Yönetmenliğini Memo Gül, aranjörlüğünü Eser Gül ve tonmaisterliğini Hüseyin Çiftçi'nin üstlendiği albümün yapım şirketi ise Aydın Müzik.
Neşenur, Meryem Xan, Ayşe Şan, İsa Berwarî, M. Arif Cizrawî, Cegerxwin, Tahsin Taha, Aram Tigran'ın eserlerinin kendisini etkilediğini belirterek, "Bu sanatçılar bizim kültürel rehberimizdir" ifadesini kullanıyor. Albümün bir ekip çalışması olduğunu dile getiren Neşenur, şöyle devam ediyor: "Ekip ruhunu her zaman ön planda tutuyorum. Repertuarı belirlerken seçici olmaya çalıştık. Bütün ayrıntıları gözden geçirdik. Çok değerli sanatçı arkadaşlarım albümde yer aldı. Hepsine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Kaliteli bir çalışma yapmak istedim. Bunun için de çok zaman ve emek gerekiyordu. Yaklaşık bir yıl repertuar üzerinde çalıştım. Repertuarı belirlerken hit eser arayışına girdim. İstedim ki, 12 eser de hit olsun ve aldığım olumlu tepkiler de bunu doğrular nitelikte." 
 
Küller atıldıkça zenginlik çıkıyor
Kürt sözlü kültürünün önemine dikkat çeken Neşenur, "Kulaktan kulağa aktarılarak günümüze kadar ulaşan geleneksel Kürt müziğinin dayanağı, sözlü kültür zenginliğidir. Kürtler, tarihsel süreç içerisinde geçirdikleri evreleri ve toplumsal yapılarını, bağlı bulundukları devletlerin baskı ve asimilasyon politikalarına rağmen, Kürt halkının varoluş mücadelesini irdeleyerek ve yaşantısını yorumlayarak sanatsal mücadele evresini gerçekleştirmiştir" diyor.
Gelecekte koşullarının uygun olması durumunda klasik kürt müziği antolojisi üzerinde çalışmak istediğini dile getiren sanatçı Neşenur, klasik Kürt müziğini iyi öğrenemeyen birinin iyi bir Kürt müzisyeni olmayacağını, daha çok Arapça, Farsça ya da Türkçe'nin etkisinde kalacağını vurguluyor. Neşenur, son olarak "Kürt müziğinin iyi bir alt yapıya ihtiyacı var. Ayrıca, Kürt operası, Kürt senfonisi istenen seviyede değil. Geleneksel dengbêjlik müzik dünyamız ve tarihimizin bir parçasıdır. Eski ve yeni müziğin yorumlanması sanatçıdan sanatçıya değişiyor. Oysa evrensel bir düzeye ulaşmamız gerekiyor."


MEHMET SUKAYA/DÜSSELDORF