NACİ KAYA / MA / İSTANBUL

Açlık grevi eylemini tahliye olduktan sonra Başakşehir’deki evinde sürdüren Sinan Erkılıç, açlık grevleri ile birlikte cezaevlerine 14 Temmuz ruhunun canlandığını belirtti.

Açlık grevine 1 Mart’ta bulunduğu Silivri 5 Nolu Kapalı Cezaevi’nde dahil olan Sinan Erkılıç, 21 Mart’ta “örgüt üyeliği” gerekçesi ile yargılandığı İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edildi. 5 aydır cezaevinde olan Erkılıç, tahliye olduktan sonra açlık grevini Başakşehir’deki evinde sürdürüyor.

Bitlis’in Tatvan ilçesinde 1983’te doğan 2 çocuk babası Erkılıç, 1990’lı yıllarda köy boşaltmaları, baskı ve koruculuk dayatmaları nedeniyle 1995’te ailesiyle beraber İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Çocukluk döneminin tüm baskılara rağmen güzel geçtiğini söyleyen Erkılıç, “Kendi topraklarımızda kültürümüzle yaşıyorduk. Fakat metropolle göç ettiğimizden beri kendi dillimizi bile konuşamaz olduk. Kendi dillimizi bile unuttuk. Bu da asimilasyon politikaların ne derece kötü olduğunun göstergesidir. Kendi şahsımda bu asimilasyon politikalarını çözümlediğimde, bunun bütün topluma da dayatılan bir politika olduğunu anladım” diye konuştu.

Dışarısı da artık zindan 

Devletin baskılarına her zaman maruz kaldığının altını çizen Erkılıç, “25 yıldır buralarda olmamıza rağmen devlet baskısından hiçbir zaman kurtulamadık. Her zaman bu baskı ve zulme uğradık. Toplum üzerindeki baskıların ne boyutlara geldiğini artık herkes biliyor. Dışarısı da artık bir zindana dönmüştür. Türkiye hem ekonomik hem de kültürel alanıyla bir cehenneme dönmüş durumdadır” dedi.

Bambaşka bir duygu 

Daha önce de gözaltına alındığını ama ilk kez tutuklandığını belirten Erkılıç, cezaevinde açlık grevi eylemi başlamadan önce rutin bir yaşamın olduğunu ama eylemin başlamasıyla beraber 14 Temmuz ruhunun yeniden canlandığını vurguladı. Erkılıç, “Direnişle beraber bambaşka bir duygu ve bambaşka bir ruh çıktı ortaya. Direniş coşku ve bütünleşmeyi de beraberinde getirdi. Direnişin ruhu 14 Temmuz ruhudur ve kesinlikle halkımızın hiçbir kuşkusu olmasın; bu direniş sonuca ulaşacaktır” şeklinde konuştu.

Büyük coşku vardı 

Erkılıç, şöyle devam etti: “Açlık grevinde olanlara baktığımızda onlara karşı kendimizi borçlu hissediyorduk. Biz de direnişe geçmek istiyorduk. 1 Mart’tan sonra bizler de açlık grevine başladığımızda ise arkadaşların ruh halini o zaman anlamlandırabildik. Direniş insana bir inanç kazandırıyor ve bu inanç sonuna kadar insanı götürür. İçeride arkadaşların birbirine yaklaşım anlatılmayacak duygulardır, bunu yaşamak lazım. Daha önce açlık grevlerine giren arkadaşlara baktığımızda büyük bir coşku vardı. Bizler onlara bakmamız gerekirken, o arkadaşlar bize bakıp ilgilenip bizlere moral veriyordu.”

Bu fedai direniştir 

Cezaevlerinde binlerce kişinin açlık grevinde olduğunun altını çizen Erkılıç, “Bu bir fedai direnişidir. Direnişte olanlar olarak çok kararlıyız. Halkımıza şunu demek istiyorum; bu direniş etrafında kenetlenip direnişi büyütmek gerekir. Bu tecrit Abdullah Öcalan şahsında toplumun tamamı üzerindeki tecridi kırmamız gerekiyor. Tecrit kalkmasıyla beraber toplum nefes alacaktır. Ancak öyle özgürlüğümüzü sağlayabiliriz” dedi.

Sonuna kadar sürdüreceğim 

Tahliyesiyle beraber evinde açlık grevini sürdürmenin cezaevi koşullarına göre psikolojik olarak daha zor olduğunu belirten Erkılıç, “Annem, eşim ve çocuklarım açlık grevinde olmam nedeniyle ister istemez üzülüyorlar. Ailenin yanında zor olacak eylemimi devam ettirmem üma ben de kararlıyım sonuna kadar eylemimi sürdüreceğim” diye aktardı.

Bana düşen, oğlumu desteklemek 

Açlık grevini evinde sürdüren Sinan Erkılıç’ın annesi Gülbahar Erkılıç ise oğlunun kendi iradesiyle böyle bir karar aldığını ve kendisine düşenin ise oğlunu desteklemek olduğunu söyledi. Erkılıç, “Oğlumu da kendi arkadaşları gibi görüyorum. Benim için hiçbirinin farkı yoktur. Eylemini devam ettirmesini hiçbir anne istemez ama arkadaşları eylemdeyken bunu söylemek bile doğru olmaz. Zaten söylesek de bırakmaz eylemini” şeklinde konuştu.

Kürt Halk Önderi Öcalan’ın 20 yıldır tecrit altında olduğunu hatırlatan Erkılıç, şunları dile getirdi: “Bütün milletin bir lideri olduğu gibi Kürtlerin de bir lideri var. Kürtlerin lideri de Abdullah Öcalan’dır. Abdullah Öcalan’ı bırakırlarsa Türkiye’de bu kararıyla büyür, küçülmez. Abdullah Öcalan barış istiyor. İnsanlar onun için açlık grevine giriyorsa devletin bunu görmesi gerekir. Demek bu insanların bir bildiği var açlık grevine giriyorlar ya da kendini yakıyorlar diye sorması lazım kendine. Yani demesinler Kürtler liderlerinden vazgeçerler, bir damla kanımız olduğu sürece davamızdan ve liderimizden vazgeçmeyiz.”

Çocuklarımız nettir 

Erkılıç, son olarak şunları söyledi: “Açlık grevleri Kürt liderinin tecritte olduğundan dolayı yapılıyor, çocuklarımızın talepleri nettir. Bu talep de haklı bir taleptir. Bu kadar can kendini onun için feda ediyor. Bu kadar insanın lideri olan birini zindanda bırakmayacağız.”