Onlarca yıllık insanlık mücadelesinin birikimi üzerine doğdu HDP. Türkiye halklarının birbirlerinin yüreklerine uzanan kırılmaz bir dal oldu HDP. Kürt özgürlük mücadelesinin binbir emek, kan ve canla ödediği bedeller üzerinden gıdım gıdım kök saldı.
Bu gökkuşağı renkleri gece yatağına aç giren çocuklarımızın oyuncak hayallerini gerçeğe dönüştüren renk olacak. İnsanlık dışı koşullarda çalışan, yurtlarda tecavüze uğrayan, Alevi olduğuna bakılmaksızın zorunlu din derslerine tabi kılınan, Hükümetin yandaşlarına dağıtılan sınav sorularından habersiz ter döken yoksul Anadolu ve Mezopotamya çocuklarının bir umudu da HDP’de… Neden mi?
"Yeni yaşam" derken ilk akla gelen, dünyaya gözlerini açan masum bebeler ve çocuklar… Çünkü yeni ve gelecek, onlara aittir. Bir Kızılderili atasözünün de belirttiği gibi; "dünya bize atalarımızdan kalmadı; onu biz çocuklarımızdan ödünç aldık". Yaklaşan genel seçimler dolayısıyla partilerin açıklanan beyannameleri, hangisinin yeniye dair olduğunu, hangisinin ise Türkiye klasiği olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Her yıl 23 Nisanın Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının ayrıcalığından dem vuran Devletin bu yılki "çocuk karnesi" tablonun vahametini ortaya koymakta. İHD’nin dün açıkladığı rapordaki birkaç başlığa bakalım:
* 2.165 çocuk halen cezaevlerinde bulunmakta;
* Her yıl 300 bine yakın çocuk polisle tanışmakta;
* 7 milyon 500 bin çocuk kötü koşullarda çalışmakta ve sadece 893 bin çocuk resmen çalışır görünmekte;
* 400 bin çocuk en zor çalışma alanı olan tarım sektöründe çalışmakta;
* Askeri mühimmat artıkları kuralsızca serbest bırakıldığı için çocukların oyun malzemesine dönüşmekte ve yavrularımız ölmekte;
* Mevcut yasalar, çocukların polislerce öldürülmensin önüne geçmezken, çıkarılan" İç Güvenlik Yasası" ile daha fazla çocuğumuz öleceği açıktır;
* Mülteci çocuklar sağlıksız çadırlarda ya soğuktan ya da ısınmak için kullandıkları ısıtıcıların çıkardığı yangınlarda, trajik bir şekilde can vermekte,
* Milyonlarca Kürt çocuğu, ana dilinde eğitim almaktan yoksun bırakılarak ağır asimilasyon koşullarında yaşamakta.
Bizim çocuklarımıza bunlar reva görülürken, iktidar ve sermaye sahiplerinin çocukları, örtülü ödenekler, hayırsever işadamlarından alınan paralar, kentlerin arazi rantları, AKP bülteni gibi çalışan haber kanalları A.Ş.’leri, vb sayesinde gemicikler almakta.
Savcılıklarca kapatılan ve geçtiğimiz yılın skandallarından olan "yolsuzluk" belgelerinin ortaya çıkardığı gibi sayısız gayrimenkul almakta; paraları sıfırlayacak kutular bulmakta zorlanmakta.
Adlarına vakıflar açılmakta. Onlar zenginleştikçe bizim yoksul çocuklarımız daha da yoksullaşmakta, kentlerin varoşlarında karanlığa sürüklenmekte.
Listeyi uzatmak mümkün…
İşte bu haksızlığa, bu zorbalığa, bu vicdansızlığa dur diyecek tek parti HDP!
HDP’ye oy vermek ve verilen oyları korumak, işte yeni yaşam umudu olduğu için her zamankinden daha önemli.
Karanlıkları yaran aydınlığa açılan pencere gibi. O yüzden gökkuşağının tüm renkleriyle bezeli… Yeri gelmişken belirteyim. Bu seçimlerde Avrupa’da yaşayan halklarımızın oyları da son derece belirleyici olacak. Sadece her bir Türkiyeli tek başına değil; yanında en az 2 kişiyi de kazanmış olarak seçim sandıklarına gitmeli… Bugüne kadar oy kullanmamış herkese de çağrımızdır. Partilerin seçim beyannamelerini alın önünüze ve okuyun. Vicdan sesiniz sizi nereye götürürse oraya damga basın!
Son söz yerine: Geçtiğimiz hafta sonu Hannover’deki HDP dayanışma etkinliği, inanılmaz coşkulu ve rengarenkti. Emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Ancak tek bir dakika dahi rehavete kapılmaksızın, bu kararlılık, bu sahiplenme 7 Haziran gecesine kadar sürmeli. Unutmayalım ki, karşımızdaki güç, HDP’nin Meclise girmemesi için elinden geleni yapmakta ve yapmaya da devam edecektir.