Fransa Gündemi

Politika ile yapışık ikiz gibi dolaşan "yolsuzluk" -ki buna yolunu bulanlar demek daha doğru olur- kavramına herkes alıştı. Artık kapitalist ülkeler açısından; maddi, manevi, her anlamdaki "yolsuzluk" günlük yaşamın içerisindeki herhangi bir aktivite kadar doğallaştırıldı. Ortaya dökülen yolsuzluk olayları ise ne gariptir ki kısa bir süre sonra hiç olmamış gibi rafa kaldırılıyor. Çünkü bu konuda kapitalist piyasa ekonomisi işliyor. Herkes meseleyi, ihtiyaçları ve bakmak istediği yerden ya da olduğu tarafın çıkarından hararetle tartışıyor. En modern kapitalist ülkeden en geri kalanına kadar bu durum farklı bir profil sergilemiyor.
Fransa gibi bir ülkede de söz konusu durum diğer ülkelerden farklı değil. Yolsuzluğun ne kadar derinleştiğini son birkaç yıllık Fransa siyasetine bakarak görmek mümkün. Örneğin bir önceki Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin ayda bir yolsuzluk nedeniyle mahkeme karşısına çıkması sadece işin görünen yüzü olarak duruyor. Fransa bu nedenle Aralık ayında yasa çıkarmak için hazırlık yapıyor. Fransa'daki mevcut yasalara göre, yolsuzluk suçu işleyen politikacılara 5 yıl siyaset yasağı veriliyor. Söz konusu cezanın caydırıcılığının yeterli olmadığını düşünen Fransız milletvekillerinin hazırlamış olduğu yolsuzlukla ilgili tasarı Aralık'ta Meclis'e taşınıyor. 4 Aralık'ta Meclis'te, 10 Aralık'ta ise Senatoda yolsuzlukla mücadeleye ilişkin yasa tasarıları görüşülecek.
Yolsuzluk; "kamu gücünün özel çıkar amacıyla kullanılması" veya "herhangi bir görevin, gücün özel çıkarlar amacıyla kötüye kullanılması" olarak tanımlanıyor. Fransız hükumeti ise "kamu gücünün kötüye" kullanımının ötesinde her ay hakkında yeni bir soruşturma açılan ve her defasında yeniden 2017 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday olmayı planlayan Sarkozy'nin tamamen siyasetten men etmeyi hedefliyor. Oysa Fransa hükümeti, iş başına geldikten kısa bir süre sonra maliye bakanlığı yolsuzluğa bulaşmış ve hükümet kabinesinde değişikliğe gidilmişti.
Fransız hükümetinin neoliberal politikalar ışığında diline doladığı şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi söylemlerden öte dönemsel çıkarlarını garantiye almak için harekete geçtiği açık. Örneğin yasa tasarısı meclise gelmeden önce anında bir anket sonucu açıklandı. Çünkü sistemin doğası gereği 'minareyi çalmadan kılıfını hazırlamak gerekiyor!' Fransız hükümetinin sparişiyle Opinion Way kamuoyu araştırma şirketinin düzenlediği ankete göre, Fransızların yüzde 80'i yolsuzluk yapan politikacılara ömür boyu siyaset yasağı getirilmesi gerektiğini belirtiyor. Anket katılımcılarından yüzde 95'i yolsuzluk ve usulsüzlük yaptığı tespit edilen siyasetçilere yönelik cezaların ağırlaştırılmasını istiyor.  
Fransa'da söz konusu yasa tartışmaları AB Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu'ndan doğru geliyor. AB Yolsuzlukla Mücadele Raporu'da, yolsuzluğun Avrupa ekonomilerine yıllık maliyetinin 120 milyar Euro seviyesinde olduğunu belirtiliyor. Raporda, yolsuzluğun Avrupa açısından aşılması gereken bir zorluk olduğu ifade edilirken, üye ülkelerin son yıllarda çeşitli düzenlemeler yaptığı ancak sonuçların değişmediği belirtiliyor.
AB'nin kamuoyu araştırmalarından sorumlu birimi Eurobarometer'in söz konusu çalışmaya katkıda bulunmak üzere yaptığı araştırmaya göre, yolsuzluğun en yaygın olduğu ülkeler, yüzde 99 ile Yunanistan ve yüzde 97 ile İtalya olarak tespit ediliyor. Bu ülkeleri yüzde 95'lik oranla Litvanya, İspanya ve Çek Cumhuriyeti, İspanya (yüzde 77), Slovenya ile Çek Cumhuriyeti (yüzde 76) ve Portekiz (yüzde 72) ile izliyor.
"Avrupa'da yolsuzluktan arınmış bölge yok" denilen raporda, Fransa'nın da durumunun parlak olmadığı ifade ediliyor.   Fransa hükümeti bugün yasa çıkarmaya hazırlanırken, bir sonraki seçim ertesinde sanık sandalyesinde kendi üyelerini görme ihtimali yüksek. Çünkü bu neoliberal politikaların doğasında var!