Fransa Gündemi


"Savaşın çocukları…

Çatlamış dudakları, korku dolmuş yürekleri, ellerinden alınmış umutları.

Bedenleri kaldırımlara düşüyor soluk ve cansız.

Artık misket peşinde koşmuyorlar savaşın çocukları.

Onların sesleri de çığlığa dönüşmüyor.

Boğazlarında yumrular var, konuşamıyorlar.

Kuşlar onların dalına konmuyor artık.

Çelik çomak oynadıkları sokaklar kan kokuyor."


Olcay Kasımoğlu


Dünyanın değişik coğrafyalarına yolculukları, Suriye, Afganistan ve Irak'taki savaşın alevlenmesiyle başladı. Fransa'da Calais Mülteci Kampı'da savaşın alevlerinden kaçanların mekanlarından biriydi. 

Geçtiğimiz haftalarda İngiltere'ye geçmek için bekleyen yüzde sekseni Kürt mültecilerin kaldığı kamp polis müdahalesiyle boşaltılmıştı. Kampta refakatçisi olmayan 294 çocuk bulunuyordu ve bunlardan yaş ortalaması 14 olan 129 çocuk ise kamp boşaltım işleminden beri kayıp. 

Birçoğu göç yollarında ailelerini kaybetmiş bu çocukların akıbetini soran tek kuruluş ise sığınmacılara yardım eden İngiliz bir yardım derneği. Çocukların umutlarını, silah tüccarlarına tercih eden dünyanın efendilerinden biri olan Fransa, Calais Mülteci Kampı'nda 129 çocuğun kaybolmasına dair bir açıklama yapma gereksini mi bile duymuyor.

Suriye savaşından sonra İnterpol verilerine göre Avrupa'ya göçle gelen 10 bin çocuk kayıp. Savaşın çocukları…, ülkesinden hasbelkader yaşamayı başararak ayrılmış, göç yollarında ölmeden karaya vurmuş bu çocuklar konusunda hesap soran bir mercide bulunmuyor. 

Kime öfkelen meliyiz? Fransa'ya mı? Çocukların hayatlarını önemseyen bir Fransa olsaydı, Suriye batağının bir mimarı da kendisi olmazdı. Ya da ülkesine sığınmış insanların bulunduğu bir göçmen kampına bir gün boyunca gaz bombalarıyla saldıran Fransa'dan ne bekleyebiliriz ki... 

Diğer taraftan göçmen kurumları ne yapıyor? 129 çocuk kayıp. Bunların büyük bir kısmı da Kürt. 'Bu çocuklar nerede, hangi organ mafyasının ya da hangi deneyin parçası haline getirdiler' sorusunu neden sormuyorsunuz?' 

En doğru soru şu galiba: 129 çocuk kayıp, haberiniz var mı?