Fransa Hükümeti, kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik yasa tekliflerini dikkate almadı. Kimileri “cinayet ayrımı olmaz” diyerek süreci daha geriye doğru taşımaya çalıştı. Yılın her gününe bir kadın cinayetinin düştüğü Fransa’da kadın kırımı somut bir olguydu oysa.
Fransa kadın örgütleri özellikle okullardaki sosyal danışmanlar ve sosyal kurumların kadın cinayetleri yaşanmadan, en kısa zamanda aile içi şiddet konusunda veri tabanıyla birlikte, bu konuda acil müdahale hattı oluşturulması gerektiğini savunuyor.
SELMA AKKAYA PARİS
Fransa’nın başkenti Paris’te FEMEN örgütü, bu yıl ülkede eşleri ya da eski eşleri tarafından öldürülen 114 kadın için bir protesto eylemi düzenlerken, ülke sokaklarında, ana caddelerinde artık “kadın kırımına son” yazılamaları daha görünür oldu.
Montparnasse Mezarlığına gelen 114 FEMEN üyesi kadın, hükümeti kadın cinayetleri konusunda daha güçlü adımlar atmaya çağırdı. Göstericiler katledilen kadınların isimleri ve öldürülen kaçıncı kişi olduklarının yazılı olduğu pankartlar taşıdı. Yarı çıplak kadınlar, vücutlarına “Onu terk ettim. Beni öldürdü”, “Ölmek istemiyordum”, “Beni öldüğümde ciddiye alacaklar” gibi mesajlar yazarken eylem boyunca “Bir ölüm daha istemiyoruz” sloganı attı.
Cinayetler artarak devam ediyor
Fransa’da bir önceki hükümet döneminde kurulan Kadın Erkek Eşitliği Bakanlığı’nın ardından bizzat kadın örgütleriyle yapılan ortak çalışmalarla daha sık gündeme getirilen kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik ve kadın haklarını güçlendiren yasa teklifleri bugüne kadar dikkate alınmadı. Her defasında yasalarda yeterince önleyici maddelerin olduğu savunuldu. Oysa kadın örgütleri, söz konusu cezaların caydırıcı olmadığı ve öldürülmeden önce alınması gereken hususlar üzerine durdu. Ama birçok hükümet üyesi de dahil, kimileri “cinayet ayrımı olmaz” diyerek daha geriye doğru süreci taşımaya çalıştı. Bırakın kadın kırımı demeyi, kadın cinayeti denmesine dahi karşı çıkıldı. Bu söylemlerle, meşrulaştırılan cinayetler her geçen gün arttı. Yılın her gününe bir kadın cinayetinin düştüğü Fransa’da kadın kırımı somut bir olguydu oysa. Kimi kadın örgütleri dahi İspanyol kadın örgütleri ve Kürt Kadın Hareketinin kadın kırımı tanımını kabul etmekten kaçındı. Bilerek ya da bilmeyerek kadın cinayetleri bu şekilde hafifletildi.
Katiller yanı başlarındakiler
Fransa’da diğer ülkelerde olduğu gibi kadın öldürme suçları, ya var olan evlilik veya arkadaşlık gibi bir ilişki içinde ya da boşanma, fiilen ayrılma gibi sona eren bir ilişki sonrasında işleniyor. Ölüme gelene kadar fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddet içeren fiiller işlenirken, yargı ve polis organları bir türlü işlemiyor. Uzaklaştırma cezaları uygulanmazken, kadınların başvuruları işleme dahi alınmıyor. Son birkaç yılda giderek artış gösteren ve artık gizlenemeyen kadın cinayetlerinin sayısı önce kadın örgütlerini sarstı. Diğer ülkelerde ve bilimsel literatürde de yaygın olarak kadın kırımı anlamına gelen femicide, feminizid, femicidio terimleri artık son bir yıldır Fransa’da daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Gelinen aşamada kadın örgütlerinin baskısıyla geçtiğimiz ay hükümet tarafından kurulan bir komisyon konu üzerinde çalışarak, kadınların başvurularını daha etkin bir biçimde değerlendirme ve koruma noktasında yasal düzenlemeler hazırlıyor. Bu koruma önlemlerinin başında ise elektronik kelepçe uygulaması düşünülüyor. Komisyonun çalışmaya başladığı günden sonra 106 olan kadın ölüm sayısı bir ayda 114’e çıktı!
STÖ’ler denetlesin
Peki kadın cinayetleri konusunda yapılan bunca yasa yeterli gelecek mi? Kadın örgütlerinin hükümete teklifi sadece kadınların korunması yönünde değil aynı zamanda çocuk ve gençlerin eğitim alanından kamu sektörüne kadın hakları konusunda bir eğitimin gerektiği şeklinde. Bu anlamda okul müfredatlarının düzenlenmesi, uluslararası sözleşme, Anayasa ve kanunlardaki kadına yönelik şiddete ilişkin yasaların kamu personeline sürekli hatırlatılması ve bütün bunların sivil toplum örgütlerince denetlenmesi fikri şu an öneriler arasında.
Dünyada önlenemez artış
Kadın cinayetleri sadece Fransa’da değil dünyada da son iki yılda kendini katlayarak devam ediyor. BM verilerine göre 2017’de 80 bin kadın cinayeti işlenirken, 2018’de bu sayı 7 bin daha artıyor. Ekonomik refahın en yüksek olduğu Almanya’da 123 kadın ayrıldıkları eş veya birlikte yaşadıkları erkek tarafından öldürülürken, Latin Amerika ve Afrika kıtası bu konuda liderliği sürdürüyor. Ölüm için, silahlar, bıçaklar, baltalar, taşlar, kaldırım taşları her şey bir araca dönüştürülürken, çoğu zaman eşler çocuklarıyla birlikte öldürülüyor. Bütün bu kadınlar sistematik bir şiddete maruz kalmış ve devamı ölümle gelmiş. Bu nedenle Fransa kadın örgütleri özellikle okullardaki sosyal danışmanlar ve sosyal kurumların kadın cinayetleri yaşanmadan, en kısa zamanda aile içi şiddet konusunda veri tabanı oluşturması ve bu konuda acil müdahale hattı oluşturulması gerektiğini savunuyor.
Bugün Fransa’da bütün kadın örgütlerinin aylardır sürdürdüğü kampanyalara rağmen kadın cinayetleri hızını kesmeden devam ediyor. Yıl sonuna gelindiğinde ortaya çıkan tablo işte kadın kırımının kendisini daha görünür kılıyor.