
Kürt tarihini adeta dil ve seslerine, gırtlak ve ruhlarının derinliklerine yükleyerek Kürtlere anlatan Kürt dengbêjleri, gerçek tarihçilerdir. Tarihçiler kalemle tarih yazarken, onlar sözlerini seslerine yükleyerek ve müthiş bir ahenk oluşturarak tarih yazarlar. Onlar bazen bir köyde yükselen bir yiğidin, bazen karşıtlarıyla savaşan bir aşiretin, bazen jandarma karşısında ‘kozik’ta son nefesine kadar savaşmasını bilen bir eşkiyanın, bazen karasabanı ile toprağı yaran bereket yaratıcısı bir çiftçinin, bazen bir çobanın aşkından deli divaneye dönen bir aşığın, bazen kavalın ezgisiyle sürüsünü ovadan ovaya, dağdan dağa peşinden koşturan bir çobanın dili olmuşlardır.
Demek ki dengbêjler Kürt toplumunun birçok boyutunu imge haline getirdikleri söz ile ses arasında oluşturdukları mükemmel ezgi gücüyle analiz etmişlerdir. Ulus, toplum ve doğa boyutunun yanında sosyal yapıyı, ahlakı, değer yargılarını, savaş ve ölümü, kan davasını, acı ve kadın dünyasını, namusu, töreyi, haini ve kahramanlığı, sevgiyi, yaşamı ve aşkı da mükemmel bir biçimde anlatmışlardır. Bu, aynı zamanda Kürdün tarihsel ve yaşamsal felsefesinin imgeselleştirilmiş söz halinde dile getirilişidir. Sömürgeciliği en güzel sözlerle anlatan dengbêjlerdir. İşgal ve istila harekatlarını analiz eden yine dengbêjler olmuştur.
Sevgi ve aşkı, kahramanlık ve ihanetin yanında Kürdistan tarihinin en acıklı, dramatik, kanlı ve kırım boyutunu Evdalê Zeynikê, Şakiro, Cahido'dan, Kürtlerden çok daha fazla Kürtlerin hayat hikayesini anlatan, Ermeni halkının evladı büyük Kürt dengbêji Karapete Xaço gibi dengbêjlerden öğreniyoruz...
Elbette ki bu tarihçiler, yani Mehmed Uzun’un deyimiyle “sese nefes ve yaşam veren" Kürt dengbêjleri sadece erkek değil, kadın dengbêjler de tarihin bu altın sayfasına isimlerini yazmışlardır. Aslında kadın dengbêjler isimlerini çok daha acı çekerek, büyük riskleri göze alarak, gerçekleri etlerinden, ruhlarının derinliklerinden hissederek nakşetmişlerdir tarihin bu onur sayfasına. Geleneklerin boyunlarına geçirmiş olduğu ölüm fermanın gölgesi altında haykırmışlardır gerçeği, toplumun ruhunu dillerinde imgeleştirip sözle aktarırken, ölümü göze almışlardır. Tıpkı eski filozofların ateşlerde yakılacaklarını , zindanlarda çürütüleceklerini, ömürleri boyunca sürgünlerde perişan halde acılar içinde kıvranarak öleceklerini bildikleri gibi.
Zadîna Şakir, Sûsika Simo, Meryem Xan, Gülê, Eyşe Şan Kürt tarafından en çok tanınan ve dikkate alınan kadın dengbêjlerdir. Aşk, sevgi, ayrılık, ölüm, savaş, kahramanlık ve ihanet kadın dengbêjlerin ses ve imgeleriyle Kürt toplumunun adeta ruhu olmuşlardır.
Ve geçmiş dengbêj kadınları ruhunda taşıyarak bugüne getiren, onları kendi kilamlarında yaşatan Rojda... Rojda’yı, çağdaş dengbêjler kategorisine almak herhalde en doğru tanım olacak. Çağdaş Meryem Xan, Eyşe Şan, Sûsika Simo ve Gülê... Belki renkleri, tonları, sesleri farklıdır, ama amaçları ve hedefleri aynıdır. Hepsinin de amacı ‘sese nefes ve yaşamı vermek’ti. Rojda son albümü ‘Kezî’ ile bunu yapmıştır. Yani sesine nefes ve yaşam vermiştir. Kürdün dramatik hikayesini, Kürt tarihinin makus tarihini sesine yüklediği imge, nefes ve yaşamla anlatmıştır.
Klasikleri, yani Kürdün tarihini dengbêjlik ruhuyla, sesini ruhuna katarak, ruhunu da stranlarla yoğurarak, insanı geçmişten bugüne, bugünü yarının derinliklerine doğru, ama dramla, acıyla, gerçeklere çığlıklar attıra attıra, inlete inlete ve dinleyenlerin ruhunu kanatıp, ağlata ağlata götüren bir haykırışla. Bir isyanın kadın sesiyle ruhlara nakşedilmesidir ‘Kezî’.
Kezî’nin kilamlarında aşkın, sevginin, ayrılık ve hüznün, dram ve tüm bunların sonucu olarak isyanın en yalın hali dile geliyor. Kezî'nin potasında aşk da vardır, sevgi de, ihanette, kahramanlık da vardır. Yani kısacası Rojda’nın ses ve imgelerinde anlam bulan Kezî’de aşkın, sevginin, acının, dram ve kadının makus tarihi vardır.
Uzun bir aradan sonra sessizliğini bozan Cewad Merwanî’nin bir grup kadın sanatçıyla yapmış olduğu düet albümü de, ‘sese nefes ve yaşam verme’nin iyi örneklerinden birisi olduğunu belirtmek gerekiyor. ‘Dergûşa Strana’ adı taşıyan çalışmada Kürdistan’ın trajedyasının, seslerin imgelere dönüşen en hüzünlü haliyle görmemize imkan veriyor. Albümde acının, dramın, sevginin, aşkın ve hüzünün en derin hallerini ruhumuzun derinliklerinde hissediyoruz ‘Dergûşa Strana’da... Kısacası ‘Dergûşa Strana’ Cewad Merwanî ile Eylem, Copî, Rojda, Zine, Binewş, Rojen, Zarife, Berivan ve Gülistan’ın düetlerinden oluşan Kürdistan’ın trajik tarihidir...
FUAT KAV