Kürdistan’da kentlerin bombalandığı, Erdoğan’ın "savaş daha da derinleşecek" mesajıyla dünyaya rest çektiği günlerden biri de 1Mayıs’tı.

Almanya’nın başkenti Berlin’de akşamüstü başlayan geleneksel 1 Mayıs yürüyüşünde, "savaşları sone erdirin/kapitalizmi aşın" yazılı dövizin yanındayız.

Kolay yolu seçen bu slogan, yürüyüşün bitimine yakın, on kişilik bir akademisyen grubun tartışmasının odak noktalarından biri oluyor.

Savaşların olmaması için önce kapitalizmi aşmak gerekmiyor mu?

Savaşlar sadece kapitalizmin eseri mi gibi sorular cevap ararken, Rojava’daki gelişmeler tartışmaya yeni bir ivme kazandırıyor.

Rojava’daki baş gelişme: Kürtler’in "milli iktidardan feragat etmesi".

Rojava, o topraklar üzerinde yaşayan herkesin ülkesi.

Tartışma daha da ilginç bir boyut yakalıyor:

Milli kimlikler üzerinde yükselen her mücadele, savaşın başlangıcıdır hipotezi, tartışmacıların ortaklaştığı ilk formülasyon.

Milli devletlere karşı kazanılan her toprak parçasını, milletlerüstü renklere boyamak.

Lenin’in 1920’de Bakü Kongresi’nde Zinowyew ve arkadaşlarını eleştirirken: "Milliyetçiliği kızıla boyamayın"a denk düşen bir yaşamın kapısını aralamak gibi birşey.

Başkent Berlin’de 1 Mayıs’a damgasını vuran eylemlerden biri, bir gün öncesinde bir zamanlar "Kızıl Wedding" olarak tarihe geçen ve Rosa Luxemburg ile Karl Liebknecht’i dinlemek için yığınların toplandığı semtte yapıldı.

Sosyal adaletsizliğe, yoksulları konutlarından yoksun kılan "gentrifizierung" politikasına ve işsizliğe ve giderek yükselen ırkçılığa karşı olmak, bu yürüyüşün dayandığı politik dinamik oldu.

Berlin’de "gizli bir el" yüzbinleri Berlin’deki 1 Mayıs’a çekip, bu mücadele gününü giderek bir bira ve eğlence şölenine dönüştürürken, 1 Mayıs’ı emekçilerin mücadele geleneğine uygun kutlayan binlerce Berlinli yürümekten feragat etmeyen bir duruş sergiliyorlar.

"Marx is muss" (Marks bir zorunluluk) şiarı bu yıl yapılan 1 Mayıs’ta anlam verdiğim önemli bir mesajdı..

Berlin’de 5-8 Mayıs tarihlerinde "Marks’ın Devrimci Fikirleri" yapıtının yazarı İngiliz Alex Callinicos, Mısırlı devrimci sosyalist Sameh Naguib, Alman sosyolog ve felsefeci Alex Demirovic’in de aralarında bulunduğu sunumcular bir kongrede biraraya gelecekler: Kongre’nin parolası: Marks bir zorunluluk!

Türkiye’de halkları boğazlaştıran ırkçı politik iktidar bu yılki 1 Mayıs’ın bir resim karesi.

Rojava’da halkların birleştiği, "ütopya" başka bir kare.

İkisi biribirine komşu ve tamamen zıt.

Giderek düşünce kastlarının belirginleştiği ve ırkçı güçlerin form edildiği Almanya’da, tüm dünya için "tehlike çanlarının yeniden çalacağı" işaretini veren yıllar önce Dresden kentinde başlayan dünyanın restine karşı koyan Alman milli/ırkçı hareketi daha da başka bir karesi bu 1 Mayıs’ın.

Savaş, barış karanlık ve aydınlığın içiçe durduğu bir dünya tablosu.

Güçler, çaresizliğe çare arıyorlar.

Bunlardan bir tanesi de Berlin’de gündemleştiriliyor: Marks bir zorunluluk!