1 Eylül Dünya Barış Günü ve ortak mücadele
Forum Haberleri —

.
- 1 Eylül Dünya Barış Günü gelirken bu vesileyle bir kere daha bu coğrafyanın güzel insanlarına çağrıda bulunmak isterim; Roboskî, Reyhanlı, Suruç, Amed, Ankara, Hasankeyf, Ayasofya, Kariye için adalet mücadelesi yürüten canlar, LGBTİ bireylere, kadın kırımına karşı adalet ve hak mücadelesi yürüten canlar, toplumsal barışın ortak talep olduğu bir mücadele hattında birleşelim ve yürüyelim.
Yannis Vasilis YAYLALI
Yeniden 1 Eylül gelirken, bir zamanlar onlarca insan barış tekrar dillerde söylenen en güzel şarki, türkü olsun diye Roboskî'den Ankara'ya kadar yürümüştük. O günlerde varlığı bile yok edilmeye çalışılan Roboskî katliamını da gündeme taşımak istemiştik. Ama işte fail devlet olunca bırakın Roboskî'ye adalet gelmesini, Roboskî'ye dillendiren başta bizler olmak üzere herkes cezalandırıldı. #Roboskî aktivistlerinden, katliamda kardeşi de dahil 11 akrabasını kaybeden Veli Encü bir seneyi aşkım zamandır hala cezaevinde. Peki suçu ne ki, suçu başta kardeşi olmak üzere katledilen akrabaları için adalet istemek.
Elbette bu ülkede sadece saldırıya uğrayan ve bu yüzden adalet arayan bizler değildik, savaş ve kan iktidarın kendini yaşatma aracına dönüşürse ülke yangın yerine dönüşür ve öyle de oldu. Roboskî’den, Reyhanli'ya, Reyhanlı'dan Amed'e, Amed'den Kobanê’ye, Suruç’a, Ankara'ya, Sur'a, Nusaybin'e, Cizre ve Şırnak'a, yetmedi mezarlara kadar savaş, kan, ölüm neredeyse kaderimiz haline getirilmeye çalışılıldı. Yaşadığımız coğrafyanın dirisiyle, ölüsüyle uğraşmak bile bir süre sonra yeterli gelmeyince, İstanbul'da ki #Ayasofya müzesi, Trabzon'da ki #Ayasofya müzesi, İstanbul Fatih'te bulunan Kariye Müzesi televizyon şovları eşliğinde camiye çevrildiler. O da yetmeyince Akdeniz ve Ege'de Yunanistan'a karşı savaş naraları atılmaya başlandı.
Bir ülke düşünün ki savaşı, ölümü, intikamı söyleyenler baş tacı edilirken, barışı, huzuru ve eşit şekilde insanca yaşamayı savunanlar terörizmle damgalanıyor ve eşi görülmemiş cadı avı başlatılıyor. Evet bir ülkede barış istemek terörizm ile aynı anılmaya başlanırsa o ülkede tuz bile kokmuş demektir. Ülke tam deli yerine dönüştürüldü, ama bu yüreklerimiz attığı sürece barış için hep imkan var demektir. Bu hükümet ya yüreklerimizi yerinden söküp atacak, ya da eni sonu barışı kabul etmek zorunda kalacak, çünkü bu yürek bu can da attığı sürece barış için kavga bitmeyecek.
Tüm ülkeyi baştan aşağıya saran bu kötülüğe karşı sürekli kavga etmekten, mücadeleden bahsediyoruz, işte kavga, mücadele ve bir şeyin savaşını vereceksek bu barışın olmalı, bundan daha kutsal şey olabilir mi, yaşamı savunmak gibi kutsal bir şey olabilir mi. 1 Eylül Dünya Barış Günü gelirken bu vesileyle bir kere daha bu coğrafyanın güzel insanlarına çağrıda bulunmak isterim; Roboskî için adalet mücadelesi yürüten canlara, Reyhanlı için adalet mücadelesi yürüten canlara, Suruç, Amed, Ankara, Hasankeyf, #Ayasofya, Kariye için adalet mücadelesi yürüten canlar, LGBTİ bireylere, kadın taciz, tecavüz ve katliamlarına karşı adalet ve hak mücadelesi yürüten canlar, toplumsal barışın ortak talep olduğu bir mücadele hattında birleşelim ve bizi karanlığın dipsiz kuyusuna çeken devletin kör şiddetine karşı birlikte yürüyelim.
Yaşasın 1 Eylül Dünya Barış Günü! Yaşasın Barış!







