Kürt uluslaşmasının inşasında Newroz 2026
Forum Haberleri —

Newroz
- Toplumsal dinamikler, örgütlü siyasetin sınırlarını zorlayan, hatta zaman zaman aşan bir olgunluğa ve kapsayıcılığa ulaşmış durumda.
ERCAN JAN AKTAŞ
Newroz, Kürtler için her zaman bir hatırlama ve yeniden kurma zemini oldu. Bu zemin, yalnızca geçmişin izlerini taşımakla kalmadı, aynı zamanda geleceğe dair yönelimleri de belirledi. Bu anlamıyla her Newroz, halkın açık katılımına dönüşen referandumlar oldu. 2026, tam da böyle bir denklem üzerinden karşımıza çıktı. Ortadoğu’daki çatışmalı sürecin derinleştiği, Rojava başta olmak üzere Kürtlerin kazanımlarının yeniden hedef alındığı bir dönemde gerçekleşen bu Newroz, parçalanmışlık ile birlik arzusu arasındaki gerilimin sahaya yansıdığı bir gerçeklik haline geldi. Bu nedenle 2026'daki Newroz, diaspora ile yurt arasındaki bağların yeniden örülmesi, kolektif bir kimlik ve kader duygusunun güçlenmesi; örgütlü siyasetin sınırlarını aşan toplumsal bir ruh halinin açığa çıkmasıyla okunabilir.
Bilincimize kazınan Newroz
Biz Kuzey Kürdistanlılar, her Newroz’un kendine özgü bir ruhunun olduğunu, özellikle 1992–93 Newrozlarından itibaren hafızamıza ve bilincimize kazıdık. Kürt’e dair neredeyse her şeyin yasaklandığı o yıllarda, sarı, kırmızı ve yeşil trafik lambaları dahi “terör” renkleri gerekçesi ile karartılmıştı. O dönemlerde, mahalle aralarında “korsan” biçimde bir araya gelmek; araç lastiklerini ateşe verip etrafında stranlar eşliğinde govend çekmek, yalnızca bir kutlama değildi; devlete, onun Kürt'ü yok sayan politikalarına açık bir meydan okumaydı. Bu meydan okumaya katılmak ise gözaltına alınmayı, tutuklanmayı, işkenceyi ve hatta ölümü göze almak anlamına geliyordu. O yıllarda her Newroz, ulusal bir bayramın kutlaması değil, bir serhildan, başkaldırı ve bir varoluş ilanıydı Kürtler için.
Bu Newroz da aylarca öncesinden Kürtlerin içinde geçtikleri, parçası oldukları Ortadoğu’daki çatışmalı siyasal süreçten hareketle kendi ruhunu oluşturmuştu. Ocak'ın başından itibaren Halep’teki Kürt Mahalleleri Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye saldırılar ile başlayan, sonrasında Kobanê’yi kuşatma ile devam eden saldılar, dört parça Kürdistan ve Kürdistan diasporasını harekete geçirdi. Bu anlamda II. Kobanê Direnişi, dört parçaya bölünmüş Kürdistan başta olmak üzere, diasporaya dağılmış Kürtlerin ortak bir hafıza, ortak bir tehdit algısı etrafında buluşabildiği nadir tarihsel anlardan biri olarak tarihe notunu düştü. “Rojava Kürdistan’dır” ifadesi etrafında örülen bu ortak duruş, Kürtlüğü etnik bir aidiyet sınırının ötesine taşıyarak, ortak hafıza, ortak kader ve ortak gelecek bilinciyle kolektif inşada yeni bir sürece taşıyarak 2026 Newrozu’nun da ruhunu kuruyordu.
Örgütsel sınırları aştı
Bu yeni zaman dilimi, parti aidiyetlerinin, örgütsel rekabetlerin, liderlik tartışmalarının ve parça temelli ayrışmaların ötesine geçerek, sokaklarda yankılanan ortak vicdanın ve kolektif talebin siyasal karşılığını kurumsallaştırmayı Newroz ile yeni sürece taşımaya çağırıyordu. Rojava’ya saldırı ile özgürleştirilen alanların kaybı üzerinden yaşanan kırılmaların yarattığı kayıp, güvensizlik ve travmanın eşlik ettiği derin sarsıntıyı, Kürtler dünyanın dört bir tarafında örgütsel, ideolojik farklılıklarını koruyarak ilk kez yeniden toparlanma ve doğuş arzusunu açığa çıkarmaya zemin yapabildi. 2026 Newroz ruhu, bu anlamıyla Kürt toplumunda uzun süredir biriken ancak çoğunlukla örgütlü siyasetin sınırları içinde kalan kolektif bir duygunun taşarak görünür hale geldiği tarihsel bir eşik olarak öne çıkıyordu.
Bu ruhun izlerine özellikle Kürt diasporası üzerinden Newroz buluşmalarına dahil olanlar olarak bakmaya çalışacağız. Aylarca öncesinde çeşitli buluşma ve toplantılarda, basın ve medya üzerindeki tartışmalarda ‘bu defa Newroz için tek buluşma örgütlenmeli’ taleplerinin pratik karşılığını aradık elbette. Kısmi bir çaba da olsa, farklı politik aktörler, örgütler ve partiler bir kez daha kendi ideolojik, politik duruşlarına/doğrularına takılarak bu ruha uygun ortak bir Newroz organize edemediler. Avrupa’da yaşan Kürdistanlı diasporanın iki büyük partileri Almanya’da iki farklı Newroz örgütlediler. Kürt Özgürlük Hareketi, Frankfurt’a, Kürdistan Demokrat Partisi ise Bonn’a çağırdı Kürtleri ve dostlarını.
Kürdistanlılar olarak ordaydık
Frankfurt'taki Newroz’da kalabalıkların içine girip de gördüklerim; ‘Sahneyi kim kurarsa kursun, sahnede kim konuşursa konuşsun, sahnede kim müzik yaparsa yapsın biz Kürdistanlılar ve dostları kendi flamalarımız, bayraklarımız, stranlarımız, sloganlarımız ve govendlerimiz ile bir halk olarak buradayız’ diyordu. Newroz için kurulan sahnede bir akış devam ederken, sahnenin hemen bitişiğinden itibaren kurumlarda çokça aranan ama bulunamayan genç Kürdistanlılar, rengarenk geleneksel/yöresel kıyafetleri ve stranları ile halka halka kurdukları govendleri ile adeta bir seromoninin parçalarına dönüşmüşlerdi. Govende gelmek, Kürt'ün politik, sosyal ve de ruhsal bütünlüğünün bedende estetik ifadesine kavuşuyordu bir kez daha. Her adımda geçmişin hafızası, her dönüşte ortak kaderin duygusu, her ritimde ise geleceğe dair inatçı bir umut yankılanıyordu.
Ortak Newroz ruhuydu
Bonn'daki Newroz’u ise medya ve basın üzerinden takip etmeye çalıştım. Oldukça iddialı bir sahne programı ile adeta “biz buradayız” çağrısı yapıyorlardı. Özellikle de Rojava’da yaşananlardan sonra sosyal medya üzerinden Kürt Özgürlük Hareketi’ne düşmanlıkta bir araya gelenlerin canhıraş ruh halleri ile kurdukları “Frankfurt’a değil Bonn’a gelin, Kürdistan Newrozuna gelin” çağrıları hem Bonn ve hem de Frankfurt Newrozlarında karşılık bulmadı, çünkü gerçeklik, dijital alanın keskin ve ruhsuz ayrımlarından daha karmaşık ve daha derindi.
Farklı iki politik aidiyetlerin çağrıları üzerinden bu iki ayrı alanda toplanan yüz binler, sahnede kurulan temsil mücadelelerinden büyük ölçüde bağımsız bir biçimde varlık gösterdi. Onları bir arada tutan şey, hangi sahnenin kim tarafından kurulduğu değil, içlerinde büyüyen ve taşan ortak Newroz ruhuydu. Bu ruh, “Rojava Rojhilat e, Kurdistan yek Welat e” sloganında cisimleşerek, ideolojik ayrımları aşan bir ortaklık duygusuna, milyonları birbirine bağlayan en güçlü değere dönüştü.
Kimlik, birlik ve gelecek umudu
Bu nedenle ortaya çıkan tablo, klasik bir siyasi mobilizasyonun ötesine geçerek, partilerden bağımsız biçimde tabandan yükselen, sınırları aşan, yoğun bir duygusal seferberlik karakteri kazandı. Yüz binler, yalnızca politik taleplerle değil, kimlik, birlik ve gelecek umuduyla alanlara aktı. 2026 Newrozu’nu önceki yıllardan ayıran temel özellik, meydanları dolduran asıl gücün farklı örgütlü güçlerin çağrılarından ziyade aylarca önceden doğrudan kurulan bu kolektif duygu patlamasıydı. Her iki alanı dolduran Kürtler, elbette örgütlü olmanın bilincindeydi, ancak onları Newroz’a, sözlerini en güçlü şekilde söylemeye çağıran içlerindeki Newroz ruhuydu.
Olgunluk ve kapsayıcılık
Frankfurt ve Bonn örneklerinde somutlaşan ikili yapı, ilk bakışta bir bölünmüşlüğün göstergesi gibi dursa da, alanları dolduran yüz binlerin davranışları ve taşıdıkları ruh hali, bu ayrışmanın tabanda aynı yoğunlukta karşılık bulmadığını açık biçimde ortaya koydu. Aksine, sahnelerin ve çağrıların ötesine taşan bir kolektif bilinç, Kürtlerin ortak hafıza ve gelecek tahayyülü etrafında yeniden kenetlenebileceğini gösterdi. Bu durum, Kürt siyasal alanı açısından önemli bir yere işaret ediyor. Toplumsal dinamikler, örgütlü siyasetin sınırlarını zorlayan, hatta zaman zaman aşan bir olgunluğa ve kapsayıcılığa ulaşmış durumda.
2026 Newroz ruhu, bu anlamıyla yalnızca bir duygusal yoğunlaşma değil, aynı zamanda yeni bir siyasal imkanın, tabandan yükselen birlik arayışının ve kolektif öznenin yeniden kuruluşunun habercisi olarak okunabilir. Bu kolektif duygu, geçmişin hafızasını, ortak kader bilincini ve geleceğe dair inatçı umudu birleştirdi. Öcalan’ın Newroz mektubunda belirttiği gibi, “Şimdiye kadar Newroz sembolik değerlerle kutlanmaktaydı. Artık Newroz, bir hayali, bir ütopyayı değil, gerçekleşen, gelişen bir komünal yaşamı temsil etmektedir.”
2026 Newrozu, tam da bu ruhu sahaya taşıdı. İdeolojik ve coğrafi ayrışmaları aşan bir toplumsal bağ ve ortak yaşam pratiği olarak kendini gösterdi.
Dolayısıyla önümüzde duran temel mesele, bu açığa çıkan enerjinin ve ortaklaşma iradesinin kalıcı, kapsayıcı ve çoğulcu bir siyasal zemine, medyaya, akademiye, kolektif üretim alanlarına nasıl taşınacağıdır. Eğer bu ruh, geçici bir mobilizasyon anı olarak kalmaz ve kurumsal, kültürel ve siyasal formlara kavuşabilirse 2026 Newrozu Kürtler açısından yalnızca bir yılın değil, yeni bir dönemin başlangıcı olarak da rolünü oynamış olacaktır.







