıştırır. Çünkü Göçmen Edebiyatı günümüz Alman Edebiyatı anlamına gelmiyor. Bu alt kategorizasyon kültür sayfalarının çabuk unutulan bir trendi. Bu yüzden kendimi bu ‘Göçmen Edebiyatı’ kavramına karşı korumaya çalışıyorum. Çünkü bu kavram, edebiyat tasvirinden çok konuşanın ne dediğini ifşa etmeye odaklanıyor.”
KÜLTÜR SERVİSİ