DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 91.           gününde

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan ve giderek yayılan açlık grevine 3 cezaevinden 10 tutsak daha dahil oldu. Cezaevlerinde açlık grevinde olan tutsakların sayısı 291'e ulaştı.

Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Kinyas Atiman'ın annesi Sarya Atiman, "Böyle devam ederse bizler de  çocuklarımız gibi açlık grevine başlayacağız” dedi. Abdullah Kurt’un annesi Nazife Kurt ise “Artı evde yemek yapamıyoruz” diye konuştu. Şaban Yener’in babası Nizamettin Yener ise sessiz kalamayacaklarını, hiçbir şey yokmuş gibi davranamayacaklarını söyledi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan ve giderek yayılan açlık grevine 3 farklı cezaevinden 10 tutsak daha dahil oldu. Cezaevlerinde açlık grevinde olan tutsakların sayısı 291'e ulaştı.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in 79. günden sonra 91 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşüm açlık 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık'ta 10 cezaevinde başlayan 35 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 53, 17 Aralık'ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 52, 26 Aralık'ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 43. gününde. 2 Ocak'ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 36, 5 Ocak'ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağı eylemi de 33. gününde. 15 Ocak'tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski milletvekili Selma Irmak'ın eylemi de 22. gününe girdi.

Edinilen bilgilere göre; 17 Ocak ve sonrasında açlık grevine dahil olduğu öğrenilen tutsakların isim ve kaldıkları cezaevleri şu şekilde:

17 OCAK

İzmir Kırıklar 1 Nolu F Tipi Cezaevi: Erdal Polat, Sami Öztürk ve Abdullah Oral

27 OCAK

Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevi: Hüseyin Bingöl, Hamza Arzuman, Reşit İlhan, İmdat Bingöl ve Halil Öztek

28 OCAK

Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Cezaevi: Ramazan Özlü ve Velat Duman.

Açlık grevine gireceğiz

8 Ocak’tan bu yana Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi'nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdüren 6 kişiden Kinyas Atiman'ın ailesi, cezaevlerine kulak verilerek tecridin sonlandırılmasını istedi. 10 yıldır cezaevinde olan Atiman’ın annesi Sarya Atiman (56), "Böyle devam ederse bizler de çocuklarımızın eylemine dahil olup açlık grevine başlayacağız” dedi

DTP’nin 2009’da kapatılmasının protesto edildiği Hakkari’de gözaltına alınarak tutuklanan ve ardından müebbet hapis cezası verilen Atiman'ın annesi Sarya Atiman, başta Leyla Güven olmak üzere grevdekilerin sağlık durumuna dikkat çekti. Tecride son verilmesini isteyen anne Atiman, şunları söyledi: "Bu süreç, bu gidişat değişsin. Oğlum günlerdir arkadaşlarıyla birlikte açlık grevinde. Sadece onun için değil, hepsi için bir çağrı yapıyorum. Öcalan üzerindeki tecride son vermek için bedenlerini açlık grevine yatırmışlar. Öcalan ile görüşme olsun. Oğlumu ziyaret edemiyoruz. Durumu, sağlığı ne halde şu an bilmiyorum. Kürtlerin yaşadığı her yere seslenmek istiyorum, bu tecridin son bulması için hepimiz sesimizi yükseltelim. Bir çare bulalım.”

Büyük acılar yaşanmadan

 Atiman'ın babası Mevlüt Atiman (78) ise süren açlık grevlerinin olası sonuçlarına dikkat çekerek, “Bu zulüm bitsin artık. Dört duvar arasındaki tutsakların üzerindeki bu baskılar çok artmaya başladı. Onlar orada açlık grevindeyken biz nasıl iyi olabiliriz ki? Onlar için ne yapabiliriz? Nasıl bu işin içinden çıkılır? Daha büyük acılar yaşanmadan tecride son verilmeli. Gerekirse biz de açlık grevine başlayacağız, buna mecburuz. Devlet adım atıp Öcalan üzerindeki tecridi bitirsin” şeklinde konuştu.

Evde yemek yapmıyoruz

Antep L Tipi Kapalı Cezaevinde 4 yıldır tutuklu bulunan ve 28 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Abdullah Kurt’un annesi Nazife Kurt, çocuklarının yaşanan hukuksuzluklara karşı dört duvar arasında eylem başlattıklarını belirterek, çocuklarının bu insanlık dışı uygulamaları artık kabul etmeyeceklerini dile getirdi. Kurt, şöyle konuştu: “Talepler açıktır. İmralı tecridi ve tüm cezaevlerindeki tecrit kaldırılmalıdır. Talepleri kabul edilinceye kadar açlık grevlerini sürdüreceklerini söylediler. Diğer yollar kapatıldığı için bugün açlık grevleri devam ediyor. Kimseden bir şey dilenmiyoruz. Yasalarınızı uygulayın. İmralı tecridi kalksın. Tutuklular üzerindeki işkenceler de kalksın.”

 

Devlet adım atsın

 Açlık grevindeki tutsakların sağlık durumu ile cezaevi yönetimlerinin onlara yönelik tutumuna ilişkin konuşan Kurt, şunları söyledi: “Durumları kötü olsa dahi bize yansıtmamak için iyi diyorlar. B vitamini kadar önemli olan karbonat grevdekilerin taleplerine rağmen tedarik edilmiyor. Kilo kaybı yaşadıklarını biliyoruz. Hareketleri de yavaşlamış. Bir anne olarak açlık grevinde olan tutukluların durumundan kaygılanıyorum. Bir an önce bir şeyler yapılması gerekiyor. Gün be gün eriyen çocuklarımızın sağlık durumunda geriye dönüş hasarlar ortaya çıkmadan devletin adım atması gerekiyor.”

Elim bir şeye gitmiyor

Evde yemek yapmayı bıraktıklarını söyleyen Kurt, şöyle devam etti: “Gece uyuyamıyorum. Olumsuz bir haber gelir mi? Her an tetikteyim. Evde yemek yapmıyoruz. Mutfakta elim bir şeye gitmiyor. Yemeği yapamıyorum. Huzursuz bir durumdayız. Zaten tutuklular. Ceza vermişsiniz. Ne istiyorsunuz çocuklarımızdan. Orada da rahat bırakmıyorlar.”

 Çocuklarının yaşam haklarının korunması için herkesin duyarlılık göstermesi gerektiğini ifade eden anne Kurt, “Tüm Kürt halkına sesleniyorum. Çocuklarımızı sahiplensinler. Onları yalnız bırakmasınlar. Yalnız kalırlarsa devlet onların ölümlerine seyirci kalacak” dedi.

Tek kişilik hücrede

 Kurt'un birlikte açlık grevine başladığı Şaban Yener’in babası Nizamettin Yener ise İmralı’da devam eden tecridin ve cezaevinde çocuklarına yönelik artan baskı ve hukuksuzlukların son bulmasını istedi. Yener, şunları paylaştı: “Çocuklarımızın açlık grevinde olması ve bunun yanında cezaevinde her türlü hakarete, haksızlığa uğramalarına karşı sessiz kalamayız. Dört duvar arasında her geçen gün durumları kötüleşirken, elimizde hiçbir şey yokmuş gibi davranamayız. Çocuklarımıza zulmetmeye hakları yok. Çocuğumu tek kişilik hücreye atmışlar. Kötü muamele had safhaya çıkmış. Görüşe çıkamıyoruz. Telefon yasağı getirmişler.”

 

AMED

 
 

Eylemdeki tutsağın ailesine baskı

     

Bandırma T Tipi Cezaevi idaresi, açlık grevinde olan Engin Okuducu'nun ailesiyle görüşerek, "El birliğiyle onları eylemlerinden vazgeçirelim" dedi. Ailesi aracılığıyla mesaj gönderen Okuducu ise direnişi başarıya ulaştıracaklarını söyledi.

Tecride karşı açlık grevine giren tutsaklardan biri de Bandırma 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan Engin Okuducu. HDP Gençlik Meclisi faaliyetlerinden dolayı 2014'te tutuklanıp, "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla 7,5 yıl hapis cezası verilen Okuducu, 5 Ocak’tan bu yana cezaevindeki arkadaşları Siraç Keskin, Abdullah Kaya, Şeyhmus Can ve Zinar Doğan ile birlikte süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde.

Okuducu, ailesi aracılığıyla şu mesajı paylaştı: “Burada bizler bir direniş içerisindeyiz. Tüm topluma sirayet eden mutlak tecridin kaldırılması için direniyoruz. Eylemimizden vazgeçirmeye çalışıyorlar ama bizler direnişimizi yükselteceğiz. Arkadaşlarımla birlikte güçlüyüz. Bu eylemimize ve direnişimize sonuna kadar devam edeceğiz. Talebimiz karşılanana kadar direnişimiz sürecek. Direnişimizi başarıya ulaştıracağız."

Eylemi kırma girişimi

 Yeğeninin ve diğer tutsakların verdiği direnişin sesi olacaklarını ifade eden Okuducu'nun amcası Sabahattin Okuducu, cezaevi idaresi tarafından baskıların arttırıldığına dikkat çekti. Okuducu, cezaevi idaresinin ailelerin de eylemciler üzerinde açlık grevini bırakmaları noktasında zorlayıcı olmalarının istediğini söyledi. Cezaevi idaresinin önceki gün görüşe giden Okuducu'nun annesi ve kardeşiyle görüşerek, "Biz üzülüyoruz. Siz de bu konuda bize yardımcı olun. El birliğiyle onları eylemlerinden vazgeçtirelim" dediğini aktaran Okuducu, ailenin ise duruma tepki göstererek, "Asıl devlet adım atmalı" dediğini söyledi. Bu girişimlere tepki gösteren amca Okuducu, "Yetkililer, bu girişimlerin yerine tutukluların haklı talebini kabul etsin" dedi.

Okuducu, aileler olarak tutukluların haklı talebi etrafından mücadele ederek direnişlerine ses olacaklarını söyledi.

  8 Ocak’tan bu yana Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdüren Kinyas Atiman’ın anne ve babası

Tansiyonları bile ölçülmüyor

   

53 gündür açlık grevinde olan tutsak Cengaver Aykul’un sağlık durumunun ağırlaştığını belirten Avukat Serhan Özdemir, cezaevi doktorunun da idareyle aynı tutum içinde olduğunu; tansiyon ve şeker ölçümlerini dahi yapmadığını söyledi.

 Cengaver Aykul, 2013’te örgüt üyeliğinden 15 yıl ceza aldı. Diyarbakır, Gümüşhane ve Patnos cezaevlerinde kalan Aykul, 16 Aralık 2018’de Patnos L Tipi Cezaevi’nde açlık grevine başladı. Cezaevi yönetimince kaldığı koğuştan çıkarılarak tek kişilik hücreye konulan Aykul, açlık grevinin 10. gününde Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sürgün edildi. Geçen hafta Aykul’u ziyaret eden avukatı Serhan Özdemir, müvekkilinin sağlık durumunun ağırlaştığını ve bağımsız bir doktor heyetinin Elazığ Cezaevi’ne gidip incelemelerde bulunmasını istedi.

Ölüm orucu dayatılıyor

 Patnos’ta 10 gün, Elazığ cezaevinde ise yaklaşık 15 gün boyunca Aykul’un şekerli su ve limon dışında hiçbir ihtiyacının karşılanmadığını anımsatan Özdemir, cezaevi yönetiminin açlık grevine girenlere karşı tutumuyla ölüm orucunu dayattığını belirtti. Özdemir, “Kesinlikle ölüm orucu şartları dayatılıyor. Müvekkilim halen gereksinimlerinin çoğundan yoksun bir şekilde eylemini devam ettiriyor” dedi. Sağlık durumu ağırlaşan Aykul’un şu ana kadar yaklaşık 20 kilo kaybının olduğunu belirten Özdemir, ayrıca Aykul’un sürekli baş ağrısı çektiğini, görme kaybı, ara ara unutkanlık, ağır hareket ve ellerinde titremelerin olduğunu söyledi.

Doktor ve idare aynı

 Aykul’un, cezaevi müdürünün “gizli gizli yiyorsunuz, biliyorum” dediğini ve gece uyurlarken gardiyanların hakaretine maruz kaldıklarını ilettiğini ifade eden Özdemir, cezaevi doktorunun da idareyle aynı tutum içinde olduğunu ve Aykul gibi diğer eylemcilerin de tansiyon ve şeker ölçümlerini dahi yapmadığını söyledi. Özdemir, bağımsız bir doktor heyetinin cezaevini ziyaret etmesi gerektiğini belirtti.

Yan yana oturdukları için

 Özdemir, cezaevinde karşılaştığı bu durumdan sonra Diyarbakır Barosu Cezaevi Komisyonu’nun Elazığ Cezaevine ziyaret gerçekleştirdiğini ve Aykul’un diğer iki açlık grevi eylemcisiyle aynı koğuşa alındığını hatırlatarak, tutuklular yan yana oturdukları için bu kez açlık grevinde olan Serkan Eren’in tek kişilik hücreye alındığını belirtti.

Bağımsız hekimler

 Cezaevinde yaptığı son görüşmede Aykul’un, Tabipler Odası’ndan bağımsız bir doktor heyetinin cezaevine gelmesi yönündeki talebini yinelediğini açıklayan Özdemir, “Müvekkilim çok acıdır ki, bir sonraki görüşten sonra bir daha görüşe çıkamayacağını ve yanımda bir kağıt kalem götürmemi istedi, vasiyetini yazdıracağını söyledi” şeklinde konuştu.

Avukat Özdemir, Aykul’un kesinlikle talepleri yerine gelmeden eylemlerinden vazgeçmeyeceklerini söylediğini hatırlattı.

 

Mexmûr’da 53. gün

Mexmûr’da tecride karşı başlatılan açlık grevi eylemi 53. gününde 18. grupla devam ediyor. Şehit Rüstem Cudi (Mexmûr) Mülteci Kampı’nda 20 kişilik 18. grubun devralması sırasında konuşan İhsan Çeli, “Kürt halkının özgürlüğü için büyük bir direnişe ihtiyacımız var. Tecride karşı da her alanda direnmeliyiz. CPT, insan hakları kurumları bir an önce sorumluluklarını yerine getirip tecride karşı harekete geçmeli" dedi.

20 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz olarak açlık grevi eylemini sürdüren İştar Meclisi Üyesi Fadile Tok’un eylemi 18. gününe girdi.

 
 

Nasır Yağız açıklamalara katılamıyor

 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hewlêr Temsilciliği’nin tecride karşı başlattığı açlık grevi eylemi 78. gününde 39. grupla sürüyor. 78 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan HDP’li Nasır Yağız’ın sağlık durumu her geçen gün kötüye gidiyor. Artık temsilcilikte yapılan açıklamalara da katılamayan  Yağız, tecrit sonlandırılıncaya kadar eylemine devam edeceğini vurguluyor.