Babıali Kitaplığı tarafından çıkarılan kitapta 14 öykü yer alıyor. Herkesin kitapta kendisinden kareler bulacağını belirten yazar Hüseyin Can, "Öykülerde ülkemizdeki faşist Kemalist kıyımlar başta olmak üzere, aşkı, sevgiyi, sevdayı, börtü böceği ve yasaklı dilleri, kültürleri anlattım. Bize kan kusturan ırkçı alfabeleri, anayasaları, bayrakları, sancakları, marşları, antları, din adına yapılan kötülükleri dilim döndüğünce yer verdim. Ermenileri, Süryanileri, Kürtleri ve Alevileri, Romanları anlatmaya çalıştım. Yani kendi yurtlarında ötekileştirilenlerin hayat hikayelerini önemsedim. Etik olan da bu değil mi?" diyor.

Sırdaş derelerin katkısı

Can, kitabında, doğup büyüdüğü Dêrsim ve Erzincan il sınırını oluşturan Balaban Deresi’nin mitolojisini de bir öyküyle anlatıyor. Çünkü dik duruşumda bu engin dağların, sırdaş derelerin, derin vadilerin, soğuk pınarların büyük katkısı olmuştur" diyen Hüseyin Can, devamla şunları belirtiyor: "Dolayısıyla Dêrsim Eyaletine büyük minnet ve vefa borcum olduğunu düşünüyorum. Ve bu minnet ve vefa borcumu her fırsatta telafi etmeye çalışacağım. İnsanlaşmama katkı sunan ve dünyaya farklı pencereden bakmamı sağlayan bölgemin büyük manevi değeri olduğunu düşünüyorum."
Hüseyin Can, sürgün yaşamında göçmen ve sürgün topluluklara ilişkin yazı ve çalışmalarıyla da tanınıyor.

ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİH