AKP yönetimindeki Türk devletinin Cizre'deki abluka ve saldırıları 70. gününde. Kentte dün de sürekli dumanlar yükselirken, askerlerin ateşe verdiği bazı noktalar kameralara yansıdı. 

Türk İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın "operasyon bitti" açıklamasına rağmen kuşatmanın kalkmadığı kentte, vahşet bodrumlarının bulunduğu Cudi ve Sur mahalleleri arasında kalan bölgede iş makineleri ile katliamın izleri ortadan kaldırılıyor. Devlet güçlerinin ev ve eşyaları ateşe vermesi sonucu mahalleden sürekli dumanlar yükselirken, yer yer patlama sesleri de duyuluyor. Cudi Mahallesi'nin yukarı bölümünde askerler tarafından iki ayrı noktada katliamın izlerinin yakılması kameralara yansıdı. Boş alanlara toplanan eşyalar, ateşe verildi. 

Yıkılan ve yakılan evlerin molozları Dicle Nehri'ne dökülürken, silah atıkları ve kovanlar da toplatılıyor. Bazı mahallelerde bulunan deliller toplanırken, devlet güçlerinin saldırı yaptıkları yerlerde temizlik yapması kameralara yansıdı. Yafes Mahallesi'ne günlerce ağır saldırıların yapıldığı Özel Kadıoğlu Lisesi binasında kalan devlet güçleri de okulun bahçesindeki kovanları toplarken kameralarımıza yansıdı. Kovanları Dicle Nehri'ne atan devlet güçlerinin kimi atıkları da yaktığı görüldü.


Gözaltında infaz edildi

Görgü tanıklarının anlatımına göre, Şah Mahallesi Yakışan Sokak'ta bir binanın bodrum katına sığınan bir kadın devlet güçlerince gözaltına alındı. Polis ve askerlerin kadını bir inşaata götürdüğünü belirten görgü tanıkları, burada infaz edildiğini ve cenazenin katliamların gerçekleştiği Cudi Mahallesi'nde bir sokağa atıldığını kaydetti. Görgü tanıkları daha sonra cenazenin daha önce katledilenlerin cenazeleriyle birlikte mahalleden çıkarılarak hastaneye kaldırıldığını aktardı. 

Görgü tanıklarının anlatımı üzerine belirtilen inşaata giden yurttaşlar, infazı doğrulayan bulgularla karşılaştı. İnşaat halindeki binanın birinci katında yerler kana bulanmış durumda. Aynı yerde kadına ait pantolonun da bulunması infaz ihtimalini güçlendirdi.


Teşhis için bekletiliyor

DBP, MEYA-DER ve Mezopotamya Hukukçular Derneği'nin (MHD), Cizre katliamında yaşamını yitirenlerin kimlik tespiti ve otopsi işlemlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için oluşturduğu kriz masası, vahşet ve otopsi işlemleri konusunda elde edilen verileri DBP Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. DBP PM Üyesi Ayşegül Çoban, vahşet bodrumları dışında Cizre'de 21 cenazenin daha işkence ile katledildiğinin ortaya çıktığını ve cenaze sayısının 200'ün üzerinde olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Mardin Cumhuriyet Savcılığı'nın cenazelerin teşhise elverişli olmadığını gerekçe göstererek DNA karşılaştırmaları ve otopsi beklenmeden defnedilmelerini istediklerine dikkat çeken Çoban, "Bu talep Cizre'de uygulanan vahşi katliamın üstünü örtme ve sonrasında yapılması planlanan muhtemel katliamlara da zemin hazırlamaktadır" dedi. Çoban, ilgili bakanlığın DNA eşleşmesi yapılmadan defin yapılmayacağını belirtmesine rağmen 3 cenazenin kimlik tespiti yapılmadan defnedildiğini belirtti.

Kriz Masası'nın paylaştığı veriler şöyle:

*  Mardin'den bulunan 17 cenazeden teşhis edilen Ekrem Sevilgen (Nusaybin), Mehmet Benzer (Gerçüş), Serdar Özbek (Cizre), Tajdin Nerse (Cizre) ve Mehmet Dalmış (Cizre) olmak üzere 5 cenaze defnedilmek üzere gönderildi.

* Urfa'ya gönderilmiş olan 28 cenazeden otopsisi sonuçlanan Mesut Karşin (Van), Fehmi Fekah Dinç (Batman), Sultan Irmak (Silvan), Ercan Bişkin (Şırnak), Sinan Kaya (Mersin), Yunus Meral (Genç), Barış Gasır (Cizre), Fatma Demir (Savur), Ramazan Biriman (Cizre) ve Mehmet Kulbay (Adıyaman) olmak üzere 10 cenaze defnedilmek üzere gönderildi.

*  Şırnak'ta bulunan 13 cenazenin 3'ü ise kimlik tespitleri yapılmadan devlet güçleri tarafından defnedildi. Yapılan aile başvurusu sonucu fotoğraftan teşhis edilen Hikmet Duran'ın cenazesi ailesi tarafından Van'a defnedilmek üzere alınacak.

* Silopi'de bulunan 73 cenazeden teşhisi yapılan 11 cenazeden Abdulselam Turgut (Van), Murat Kazıcı (Viranşehir), Muharrem Erbek (Cizre), Nursel Dalmış (Silopi), Derya Koç (Erzurum), Ferhat Karaduman (Silopi), Edip Arvas (Çatak), Aydın Erol (Cizre), İlhan Taşdelen (Diyarbakır), Mevlüde Özalap (Cizre) ve Tahir Akdoğan (Cizre) alındı.

* Antep'te bulunan 20 cenaze, DNA eşleşmeleri için bekletilmekte. Cenazeler merkezden 5 kilometre uzaklıkta askeri bir alanda bekletilirken, teşhis için ailelerin ve hukukçuların gitmelerine izin verilmiyor. 

* Cizre'de bulunan 16 cenazeden teşhis edilen Cüneyt Kızıltay'ın cenazesi Amed'de defnedildi. 

* En az 65 cenazelerin teşhisi mümkün değil. Yapılan otopsilerde, otopsi sırasında bulunması gereken doktor ve avukatlar alınmadı. 

* Urfa'da 18, Silopi'de 62, Şırnak'ta 10, Mardin'de 12, Cizre'de 15 ve Antep'te 20 cenaze otopsi işlemleri için halen bekletilmektedir. Bu tabloya bakıldığında dün itibari ile hastanelere ulaştırılan cenaze sayısı 167'i buldu. DNA başvurusu yapan aile sayısı 127, teşhis bekleyen cenaze sayısı ise 137.


298 kişi katledildi

Kriz Masası Silopi Sözcüsü Yahya İdin, 14 Aralık'tan bu yana Cizre'de 231 kişinin katledildiğini ifade etti. İdin, Şırnak genelinde ise 65 günde 298 kişinin infaz edildiğine dikkat çekti.

Cizre'de hala birçok insandan haber alınamadığını aktaran İdin, "Bazı ailelerin çocukları, kimilerinin babalarını hatta ailece haber alınamayan aileler var. Haber alınamayanlar arasında hamile kadınlar var. Aileler şehir şehir morg morg gezerek yakınlarını aramak zorunda kalıyor" şeklinde konuştu. 


Toplu mezarlar resmileşiyor

İdin, "AKP vahşice, yakılarak katledilen cenazeleri ailelerine teslim etmek istemiyor. Bu cenazelerin teşhis edilmesini engellemek için de elinden geleni yapıyor. Amaçları savaş suçlarının üstünü örtmek. 15 gün dolunca cenazeleri kendileri defnedecek. 90'lı yılların toplu mezarları, resmiyet kazanarak geri dönmüş olacak" dedi.


Küle dönmüş bedenler

Silopi'deki geçici ATK'de bekletilen 16 yaşındaki Tahir Akdoğan ile Mevlüde Özalp'ın (21) cenazesi de aileleri tarafından teşhis edildi. Ailelere fotoğraflarla yaptırılan teşhis işlemlerinde gösterilen fotoğraflardaki küle dönmüş insan bedenleri ve cenazelere uygulanan vahşet bir kez daha gözler önüne serildi.

Özalp'ın cenazesini teşhis eden annesi, kızının yüzünün tanınmayacak hale olduğunu söyledi. Kızını doğduğu gün sağ omzuna yaptırdıkları 'M' harfi dövmesi ve sol kulağında doğumdan itibaren var olan delikten teşhis edebildiğini kaydetti. 


DAİŞ bile böyle yapmadı

Urfa'da teşhis edilen 9 cenazeyi gönüllü olarak yıkayan kadınlardan Hadle Oğur ve Adalet Çay, gördüklerini anlattı. 

Hadle Oğur, "Aklınıza gelecek bütün işkence biçimleri uygulanmıştı. Yakılmışlar, kurşunlanmışlar, kesilmişler, kimyasalla katledilmişler. Tanınabilecekler vardı. Ancak hiç tanınmayanlar da vardı" dedi. Oğur, cenazeler karşısında insanlığından utandığını, artık uyumakta zorluk çektiğini ifade etti. 

Adalet Çay ise "Kadınların bedenlerinden parçalar kopmuş durumdaydı. Sağlam olan tek bir yerleri bile kalmamıştı. Namusu olanlar bu zulme, katliamlara sessiz kalmaz. DAİŞ bile böyle katliam yapmadı. Artık barış demeyeceğim" diye konuştu. 


 ŞIRNAK






Özalp ve Akdoğan toprağa verildi


Silopi'deki Habur Sınır Kapısı'nda kurulan geçici Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) teslim alınan Mevlide Özalp (20) ve Tahir Akdoğan (16) Cizre'de son yolculuğuna uğurlandı. Kuşatmanın devam ettiği ilçede aileleri tarafından defnedilmek istenen cenazeler Cizre girişinde durdurularak, askeri araçlarla şehir merkezine götürüldü. Şehir Mezarlığı'na defnedilen Özalp ve Akdoğan'ın her birinin ailelerinden 2'şer kişinin katılımına izin verilen defin işlemlerinde sıkıyönetim uygulamaları sürdü. Defin işlemlerinin ardından iki ailenin Cizre'deki yakınlarının yanına geçtikleri öğrenildi.