• İktidar, 'çerçeve yasa'dan sonra, sınırlı ve muhtemelen geçici bir esneklikle ve iktidarını korumaya çalışma hedefiyle hareket edecek, ediyor.
  • Yapmak zorunda kaldığı seçimleri, göstermelik hale getiriyor. Seçimden sonra demokratikleşmeyi değil, Hareket'e de mengeneyi sıkmayı öngörüyor.

ZİYA ULUSOY

Kürt Özgürlük Hareketi, silahlı mücadele stratejisini sona erdirirken müzakere masasının ilk sonuçlarından biri 'çerçeve yasa’ oldu. Açık ki, bu Hareket kadro ve taraftarlarının zindan-sürgün-dağdan demokratik siyasal mücadeleye serbestçe geçişi açısından sınırlı ve iktidarın denetiminde bir düzenleme.

İktidar, Kürt Özgürlük Hareketi’nin silahsızlanması karşılığında, güdük ve kısmi infaz/ soruşturma erteleme yoluyla denetimli serbestlik öngörüyor. Saray’a bağlı Üst Kurul’u denetimle yetkilendiriyor. Zindan sopası yargıyla yetinmiyor. Serbest kalacaklar için iki-üç sene sonra siyasi çalışmaya resmen katılabilecekleri engelini koyuyor. Sonrası için Saray Kurulu’nun denetimini sürdürmeyi hükmediyor.

Erdoğan-Bahçeli iktidarı, silahsızlanma ve barışçı demokratik çözüm stratejisine geçiş karşılığında, anlaşılan çatışmasızlık ve kısmi serbestlikle sınırlayarak süreci “terörsüz Türkiye” siyasi ikliminde sürdürmeyi amaçlıyor. 'Çerçeve yasa'nın “terörsüz Türkiye” yerine “Milli Dayanışma -Toplumsal Bütünleşme” söylemi, sadece bir uzlaşma jesti, çünkü yasanın resmi söyleminde “Terör örgütü” devam ediyor ve ne Kürt halkının adı geçiyor ne de demokratikleşme lafzı!

Ezilmedi ve desteğini kaybetmedi

Erdoğan-Bahçeli iktidarı, süreci “PKK'yi yenilgiye uğrattık, kısmi esneklikle iktidarı ve kitle desteğini koruyalım, Suriye’de de silahsızlandırma ve kolektif ulusal demokratik hak yokluğu sağlayalım” anlayışı hakimiyetinde yürütmeye çalışacağı bir kez daha anlaşılıyor. Vurgulanmalı ki; Kürt Özgürlük Hareketi, Bakur ve Medya Savunma Alanları ile Rojava’da son 10 yılda, sömürgeci kirli savaşın amansız ve kesintisiz saldırısına karşı, başeğmez bir direniş yürüttü. Geriletildi ama ne ezildi, ne bitirilebildi ne de kitlesel desteğini kaybetti. Geriletilmesi, aşırı eşitsiz güç ilişkisi, ABD ve Batı emperyalist güçlerin kirli savaş iktidarına siyasi-askeri desteği, sömürgeci ulus halklarının - gücü sınırlı komünist, devrimci hareket ve tutarlı demokratlar dışında - şovenizm yoluyla kirli savaş destekçisi olarak tutulabilmesi, son olarak da bölgeyi savaş zinciriyle dizayn eden Trump-Netanyahu’nun yanlarına Arap gericiliğini alarak Erdoğan-Bahçeli iktidarına desteği yoluyla gerçekleşti.

Erdoğan-Bahçeli iktidarının hedefi

Erdoğan-Bahçeli iktidarının, “dış güçler-Netanyahu’nun Kürt statüsü gerçekleştireceği” söylemi /endişesi büyük ölçüde içte Türk halkını şovenizmle zehirleme ajitasyonuydu. Kısmen savaş sonuçları belirsizliği içinde zayıf olasılıktı. Hareket ve Kandil ise Erdoğan-Bahçeli iktidarının ve ABD-Batılı emperyalistlerin her zaman tasfiye hedefindeydi.

Rojava Devrimi güçlerinin, Erdoğan-Bahçeli’nin militarist, ABD ve Batılı emperyalistlerin ve Arap monarşilerinin siyasi desteğinde Şara ve SMO’nun güçlerine yem edilmesi de bu denklemin sonucu oldu. YPG’nin direnişi ve bütün Kürdistan’da halkın ayağa kalkan seli, olası soykırımı önledi, Kürt illerini koruyabildi.

ABD-Netanyahu’nun bölgeyi yeniden dizayn eden savaş zinciri, Filistin’e soykırım, Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkına hak yoksunluğu ve “negatif” barış sonucuna yol açtı. Bunda Erdoğan-Bahçeli iktidarının, Trump-Netanyahu’nun savaş zincirinin içine/yanına kalıcı demir atması temel bir rol oynadı.

İktidar, savaş zinciri belirsizliğinin statü yaratacağı kaygısıyla ve içte kitle desteği kaybını durdurmayı gözeterek başlattığı müzakerede, 'çerçeve yasa'dan sonra, sınırlı ve muhtemelen geçici bir esneklikle ve iktidarını korumaya çalışma hedefiyle hareket edecek, ediyor. Yapmak zorunda kaldığı seçimleri, rakibini zindan sopası terörüyle boğarak, göstermelik hale getiriyor. Süreçte Hareket'e esneklikle de Kürt muhafazakarlarından kitle desteği sağlamaya, burjuva demokrasisi çerçevesinde birleşik eylemi önlemeye çalışıyor. Seçimi atlattıktan sonra Hareket'e de mengeneyi sıkmayı öngörüyor, demokratikleşmeyi değil.

Faşizmi sürdürmeye çalışıyor

'Çerçeve yasa'daki sınırlandırılmış serbestlik ve Saray Kurulu dentimini Demokles kılıcı olarak sallandırmaya devam etmesi bunun işareti. Ayrıca Başkanlık-Saray’la sembolize faşizmi kalıcı kılma saldırganlığını parlamenter rejim programıyla hareket eden YENİ Parti’den sosyalist ve devrimci güçlere, işçi grevlerine, muhalefet eden aydınlara kadar geniş yelpazeye uygulaması diğer pratik kanıtı.

Erdoğan-Bahçeli iktidarı faşizmi kalıcı kılacak güçte değil ve kaybettiği kitle desteğini, içerde zor kullanarak ve “dış güçler"den meşruiyet alarak telafi etmeye, faşizmi sürdürmeye çalışıyor.

Sosyalist/devrimci partiler, yeni dönemde demokratik alanda mücadele stratejisi izleyecek Kürt Özgürlük Hareketi, gençlik ve kadın hareketi ile demokratik Alevi hareketi de kitle mücadelesini yaygınlaştırıp geliştirebildikleri ölçüde, iktidarın zayıflığını açığa çıkaracak, faşizmi yıkma yolunda ilerleyecektir. İlerlemelidirler.