Sistem sözcüğü en yalın anlamı ile bir düzenliliği ifade eder. Sistem olan yerde nizam, kural, yasa ve hukuk vardır. Yani sistem aynı zamanda güvenin, güvenliğin, yaşamın ve yaşamı düzenleyen kuralların varlığı demektir. Oysa herhangi bir sokağa çıkıp yüz kişiye sorsanız en az 70 insan "Sistem bozuk" der. Sistem bozuk olmaya bozuk da, nasıl oluyor da bozuk sistem tıkır tıkır işliyor? Cevap incitici ama çarpıcı bir hakikati ifade ediyor. Çünkü sistem bozukluk, düzensizlik, sistemsizlik üzerine kurulmuş! Sistemin en geçerli kuralı kuralsızlık, tek sistemi ise sistemsizliktir.
Sistemi ayakta tutan sistemsizlik de kolay yürümüyor! Sistemsizliğin de bir sistemi var. Sistemin sistemsizliği yurttaşı bir ahtapot gibi sarıp çaresiz bırakıyor. Bu çaresizlik giderek "Değişmez kardeşim. Böyle gelmiş böyle gider!" haline dönüşüyor. Yurttaşlar sosyologların ifade ettiği "Edinilmiş çaresizlik" sarmalında yılgınlığa ve giderek duyarsızlığa yenik düşüyor.
Kim ki sistemdeki sistemsizliğin farkına varır, yılgınlık, duyarsızlık karşısında çare aramaya başlarsa sistemin hedefi haline gelir. Bozuk düzenin yarattığı yılgınlık, duyarsızlık, umarsızlık karşısında tavır almak tehlikelerin en büyüğüdür. Derhal sistemin kör, sağır ve dilsiz duyargaları görünmez bir el tarafından harekete geçirilir. Yılgınlık, duyarsızlık karşısında tavır alanlar "Terörist" ilan edilir. Haklı ve meşru olmayan yasalardan yetki alan sistem yürütücüleri, onca rezaleti görmezden gelirken, hak arayanlar karşısında canavar kesilir.
Sistem yürütücüleri haklı ve meşru olmayan her türlü yetkiyi kendilerine hak görürken, sistemin sistemsizliğini sorgulayanların başına gelmedik kalmaz.
Rivayet edilir ki, askerleri bir korsanı yakalar ve İskender’in karşısına çıkarırlar. Büyük İskender hiddetle korsana çıkışır; "Bre adam neden korsanlık yapıyor, insanları soyuyorsun? Neden haksız kazanç elde ediyorsun? Sen bir hırsızsın?" Korsan cevap verir; "Efendim aslında ikimiz de aynı şeyi yapıyoruz. Ama sizin ordularınız olduğu için size İmparator diyorlar. Benimki olmadığı için bana korsan, hırsız diyorlar!" Bir korsan ile bir imparator arasındaki tek fark, imparatorun gücüne dayanarak koyduğu kurallar yoluyla sistemini yani sistemsizliğini yürütmesidir.
Sistemin temel dayanağı olan sistemsizliğin farkında olmayan ya da farkında olup da bu duruma razı olanlar sistemin ücretsiz bekçileridir. Ve sistemin sistemsizliği ücretli bekçilerden çok ücretsiz bekçilerin sayesinde yaşar. Ücretsiz sistem bekçilerinin beş duyusu sadece güdüsel ihtiyaçlar için çalışır. Basireti bağlanmış, vicdanları körelmiş, insani duyguları dumura uğramıştır. Yegane sermayeleri sistemin sistemsizliğini gören duyarlı, vicdanlı, onurlu, erdemli insanları suçlamak ve hüküm üretmektir.
İnsan hakları kavramını düşman belleyen sistemsiz sistem bekçileri haklılığını kendi koydukları kirli yasalardan alır. Ama duyarlı, onurlu, vicdanlı, erdemli insanlar haklılığı meşruiyetten alır. Sokrat’ın eşiyle yaşadığı o meşhur diyalog bunun en güzel örneğidir. Dönemin tiranları sistemin sistemsizliğinden yararlanarak Sokrat’ı suçlu ilan etmişlerdir. Sokrat’ın suçu "Gençleri yoldan çıkarmaktır!" düzmece bir mahkemede, düzmece bir jüri ve sistemin yargıçları huzurunda yargılanır ve "İdama mahkum" edilir. Cezası "Baldıran zehri içerek" ölmektir. Askerler Sokrat’ı idam için götürürken eşi feryat figan ağlamaktadır. Sokrat eşine "Ağlama, üzülme" der. Eşi "Ama haksız yere seni idam edecekler!" deyince, Sokrat eşine, "İyi ki onlar haksız! Ya bir de ben haksız olsaydım?!" diyecek kadar erdem ve onur sahibidir. Sistemin sistemsizliğini mahkum eden Sokrates’in erdemi 2500 yıldır bozuk düzene rağmen yaşıyor. Ama bozuk düzen de yaşıyor! Bozuk düzenin son bulması için ya yurttaşların Sokrates olması gerekiyor ya da Sokrates’lerin yurttaş olması gerekiyor!..
'Sistem bozuk'
Geçenlerde bankaya gittim. Usul olduğu üzere sıra numarası aldım ve beklemeye başladım! Nihayet sıram geldi. Memura yapmak istediğim işlemi söyledim. Memur "İşlem yapamıyoruz. Sistem bozuk" demez mi? "Sistem mi bozuk?" dedim "Evet" dedi memur. "Ben de söylüyorum ama inanmıyorlar!" dedim. Espriyi anlamadı garibim ve bende bir anormallik varmış gibi tuhaf bir bakışla yüzüme bakakaldı!