Beate Reiss ve Robert Jarowoy çifti, 1980'lerden beri Kürt Özgürlük Hareketi ile dayanışma içinde oldu. 33 yılı aşkın mücadele sürecinde bir yandan PKK yasağına tanık olurken, bir yandan da yasakla mücadele amaçlı düzenlenen birçok aktivitede yer aldılar. Almanya'nın Hamburg kentinde yaşayan çift, Kürt halkı ile dayanışmasından dolayı, bugüne kadar çeşitli baskılarla karşı karşıya kaldı. Ancak tüm baskı ve yönelimlere rağmen Kürt halkı ile ne kadar güçlü bir bağ kurduklarını, geçen süre zarfında mücadelelerine devam ederek gösterdi.

Beate Reiss ve Robert Jarowoy, kendilerine gönderdiğimiz yazılı soruları birlikte cevapladı.

İlk olarak Kürdistan Özgürlük Hareketiyle nasıl ve ne zaman tanıştığınızı sorsak…

İlk ilişkilenme 1980'dir, 1984'den bu yana ise, daha yoğun bir ilişkilenme durumumuz oldu.  

Yasaktan önce ve sonra, Alman sol, demokrat kesimlerin Kürtlerle ilişkilerinde ne gibi değişimler oldu?

1984'den sonra, PKK'nin silahlı mücadeleye başlamasından sonra, Kürt hareketine karşı, özellikle sözde Yeşilci ve solcu gruplar tarafından inanılmaz bir karalama kampanyası başlatıldı. 1993'deki PKK yasağıyla birlikte medya ve devlet tarafından karalama kampanyalarının dozajı artırılırken, sol kesimde dikkatli bir şekilde dayanışma faaliyetleri başladı. Özellikle Newroz delegasyonlarına katılımda bir artış gözlenebiliniyordu.

Peki yasakla neyin amaçlandığını düşünüyorsunuz?

Kirli savaşı meşrulaştırmak, Almanya, ABD'nin emperyalist amaçlarını karşılamak ve halkların sosyalist ilişkiler temelinde beraber yaşamını hedefleyen sınırlar üstü enternasyonal bir projeyi engellemek. Başka bir hedef ise, hareketin örgütsel ve finansal yapısını darbelemekti. Almanya, sorunu gündeme getiren ve dünyaya yayın yapan televizyonları da engellemede rol aldı.
Almanya bu konuda Belçika ve Danimarka üzerine büyük bir baskı yaptı. Bunun yanında bağışlardan elde edilen paralara el konulması, derneklerin kriminalize edilmesi önemli bir rol oynadı. Bahsettiğimiz politikaları anlamadan Paris Katliamı'nın neden aydınlatılmadığını anlamak çok zor.  


Yaşadığınız Hamburg kentinde, yasağa karşı ilk dönemlerde nasıl bir tepki gösterildi?

PKK yasağına karşı Hamburg'da, o güne kadar Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı mesafeli duruşu olan birçok insan ve organizasyonun da aralarında olduğu büyük protestolar düzenlendi.   
 
Yasaktan sonra Kürtlere yönelik bir kriminalize kampanyası başlatıldı. Size yönelikte bir takip veya çalışmalarını engelleme veya 'Kürtlerden uzak durun' olarak yorumlayabileceğiniz bir yönelimle karşı karşıya kaldınız mı?

Protestoların düzenleyicileri olarak bizler her zaman polis tarafından bütün yasaklı PKK sembollerinin kaldırılması konusunda uyarıldık. Aksi durumda etkinliklerin yasaklanacağı bildiriliyordu. Polisle yaşanan bu tartışmalar çoğunlukla protestolardan daha uzun sürüyordu. Bunun dışında tanıdığımız birçok aktivist gözaltına alındı, yargılandı ve tutuklandı.
Biz kendimiz direk öyle ciddi bir baskıyla karşılaşmadık. Evlerimiz iki defa BKA ve LKA tarafından arandıysa da, daha çok Kürt arkadaşlara yönelik bir uygulamaydı. 2012 Batman Newrozu'nda BDP otobüsü içinde, -Ahmet Türk de oradaydı- polisin gazlı saldırısına uğradık, hayati bir tehlike atlattık. 35 yıllık Kürt hareketiyle dayanışma etkinlikleri vesilesiyle birçok kez Alman ve Türk polisi ve yargı sistemiyle karşı karşıya geldik; fakat birileri bize, Kürtlerden uzak durmamızı önerirse buna sadece güleriz.
 


M.ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG