
2006 yılında kurulan Buca Evka-1 Kadın Kültür ve Dayanışma Evi, mahalledeki sorunların çözümünde etkin olarak kamuoyu oluşturuyor. Kadına yönelik şiddetle mücadeleye dikkat çekerek, uyuşturucu madde bağımlılığına karşı mahalle sakinlerini bilinçlendirdi. Kadınların katılımıyla aktif çalışan bir kuruluş olan BEKEV, yapılan bütün çalışmalarda birebir kadınlarla görüşerek çalışma yürütüyorlar.
101 Kadın 101 Yaşam Hikayesi; mahalledeki 101 kadının hayatlarında yaşadığı, başlarından geçen olayları kaleme alarak oluşturulmuş. 101 kadının yazdığı mektuplar, aylarca biriktirilmiş, okuma yazma bilmeyen kadınlar anlatmış, bilenler de kağıda aktarmış. Kadın Yazarlar Derneği işbirliğiyle bu mektuplar kitaplaştırıldı.
Her kadının saklı bir hikayesi var
Derneğin Kurucusu ve projenin yaratıcısı Haşime Akbakın, şunları söyledi: “Burada arkadaşlarla çalışırken dinliyorum, kadınlar bir şeyler anlatarak, kendi geçmişlerinden örnekler vererek, bunu ilk defa sizinle paylaşıyorum diyor. Kadınlar yaşadıklarını paylaşamadığı zamanlar gözyaşı döktüklerini belirtiyor. Benim de paylaşamadığım hikayelerim var. Dedim ki böyle bir şey yapsak, kadınların şimdiye kadar yaşadıkları ama paylaşamadıkları, yüzleşemedikleri, onları kambur gibi taşıdıkları hikayeleri var. Kağıda dökerlerse hem bizler açısından hem başka kadınlar açısından bir örnek olur. Kadınları yazmaya, okumaya yöneltmek amacıyla böyle bir şey yapabilir miyiz diye düşündük.”
20 yaşından 88 yaşına kadar
Türkiye’deki bütün kadınlara bu kitabı dağıtmak istediklerini belirten Akbakın, kadın çalışması yapan belediyeler ve yerel yönetimlere de bu kitabı göndermek istediklerini söyledi. 20 yaşından 88 yaşına kadar her yaş grubundan kadının hikayesinin olduğunun altını çizen Akbakın, 88 yaşındaki anlatıcı, kızına ‘kadınlar kitap yazıyormuş, benim hikayemi de yaz ben ölünce bir anı kalsın’ diyerek hikayesini anlattığını söyledi.
‘Kadın her zaman mücadele ediyor’
BEKEV Başkanı Haşime Akbakın, mahallede var oluş sürecinin büyük mücadeleler verilerek kazanıldığını belirterek, şunları ifade etti: “Genelde kadın çalışmalarına toplum olarak karşı bir tutum var. Çünkü ataerkil bir toplumdan gelmişiz, erkek egemen bir yapımız var, yönetimden tutun, anayasadan, yasalardan, uygulamalara kadar tam bir erkek egemen toplum. Onun için de kadınlar bir şey yapacağı zaman ya küçümsüyorlar ya da yapmalarını istemiyorlar. Kadın her zaman erkeğin belki de beş katı mücadele ederek bir şeyler kazanıyor. Kazanımlarını çok zor elde ediyor.”
PELİN İKTÜEREN / JINHA/İZMİR