İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde yaşanan rehin alma ve ardından emniyet müdürlüğüne yapılan saldırı, arkasında cevaplanmamış sorular bırakırken, Riha'da 26 yaşındaki S.Y. adlı kadın, polisin Çağlayan Adliyesi'ndeki olayları kendisine hatırlatarak ajanlık teklif ettiğini, kabul etmemesi durumunda ise, İstanbul Emniyet Müdürlüğü önündeki eylemde yaşamını yitiren Elif Sultan Kalsen'i hatırlatarak ölümle tehdit ettiğini iddia etti.
Ajanlık yaparsa milletine hayırlı!
Polisin kendisine telefonla ulaştığını, önemli bir konu hakkında görüşmek istediklerini, tek başına Riha'daki Abide Park'a gelmesini istediklerini söyleyen S.Y., parka gittiğinde orta boylu, gözlüklü, sarışın bir kişinin geldiğini ve kendisini yardımcı istihbarat elemanı olarak tanıttığını ifade etti. Kendisine ait şahsi, özel bilgilerin hepsini şahsın kendisine aktardığını dile getiren S.Y., "Nereliyim, nerede okudum, nerde çalışıyorum ve çevremdeki tüm arkadaşlarımı teker teker saydı. Ben de haliyle şaşırdım ve bu bilgileri neden, ne amaçla toplayıp bana getirdiğini sordum. 'Amacınız ne, ne yapmaya çalışıyorsunuz?' dedim. O da kendileriyle birlikte çalışmamı istediklerini söyledi. Resmen ajanlık teklifinde bulundu. Tekliflerini kabul etmem karşılığında ise maaş ödeyeceklerini ve şu an çalıştığım işin en üst mertebesine çıkaracaklarını söyledi. Benden çevremde bulunan yurtsever arkadaşlarımın ve kurumlarda çalışanların bilgilerini istedi. 'Onların ortamlarına karışacaksın, toplantılarına girip konuştuklarını not edip bize getireceksin. Bu bilgileri getirdiğin taktirde devletine, milletine çok faydalı bir iş yapmış olacaksın' dedi. Ben de benim çevremdeki arkadaşlarımın bu tür işlerinin olmadığını ve istedikleri şeyi yapamayacağımı söyledim" diye kendisine dayatılan ajanlığı kabul etmediğini anlattı.
'Savcıyı biz öldürdük' itirafı
Teklifi kabul etmediği için şahsın, "Elimizde daha önemli bilgiler var" diyerek tehdit ettiğini söyleyen S.Y., şunları aktardı: "Tekliflerini kabul etmem için ise 3 gün mühlet verdi. Bu olayı hiç kimseye anlatmamamı istedi. Bana 'Kimse bir şey yapamaz zaten' dedi. 'Anlatırsan, geçen gün DHKP-C'li Elif Sultan Kalsen ve savcıyı nasıl öldürdüysek seni de öldürürüz' diyerek ölümle tehdit ettiler. 'Eğer aynı şeylerin başına gelmesini istemiyorsan dediklerimizi harfi harfine yerine getireceksin' tehdidinde bulundu. Onlara göre ben ve arkadaşlarım bir örgütüz. Ona hiçbir şeyle alakamızın olmadığını anlattım. 'Neden ben, benden ne istiyorsunuz?' diye sordum. 'Elimizde sizin çevrede çalışan bir sürü arkadaşın var, sadece sen değilsin. O nedenle sen de bize hizmet edeceksin. Vatanın ve milletin için yapacaksın' dediler."
'Can güvenliğim yok'
2010 yılında liseden mezun olduğunu, o zaman polislik için müracaat ettiğini ancak sonradan vazgeçtiğini söyleyen S.Y., "Bunun için özellikle peşime düşmüş olabilirler. Telefonlarımı dinliyorlardı. Hemen her gün telefonla beni taciz ediyorlardı. Sık sık rahatsız ediyorlar. Aradan üç gün geçtikten sonra yine sık sık aramaya başladılar. Ben ise önce telefonlarına cevap vermedim. Sonra devamlı aramaya başlayınca açmak zorunda kaldım ve tekliflerini kabul edemeyeceğimi söyleyip telefonu kapattım. Her gün beni takip ediyorlar. Peşimi bırakmıyorlar ve can güvenliğim yok. İnsan Hakları Derneği'ne başvurdum. Israrları devam ederse savcılığa da suç duyurusunda bulunacağım" dedi.
MEHMET SIDDIK DAMAR-DİHA/RIHA