İran müzakereleri reddetmiyor, tasarlıyor

Forum Haberleri —

İran/foto:AFP

İran/foto:AFP

  • İran’ın yanıtının özü basit bir ret değildir. Bir karşı pozisyondur; bu şartlarda, bu kapsamda ve Lübnan pazarlığın dışında bırakılırsa olmazdır.

*MOJTABA TOUISERKANI-Çeviri: Yeni Özgür Politika

Donald Trump, savaştan barışa düzgün bir geçiş yapmıyor. Geniş çaplı bir savaş tehdidini kullanarak, Washington lehine dar ve kontrollü bir gerilimi azaltma (de-escalation) dayatmaya çalışıyor. İran ise düz bir “hayır” demiyor. Bir teklifi incelerken, hem caydırıcılığını hem de bölgesel konumunu koruyacak şekilde tasarlanmış bir yanıt hazırlıyor.

Tahran’ın inkârları, diplomasinin olmadığına dair kanıt değil, diplomasinin siyasi olarak sürdürülebilir kılınmasının bir parçasıdır. Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD ile hiçbir diyalog veya müzakere olmadığını söylerken, aynı zamanda aracı devletler aracılığıyla mesajların iletildiğini edildiğini de kabul etti. Bu, bir çelişki değil, bir yöntemdir. Bu yöntemin çok özel bir grameri vardır. İran’ın inkârları geçmiş zaman kipinde “Müzakereler yapılmadı, diyalog gerçekleşmedi” şeklinde dile getirildi. “Müzakere etmeyeceğiz” veya “Görüşmeler yasaktır” denilmedi. Geçmiş zamanlı inkâr, dünü kapatan ama yarını da kapatmayan bir üsluptur. Tahran, eğer önümüzdeki günlerde doğrudan görüşmeler olursa her inkâr anında böyle görüşmelerin henüz gerçekleşmediğini dar teknik anlamda doğru olarak söyleyebilecektir. Bu, sadece kaçamak bir dilin ötesinde devletlerin hareket etmeye hazır olmadan önce kendilerine manevra alanı yaratma yöntemidir.

Trump’ın kendisi de fiilen aynı ikili yolu tarif etti; İranlı liderlerin bir anlaşma istediklerini ama bunu kamuoyuna söylemekten korktuklarını belirtti. Bunu bir alay olarak söylemişti. Oysa daha faydalı bir okumayla, bu ifadeler yapılandırılmış belirsizliğin (structured ambiguity) farkında olmadan yapılmış bir tarifidir. Özel alanda hareket, kamuda inkâr ve her iki tarafın da bu ikisinin bir arada var olduğunu inkâr etmek için siyasi nedenleri.

İran devlet yönetimi daha önce de inkâr edilebilir kanallar kullandı. 2013 ara nükleer anlaşmasına giden yolu açan Umman’daki gizli ABD-İran temasları, siyasi olarak savunulabilir hale gelene kadar kamuoyundan uzak tutuldu. Alınan ders, sadece gizliliğin işe yaradığı değildi, ideolojik ve iç siyasi kısıtlamalarla karşı karşıya kalan sistemlerin önce gizlenmeye, sonra açıklamaya ve ancak en sonunda kabule ihtiyaç duyduğuydu.

Son durum üzerinde pazarlık

Mevcut anı savaşın önceki evrelerinden ayıran şey, aracı kanalın artık yalnızca sinyal taşımıyor olmasıdır. Artık içerik taşıyor. Kamuoyuna yansıyan haberler, ABD’nin teklifini İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu, zenginleştirme faaliyetleri, balistik füzeleri, bölgesel müttefiklerine verdiği destek ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi unsurlara bağlamıştı. Karoline Leavitt daha sonra kamuoyuna yansıyan bazı kısımların yanlış olduğunu söyledi, ancak bir teklifin varlığını veya bu teklif etrafında dolaylı görüşmelerin devam ettiğini inkâr etmedi. Bu, temel gerçeği ortaya koymaya yeter: Washington, yıpratma stratejisinden bir son durum üzerinde pazarlığa geçti.

Trump’ın İran’daki elektrik santralleri ve enerji altyapısına yönelik saldırıları belli bir süreyle durdurması, bu değişimi görünür kıldı. Bu duraklama hiçbir zaman ateşkes değildi ve öyle okunması da amaçlanmadı. Kampanyanın diğer unsurları devam etti. Bu seçicilik, tam da bu nedenle önem taşıyordu. Washington’un özellikle tırmandırıcı bir adımdan geri durduğunu, ancak diğer baskı unsurlarını koruduğunu işaret ediyordu. Bu, ahlaki anlamda bir itidal değil, zorlayıcı diplomasiydi; Tahran harekete geçmezse savaşın çok daha tehlikeli bir hal alabileceği uyarısı.

Tahran’ın yanıtı “hayır” değil

ABD teklifine ilk tepki “olumlu değil” olarak nitelendirildi, ancak kesin bir ret olarak sunulmadı. Bu ayrım önemlidir. Düz bir ret dosyayı kapatır. Olumsuz ilk yanıt ise tartışmayı açık tutar. Daha önemlisi, İran sadece zaman kazanmıyor, bir bedel koyuyor. Tahran, aracılara herhangi bir ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması ve İsrail’in Hizbullah’a yönelik operasyonlarının aynı çerçeveye alınması gerektiğini iletti. İranlı kaynaklar, ayrıca yenilenmiş saldırılara karşı garanti ve Hürmüz’le ilgili şartlar konusunda daha sert bir tutum ortaya koyduklarını belirtti. Bu, Tahran’ın savaşı yalnızca kendisiyle Washington arasında dar bir ikili mesele olarak görmediğinin en güçlü kanıtıdır. Herhangi bir çıkışın, uzun süredir caydırıcılığının dayandığı bölgesel mimarinin bir kısmını koruması için çaba gösteriyor.

Bu nedenle İran’ın yanıtının özü basit bir ret değildir. Bir karşı pozisyondur; bu şartlarda olmaz, bu kapsamda olmaz ve Lübnan pazarlığın dışında bırakılırsa olmaz. Kalibaf’ın rapor edilen rolünün mantıklı görünmesinin nedeni de budur. O Dışişleri Bakanlığında değildir. Kariyer diplomatı veya görevdeki bir komutan değildir. Bağımsız bir konuma sahip, ağır siklet bir siyasi figürdür ve açıkça cumhurbaşkanlığı hırsları vardır. Bu kanalda kullanılıyorsa anlamlıdır. Ciddiye alınacak kadar kıdemlidir, ancak kurumsal olarak o kadar tabi değildir ki herhangi bir temas hemen resmi yürütme müzakeresi olarak çerçevelenmek zorunda kalsın. Faydalıdır, çünkü inkâr edilebilirdir. Kamuoyuna yaptığı görüşmelere ret açıklaması, kanalı çürütmez. Aksine, kanalın korunmasına yardımcı olur.

Pakistan'ın aracı konumu

İslamabad, siyasi koruma biçimi olarak önem taşır. Pakistan, Müslüman çoğunluklu bir devlet, nükleer güç ve Washington ile Tahran arasında hâlâ doğrudan kanal bulunduran birkaç ülkeden biridir. Güncel haberler, Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin farklı şekillerde arabuluculuk yaptığını gösterirken, İslamabad’daki bir İran Büyükelçiliği yetkilisi, görüşmeler ilerlerse Pakistan’ın Tahran’ın tercih ettiği mekan olmaya devam ettiğini belirtti. Pakistan önemlidir, çünkü siyasi olarak uygulanabilir bir kanal sunar.

Aynı arabuluculuk, daha sessiz bir fay hattını da ortaya çıkardı. Üst düzey İsrailli yetkililer, Trump’ın düşmanlıkları sona erdirmek için bir anlaşmaya kararlı göründüğünü, ancak İsrailli yetkililerin İran’ın anlamlı şartları kabul edeceğinden şüphe duyduklarını ve ABD müzakerecilerinin İsrail’in gelecekteki hareket özgürlüğünü daraltabileceğinden endişe ettiklerini ifade etti. İsrail, ayrıca Hizbullah’a karşı kampanyasının ayrı olduğunu ve devam etmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. Tahran açısından, Lübnan’ı çerçevenin dışında bırakan herhangi bir anlaşma, anlaşma değildir.

Müzakerenin bir parçası

Bunların hiçbiri düzenli bir barış süreci olarak algılanmamalıdır. Beyas Sözcüsü Leavitt, Tahran “askeri olarak yenildiğini” kabul etmezse Trump’ın İran’a daha sert vuracağı konusunda uyardı. Bu, boş bir retorik değildi, gücün zirvesinden müzakere etmeye çalışan bir yönetimin diliydi. Pentagon’un daha radikal senaryoları, hatta olası kara harekâtı seçenekleri hakkındaki raporlar dikkatle ele alınmalıdır, çünkü bunlar ilan edilmiş politika değil, ihtiyat planlamasıdır. Genel sinyal ise açıktır: Washington, Tahran’ın bir sonraki turun çok daha kötü olabileceğine inanmasını istiyor.

Şu an için en olası sonuç, ne büyük bir kapsamlı anlaşma ne de tam ölçekli bir kara savaşıdır. Her ikisinden de daha dar, daha çirkin ve daha inkâr edilebilir bir şeydir. Hiçbir tarafın “anlaşma” diye adlandırmak istemeyeceği sınırlı bir gerilim azaltma düşünün: İran’ın enerji omurgasına hemen ABD saldırısı olmaması, Hürmüz çevresindeki baskının bir miktar azaltılması, dolaylı mesajlaşmanın devam etmesi ve belki de tüm tarafların “aslında müzakere değildi” diye ısrar edeceği bir toplantı veya telefon görüşmesi. Washington, bunu “baskının sonuç verdiği” şeklinde sunacaktır. Tahran ise “direnişin saygı kazandırdığı” şeklinde. Her ikisi de kısmi doğruları dile getirmiş olacaktır.

Elbette bu yol kırılgandır. Enerji altyapısına büyük bir saldırı, Hürmüz’de ölümcül bir deniz olayı veya Lübnan’da keskin bir kötüleşme, bu yolu hızla yok edebilir. Yine de asıl önemli nokta artık görünür hale geldi. Son oyunun ilk taslağı, ortak bildirilerde değil, seçici duraklamalarda, özenle seçilmiş inkârlarda, resmi olarak “angajman reddi” olarak nitelendirilen şeye eklenen karşı şartlarda ve belki de en aydınlatıcı şekilde, konuşmak için yeterince uzun süre hayatta tutulması gereken kişilerin seçiminde yazılıyor.

* Dr. Mojtaba Touiserkani'nin Middle East Monitor'daki makalesi, çevrilerek düzenlendi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.