Tahran’da Türkiye fiyaskosu

Forum Haberleri —

23 Temmuz 2022 Cumartesi - 08:40

.

.

  • Diplomatik ilişkilerde, toplantı masalarında eli boş dönen diktatör Erdoğan için iş başa düşmüştür. Gözler sahada olacaklara çevrilmiştir.

ŞÜKRÜ GEDİK
Türkiye’nin faşist şefi Erdoğan, Rojava’ya ilişkin saldırı tehditlerine dış destek arayışını Tahran toplantısında da sürdürdü. Astana üçlüsünün buluştuğu Tahran toplantısının dışa vuran tarafı, öncelikli olarak her ülke kendi çıkarlarını öncelediğidir. Tahran toplantısının sonuç bildirisinde, Rusya ve İran’ın batıya yönelik mesajlarında Türkiye’yi aparat olarak kullanmıştır. Türkiye’nin Rojava’ya ilişkin beklediği işgal saldırısına destek alamadı. İran, NATO karşıtlığını, ABD’nin Suriye’den çekilmesi, İsrail saldırılarının kınanması, ‘İdlib’i kast ederek’ terör örgütlerine karşı ortak mücadele gibi isteklerine Türkiye’yi ortak etmiş oldu. Rusya, İran kadar net olmasa da Türkiye’yi yanında görmek isteminden kaynaklı yaklaşımı gözeterek, Rojava’ya işgal saldırısına karşı olduğunu dile getirmiştir.

Uzlaşmaz çelişkiler masadaydı
Toplantının tümüne bakıldığında ister ikili görüşmelerde olsun ister üçlü görüşmede olsun istenen birlik sağlanmadı. Üç ülkenin kendi cephelerinde konuları gündemine alması, aralarındaki çelişkileri daha görünür kıldı. Türkiye, Irak zemininde, İran ile bir dizi sorun yaşamaktadır. Irak’ta Hükümetin kurulamaması, KDP ile kurulan enerji anlaşmalarını, Türkmenler üzerinde ki egemenlik çekişmesi, sınır hattına döşenen duvar, Suriye zemininde yaşanan bir dizi gerilim de dahil edilince Türkiye ve İran arasında birçok konuda sorun yaşadığı malum.
Erdoğan’ın kalabalık bir heyetle Tahran’a çıkarma yapması, siyasetten ciddi bir karşılığı olmadı. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin de istenen düzeyde seyretmediğini hesaba katarsak, toplantıdan yapılan bazı anlaşmaların da zevahiri kurtarmak babında öteye gidemedi. 

Zoraki garantörlük ilişkisi
Türkiye Rusya ilişkileri de oldukça çetrefilli bir hal almaktadır. Türkiye’nin bir NATO ülkesi olması, ikili ilişkilerde yaşadığı sıkıntılar, Ukrayna’ya verdiği SİHA’lar, Suriye zemininde ki çelişkileri vb. konular dikkate alındığında ilişkilerin son derece limoni olduğunu vurgulamak gerekir. Tahran toplantısında ortaklaşamadıkları mevzuları sonuç bildirisinde de okumak mümkündür. Suriye konusunda sözde garantör ülke sıfatıyla bir araya gelen üçlünün gündemi: Suriye’den çok NATO’ya, İsrail’e vurgu yapılarak dışa verilen mesajlar, Rusya ile İran arasında imzalanan enerji ve diğer iş birliği anlaşmalarıdır. Masada karlı çıkan Rusya ve İran liderleri çok konuşma gereği duymadan toplantıyı bitirmeye çalışırken Erdoğan’ın uzun ve aynı zamanda boş konuşması, iç kamuoyuna dönük masajlar içermekteydi. 
Tahran toplantısı, aradığını bulamayan Erdoğan’ın Türkiye’yi ne hale getirdiğinin de açık bir gösterisi oldu. Suriye’ye ilişkin saldırgan dış politikasının açık bir iflasıdır. Rojava’ya yapacağı işgal saldırısına destek görmemesi siyasi dengeler açısında beklenen bir sonuçtu. Fakat saldırının olmayacağı anlamına gelmiyor. Rusya’yı, ABD’yi karşısına almayacak şekilde, İran’ı da dikkate alarak, Rojava’ya saldırma ihtimali ve hesapları devam etmektedir. Dış politikada ‘yedi kocalı Hürmüz’ misali herkesi idare ederek işi nereye kadar kotaracağı da pek beli değildir.

Tahran, Cidde’ye rövanş mı?
Tahran toplantısı, Cidde toplantısının bir nevi rövanşı gibi oldu. Körfez İş birliği Konseyi (KİK) bünyesinde bir araya gelen Arap devletleri + ABD güvenlik, Enerji konularında önemli anlaşmalara imza attılar. Cidde toplantısı, öncelikli olarak İran’ı hedef alması dikkate alındığında, Tahran toplantısının da aynı sürece denk getirilmesi bir cevap niteliği taşımaktadır. İran hemen akabinde insansız hava araçlarını körfezde görücüye çıkararak karşılık verdi. Tahran toplantısıyla Rusya ile olan ortaklığını daha da ileri bir düzeye taşımış oldu.

Değişmeyen gündem Rojava
Türkiye, Tahran toplantısına hazırlanırken ağırlıklı olarak Rojava’ya saldırı için destek almasıydı. İç kamuoyunu bu konuya hazırladı. Boyalı yandaş medya Rojava saldırısını sürekli gündemde tutarak dikkatleri bu konuya çekmişti. Saldırı hazırlıkları için oluşturulan zemine Tahran toplantısında istenen sonuç elde edilmeyince Rojava saldırı bir balon gibi sönerek gündemden düşmüş oldu. Tahran toplantısında Türkiye’nin yaşadığı fiyasko sonrası Rojava’ya saldırı tehdidi gündemden kalkmadığı gibi işgal alanlarına askeri sevkiyatlarda devam etmektedir. Dış destek almadan Rojava’ya saldırı gündemde ki koruyor. Saldırı olması halinde İran, Rusya, ABD’nin tavrı, tutumu ne olur? Saldırının hedefi neresi olur, hava sahasının kapatılması gündeme gelir mi? tek başına yapılacak işgal saldırısının başarı şansı var mı? gibi konular daha şimdiden tartışılan ana başlıklardır.
Diplomatik ilişkilerde, toplantı masalarında eli boş dönen diktatör Erdoğan için iş başa düşmüştür. Gözler sahada olacaklara çevrilmiştir. Tek başına yapacağı bir işgal saldırısı belki de AKP iktidarının ve kendi siyasi hayatının kumarı olacaktır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.