Kürt Hareketi ve HDP, AKP ve Tayyip Erdoğan’ın "Ak ve Kara" kadar anti tezidir. Sömürgeci Osmanlı siyasetini sadece Türkiye’de değil bütün Müslüman dünyasında pazarlamaya çalışan Davutoğlu/Erdoğan ikilisi Kürdistan’ı geçemediği için bütün Müslüman coğrafyasında yenilmiştir…
Kürtler, Davutoğlu/Erdoğan ikilisinin maskesini düşürmüş, bütün bu coğrafyayı çıplak gerçeklikle yüz yüze getirmiş, yani bir tür ayna tutmuşlardır. Neoliberalizmin en su katılmamış uygulamalarını İslam sosuna batıran AKP ve Tayyip Erdoğan’ın gayri insanı neolieberal programı Kürdistan’da paramparça olmuştur.
7 Haziran seçimlerinin iki önemli sonucu olmuştu; AKP’nin tek başına iktidar olamaması ve HDP’nin barajları yıkarak Türkiye siyasetinin merkezine kalıcı bir şekilde yerleşmesi…
7 Haziran sonrası AKP ve Tayyip Erdoğan tarafından dile getirilen 2023, 2071 gibi saçmalıklar, hatta bununla da yetinilmeyip İslam Halifeliğine kadar uzanan bütün Türkiye’ye el koyma programı tarihin çöplüğüne atılmıştır.
Artık AKP ve Erdoğan bırakın 400 milletvekilini ve başkanlığı, can derdine düşmüştür. Bütün çaba tek başına iktidar olup yargılanmaktan kurtulmak noktasına kadar gerilemiştir. Bütün esip gürlemeler bunun telaşının dışa vurumundan başka bir şey değildir.
Hürriyet’e saldırların, Bugün gazetesine kayyum atamaların sadece Türkiye’nin kendi içi ile sınırlı sonuçları olmayacağını Erdoğan ve Davutoğlu da bilmektedir. Şu sözler Eski Ankara Büyükelçisi Erich Edelman’a aittir ve sanki bu günleri önceden biliyormuşçasına bundan yaklaşık bir ay önce 07.09.2015 tarihinde kendisiyle röportaj yapan Amberin Zaman’a söylenmiştir.
Erich Edelman: "Türkiye’de hak ihlalleri iddiaları ve medya üzerindeki baskılar yoğunlaşıyor. Gazeteciler dahi göz altına alınıyor. Koza İpek Holding’e yapılan polis baskını var. Sanki vergi denetçileri yandaş şirketler için yeni fırsatlar kolluyor. Kanal Türk ve Bugün’ün Cumhurbaşkanı ve AKP’ye yakın iş adamlarına satılması sürpriz olmaz!" http://www.diken.com.tr/eski-abd-elcisi-edelman-turkiyenin-tek-adam-yonetimine-savrulusu-surerse-son-derece-kotu-olur/ "
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muizniek ise İpek Koza Grubu’na ait televizyonlara el konulmasına "Gazetecilere ürkütücü bir mesaj veriliyor" diyerek tepki gösterdi. http://www.radikal.com.tr/turkiye/avrupa-konseyinden-turkiyeye-acil-cagri-1461873/ "
Böyle bir Türkiye sadece Aydın Doğan ve diğer AKP’li olmayan medya patronları için bir tehdit değil; Türkiye’de yatırımları olan bütün yabancı sermaye sahipleri için de bir tehdittir ve bu bir taraflara kayıt edilmiştir.
Sanayi devrimi; üretilen malların bütün dünyadaki hareketini kolaylaştıran, hızlandıran bir süreçti. Daha sonra bu gelişmeyi düzenleyen ulus üstü; BM, AB, NATO gibi kurumlar takip etti. 2000’li yıllardan sonra ise kapitalizmin küreselleşme dönemine girmiş bulunmaktayız.
Küreselleşme dönemini, sermaye hareketinin bütün dünyada sınırsız ve çok hızlı hareket ettiği bir dönem olarak tanımlayabiliriz. Bu dönem teknoloji ve bilginin de sermayenin peşi sıra hızlı hareket ettiği bir dönem olarak ortaya çıkmıştır…
Daha önce muhalif basına yönelik baskı ve tehditleri ciddiye almayan uluslararası sermaye Bugün TV’ye ve Doğan grubuna yapılan saldırıları kendisine yapılmış olarak kabul edecektir. Tayyip Erdoğan/Davutoğlu ikilisi artık Ortadoğu’nun yeni Saddamlarıdırlar.
HDP ve Kürtler ise eğer rollerini doğru oynayabilirlerse birçok yeni gelişme yaratırlar. Zaten şimdiden bu bölgenin demokrasi ve özgürlük umudu haline gelmişlerdir. Ayrıca, her çevreden insan oy versin veya vermesin HDP ve Kürt Hareketini dikkatle izlemektedir.
Varla yok arasında gidip gelen bir halk gerçekliğinden bütün bölgenin demokrasi umudu haline gelen Kürtler; artık varlıklarıyla Türkiye’de ve bütün Ortadoğu’da demokrasinin, insan haklarını ve onurlu yaşamın sigortasıdırlar…
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın; "1 Kasım Seçimlerinden" sonra da gündem yine Kürtler, yine HDP olacaktır!