
Özgür Kadın Hareketi, 1984 yılından bu yana dağlarda özgürlük mücadelesi vermektedir. Dünyada ilk defa PKK’deki kadınların öncülüğünde gelişen Kadın ordulaşması, Kürt halkı ve Ortadoğu halkları açısından önemli bir aşamadır. 15 Ağustos Atılımı’nın yarattığı değerleri ve kadın partileşmesinin ve ordulaşmasının dünya kadınları için oluşturduğu deneyimine ilişkin Koma Jîne Bilind(KJB) Koordinasyon Üyesi Elîf Ronahî sorularımızı yanıtladı.
15 Ağustos’un Kürt kadınında yarattığı değişim ve dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kürt halkının varlık hamlesi olan 15 Ağustos atılımının 29. yıl dönümünü başta Önderliğimiz olmak üzere tüm Kürt halkına, Kürt kadınına kutlu olsun. 15 Ağustos hamlesinin öncülüğünü yapan, planlayıcısı, hazırlayıcısı ve bizzat eylemde yer alan Agit (Mahsum Korkmaz) ve Mustafa Yönden, Mehmet Sevgat, Abdullah Ekinci (Gözlüklü Ali), Mustafa Ömürcan arkadaşları saygıyla anıyorum.
15 Ağustos nesnelleştirilen Kürt halkının öznelleşmesini, özgürleşmesini ve varlığını kabul ettirmenin hamlesidir. Yine 12 Eylül’de PKK kadrolarına yönelik cezaevinde geliştirilen işkence ve saldırılara karşı zamanında geliştirilmiş bir müdahaledir. Hamle tarihsel ve toplumsal olarak inkar-imha edilen bir halkın varlığını görünür kılmaktadır. Dolayısıyla Kürt halkı bugün bu aşamaya, bu düzeye gelmişse bunda 15 Ağustos Atılımı’nın tarihsel bir rolü vardır. Tüm halkların tarihinde savaşlar yaşanmıştır. Ama hiçbir zaman hiçbir halk kendi varlığını kabul ettirme ya da görünür kılmanın mücadelesini bu düzeyde vermemiştir ya da bunun için böylesi bir atılım yapmamıştır, yapmak zorunda bırakılmamıştır. Kürt halkı açısından özgürlük ve ulusal kurtuluş mücadelesinden önce kendi varlık savaşını kabul ettirmenin mücadelesini yürütmüştür. Onun için de 15 Ağustos Atılımı mücadelemizin mihenk taşı niteliğindedir.
Kadın ordulaşmasının gelişiminde, Sakine Cansız ve şehit kadın gerilların Özgür Kadın Mücadelesinin gelişmesindeki rolünü nasıl ele alıyorsunuz?
15 Ağustos Atılımı Kürt kadınının bilinçlenmesi konusunda önemli etkilere yol açmıştır. Kadın özgürlük mücadelesinin günümüze kadar gelmesinde ve başlangıç aşamasında tetikleyici rol oynamıştır. Özne olmaktan çıkarılmış Kürt kadını, nesne durumuna düşürülmüş, varlığı bile tartışmalık durumda olan Kürt kadını namus olgusu olarak ele alınmaktaydı. Kürt kadını geleneklerle hem sistem hem de Kürt aile sistemi tarafından cendereye alınan bir gerçekliğe sahipti. 15 Ağustos Atılımı, Kürt kadının kendisine güven duymasını aynı zamanda kendi özgürlük mücadelesiyle birlikte, kendi geleceğini PKK mücadelesinde gören bir özgürleşme adımını kadına attırmıştır. 15 Ağustos Atılımı kadını bilinçli kılması, özgürlüğe yürümesini ve gerillaya akışını sağlama açısından da önemli bir rol oynamıştır.
Özgürlük Mücadelesine kadının ilk katılımı ve sonraki aşamalarda nasıl gelişiyor?
İlk gruplaşma aşamasında, yani 1975 yılında Sara (Sakine Cansız) arkadaş mücadeleye katılım sağlar. 1980-82 yıllarında da özgürlük mücadelesine katılan çok değerli arkadaşlarımız var. Gerillaya kadınların katılımı ilk önce parmak sayısını geçmezken daha sonra binlerce kadın özgürlük mücadelesine akın etti. Kadının bu yıllarda mücadeleye katılımı hem Kürt halkı hem de Kürt kadını açısından büyük önem taşır. O zamana kadar dört duvarın dışına çıkamayan Kürt kadınları namus olarak ele alındıkları için farklı arayışlara girmelerine izin verilmiyordu. Farklı arayışları tamamen köreltilmiş bir kadın ve toplum gerçekliği vardı.
15 Ağustos hamlesi bu gerçekliği görmenin ve buna müdahale etmenin adıdır. PKK mücadelesinin gelişmesiyle birlikte kadın bu akışını gerilla saflarına yaparken aslında mevcut sistemi ve aileyi ret eden bir anlayışla ayaklandı ve gerilla saflarında yerini aldı. Kürt kadının yaşadığı bu akış bir süreci bir gerçekliği ifade etmiştir. Daha önce toplumun ve ailenin dayattığı her şeyi kabul eden Kürt kadının, 15 Ağustos Atılımı’yla birlikte verili sisteme ilişkin kabulleri azalıyor ve retleri çoğalıyor. Ailenin mevcut topluma yani kadına biçtiği kurallar vardır. Bu kurallar ve bu sistem olmadan kadının toplumda yaşam alanı bulamayacağı düşünülür. İşte ‘eşi, ailesi, babası, çevresi olmadan nasıl olur’ deniliyor ve olmazı kesin konuluyordu. ‘Kadın bu kafeslerin dışında yaşayamaz’ felsefesi toplumun iliklerine kadar işlenmiş bir gerçeklik halini almıştı. Ama 15 Ağustos Atılımından sonra Kürt kadını bunları ret ederek bunlar olmadan da yaşamını sürdürebileceğini, hatta gerekirse daha da özgür olabileceğini herkese göstermiştir. Kürt kadını kendisine ait olan özgürlük zeminlerini yaratabileceğini kendi mücadelesiyle ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu zemin üzerinden özgürlük mücadelesine Kürt kadınının yoğun bir akışı gerçekleşmiştir. Bu akış en çok da PKK yani gerilla saflarında somutluk kazanmıştır.
Gerillaya yani özgürlük saflarına yaşanan bu akış mücadelemiz açısından farklı bir anlam taşır. Kadının kendine ait özgürlük zeminlerini oluşturması kendini de yaratmanın ilk adımlarını oluşturmaktadır. Kadın kendisine ait olan ortak bir yaşamın kültürünü oluşturmuştur. Yine kadının birbirini hissetmesi, kapsaması, kendini ve birbirini tanıması duyguda, düşüncede ortak yaşam paydasında buluşmada ilklerin adımını bu biçimde atmıştır. 15 Ağustos’un kadının gelişimi üzerindeki somut etkisini kadının verili olan toplumun dışına çıkarak varlık mücadelesini büyütmesinde görüyoruz. Dört parça Kürdistan’da ailesi olmadan kendi öz yaşam kültürünü yeniden oluşturma çabasından ortaya çıkıyor bu mücadelenin somutlaşmış hali. Yani bir kadının dayanacağı bir erkek, devletli bir sistem olmadan kendi öz bilinç ve iradesine dayanarak kendi ayakları üzerinde durabilmenin mücadelesini çok güçlü bir şekilde vermektedir.
Kadın Hareketi mücadelede çok sayıda savaşçısını da yitirdi. Mücadelenin bu ilkleri kimlerdir?
Mücadelemizin ilk yıllarından günümüze kadar Kürt kadınının mücadeleye yoğun bir katılımı olmuştur. Ama ilkler her zaman çok büyük cesaret ister, bu cesareti gösteren ilk kadın militanların adını bir daha anmak gerekiyor. Verili sistemin sınırlarını reddederek mücadelemize katılıp da ilk şehit düşen yoldaşlarımızdan 1975’te Dersim’de Türkiyeli devrimcilerle Türk faşistleri arasında çıkan çatışmada sempatizan olan Nuray Erenler`in şehadet gerçeği vardır. Daha sonra şehadet mertebesine ulaşan yoldaşlarımızdan Bese Anuş, Azime Demirtaş, Rahime Kahraman, Türkan Derin, Hanım Yaverkaya, Sultan Yavuz, Adife Sakık, Saime Turgut, Sakine Kırmızıtaş arkadaşlarımız Kadın Özgürlük Hareketinin gelişiminin temellerini oluşturan ve kadın hareketinin ilk şehitleri olan arkadaşlarımızdır. Bu vesileyle bu arkadaşları da saygıyla anıyorum. Özgür Kadın hareketimiz ordulaşarak, partileşerek ve toplumsallaşarak özgürlük mücadelesinde bugün bu düzeye gelmesini sağlayan Önderlik gerçeğimizdir, kahramanca şehit düşen kadın yoldaşlarımızdır.
Yoğun katılımların ardından kadın ordulaşması yaşandı. Bu sürecin en büyük engelleri nelerdi?
PKK’de kadın ordulaşması ilk başlarda öyle kolay gelişmedi. Tarihe baktığımızda gelişen orduların tümü erkek eksenli ve erkeklerden oluşan ordulardır. Tek irade tek yönetime dayanan ordular vardır. Yaşanan tarihin tersine ilk defa PKK’de kadın ordulaşması gelişmektedir. Kadın ordulaşmasının gelişim aşamaları sancılı ve engebeli olsa da Kürt toplumunda ve Ortadoğu kadınında devrimler yarattı. Kadın ordulaşmasına gidilirken bir yandan kendi olma savaşı verilirken diğer yandan erkek egemen zihniyete karşı da büyük mücadele yürütmek zorunda kaldık. Erkek egemenlikli zemini gerileterek kadının özgün ve özgür zeminlerini yaratmak öyle kolay olmadı, büyük bedeller verildi. Erkek egemenlikli zihniyet de bunu öyle kolay kabul etmemiş, kendi iktidar alanına saldırı olarak değerlendirmiştir. Tarihte tüm ordular erkeklerden ve erkek zihniyetiyle oluşturulduğu için kendisine ait bir şey elinden alınıyormuşcasına kadının direnen, mücadelenin her alanında savaşan ve özgürleşen gerçeğine karşı yöneldi. Kadın, erkek egemenlikli zihniyet alanlarını daraltıp bu iktidarcı zihniyet ve yaşam anlayışına karşı çok zorlu mücadeleler vermek zorunda kalmıştır. Bu büyük mücadeleler sonucu kadın ordulaşması 15 Ağustos’un da yarattığı zemin üzerinden kendi mücadelesini geliştirmiştir.
PKK hareketinde kadın ordulaşmasının gelişmesi en büyük, en radikal özgürlük eylemidir. Yine kadın ordulaşmasının gelişmesi aslında toplumda itibarı kaybettirilen, hiçleştirilen kadının bu biçimde devrime katılımı PKK’de itibar iadesinin yaşandığı yıllar olmaktadır. Yaşanan bu olaylar bir gerçeği “bir itibar iadesini” ifade ediyor. Kadın ordulaşması, radikal bir özgürlük eğilimi ve çıkışıdır. O nedenle kadın ordulaşması mücadelemizin gelişmesinde temel bir rol oynamıştır. Bu mücadeleyi yürütmenin farklı bir yolu olsaydı, şüphesiz kadınlar o yolu seçerlerdi. Ama ne kadına ne de Kürt halkına başka yol ve seçenek bırakılmamıştır. Kadının normal bir örgütlenme ve mücadeleyle bunu yapması ve başarması mümkün değildir. Bunu çok radikal bir biçimde yapması gerekiyordu ki, Kürt kadını da bunu yaptı. Toplumda hiçleştirilen nesne konumuna getirilen kadına verilen cevap Kürt kadını cephesinden, büyük bir ordulaşma biçiminde cevap olunmuştur. Bu sadece askerileşme anlamında değil, bu da içinde olmakla birlikte askeri, siyasi, sosyal ve toplumsallaşma anlamında gelişen bir ordulaşmadan söz ediyoruz. Kadının gelişimi bu düzeyde kendi varlığını ve mücadelesini ortaya koymuştur.
Yine bu yıllarda kadınların serhildanlara öncülük etmesi kadın açısından siyasal bir ordulaşmayı ifade etmiştir. Dolayısıyla ordulaşmanın gelişmesi mevcut toplumda kadına biçilen rol, misyon, statünün reddi, bunun yerine kendi özgürlük mücadelesini yürütme, kendisini var etme ve özgür kılmanın mücadelesidir. Şüphesiz bunun gelişmesinde Önderliğimizin ideolojik ve düşünsel anlamda oynadığı önemli bir rol vardır. Kadın olarak o yıllarda bu mücadeleye birçok yönüyle hazır olmamamıza rağmen, Önderliğimiz bizi buna güçlü hazırlayarak, bizde öz bilinç, öz iradeyi geliştirerek bu mücadelenin temellerini atmıştır. O açıdan bugün kadınlar olarak eğer hala bu özgür dağlarda yaşıyorsak şüphesiz bunu Önderliğimize borçluyuz. Onun için kadının yüzü sürekli Önderliğine dönük olmuştur. Yine Özgür Kadın Hareketi, yürüttüğü özgürlük mücadelesi ile Önderliğin emeklerine karşılık kendi cephesinden sürekli cevap olmak ve cevap oluşturmak istemiştir. Bu halen de devam eden ve kesintisiz devam edecek olan bir süreçtir.
Evrenselleşen Kürt kadını Sara
Sakine Cansız’ın PKK’de gelişen kadın partileşmesi ve Özgürlük Mücadelesindeki rolünün, Kürt halkı ve kadını açısından önemi nedir?
Bugün toplumumuzda Kürt kadınının geldiği düzey önemli bir düzeydir. Yediden yetmişe kadında gelişen bir bilinç düzeyi vardır. Bu bilinç düzeyini geliştirmede Önderliğimizin oynadığı rol tarihseldir. Bu mücadele sadece Kürt kadınını özgürleştirme mücadelesi değildir, bu mücadele geliştirilirken Kürt kadını şahsında özgürlük mücadelesi evrensel bir aşamaya gelmiştir. İlk başlarda birkaç kadının mücadeleye katılmasıyla başlayan savaşımız, ki bu daha çok Sara arkadaşın şahsında somutluk kazanan bir süreçtir, Sara arkadaşın cezaevindeki direniş gerçeği, nesnelleşen Kürt kadınını özgürleşen kadın gerçekliğine taşırmıştır. Yani Sara arkadaşın katılımıyla gerçekleşen ve günümüzde milyonlara varan kadın özgürlük mücadelesi ve onun militanları oluştu. Bunun gelişiminde başta da söz ettiğimiz gibi şehit arkadaşlarımızın ve Sara arkadaşımızın mücadelesi belirleyicidir.
Sara arkadaş, Özgür Kadın Hareketinin gelişiminde temel rol sahibi olan arkadaşlarımızdan birisidir. Sara arkadaş hem bir kadın olarak cezaevindeki direnişi ile hem daha sonraki mücadele yıllarında da sınırları tanımayan ve geriliklere karşı sürekli bir direniş mücadelesiyle Önderliğimizin en iyi yoldaşı ve takipçisi olduğunu gösterdi. Sara arkadaş, aynı zamanda her dönemde her koşulda bağımsız düşünebilen, bağımsız düşüncesini koruyabilen o anlamda düşünceleriyle pratiği arasında fazla mesafe olmayan, bunu bir arada yürütebilen bir duruşa sahipti. Duruşuyla, düşüncesiyle, duygularıyla özgür kadın mücadelesinde önemli bir rol sahibiydi. Sara arkadaş, özgürlük mücadelesinde evrensel boyutları da ifade eden bir anlayışla yaşamını anlamlı kılmış ve kendi kişiliğinde evrenselliği yakalayabilmiş bir mücadele arkadaşımızdı.
Paris’te yaşanan katliam ardından yüzlerce şahsiyetin ve yüzlerce kadın örgütünün Sara arkadaşa sahip çıkması Sara arkadaşın evrensel kişiliğini ortaya koymuş ve bunu tüm dünyaya göstermiştir. Dünyanın dört bir yanından katliama karşı verilen mesajlar Sara arkadaşın özgürlük mücadelesinin, kadın özgürlük mücadelemizin evrenselleştiğini göstermiştir. Sara arkadaş mücadelemiz içinde demokratik ve barışçıl çözümün gelişmesi için büyük bir çaba ve mücadele içerinde oldu. Kendisine güvenmeyen, özgücüne iradesine güvenmeyen, erkekten beklentili olan ya da kendini erkeğin insafına bırakan kadının karşısında da ideolojik mücadelesini kesintisiz sürdürdü.
Yine yıllardır Kürt Özgürlük Mücadelesinin içinde olmasının onda biriktirdiği deneyim ve tecrübeleri, çıkardığı sonuçları bu hareketin kadrolarına yeni katılan arkadaşlara mal etmek için çok yoğun bir çaba ve mücadele içerisinde oldu. Sara arkadaşın ilk katılımından, cezaevi direnişinden etkilenip özgürlük mücadelemize katılan onlarca, yüzlerce kadın arkadaş oldu. Kürdistan’da yüzlerce, binlerce genç kızın özgürlük saflarına akışında Sara arkadaşın mücadele gerçeği, yaşam anlayışı önemli bir rol sahibi oldu. Şimdi de birçok kadın arkadaş dile getiriyor: O yıllarda katılan kadın arkadaşların en çok etkilendikleri kendilerine örnek aldıkları Sara arkadaştır, Sara arkadaşın onurlu ve haksızlıklara karşı dik duruşudur. Sara arkadaş şahsında kadın özgürlük mücadelemiz Kürdistan sınırlarını aşarak evrenselleşti. İlk grup ve mücadeleye katılımı ne kadar etkili olduysa, yine özgürlük mücadelemizde önemli bir rol sahibiyse Paris’teki katliam sonucu gerçekleşen şehadeti de binlerce kadını bir araya getiren bir gerçekliğe dönüştü.
Doğru ve anlamlı bir yoldaşlık
Sara arkadaşa vereceğimiz cevap, yapacağımız doğru ve anlamlı bir yoldaşlık, özgür kadını ve özgürlük militanını yaratarak Kadın Özgürlük mücadelemizi kesintisiz yürütmek ve özgür yaşamı yaratmak olmalıdır. Sara arkadaş şahsında tüm şehit kadın yoldaşlarımızın anılarına bağlılık ve özlem duydukları özgür yaşam hayallerine ancak böyle cevap olabiliriz. Sara arkadaşın yaratığı mücadeleye bağlı kalarak mücadelemizi her zamankinden daha fazla yükselteceğiz. Bize düşen görev ve sorumluluk gereği, Sara arkadaşın şehadet gerçeği karşısında özgür kadını yaratacak, bağımsız düşünebilecek kendisine ait olmasını bilecek, özgür iradeyi özgür düşünceyi açığa çıkarabilecek bir mücadele gerçekliğini açığa çıkarıyoruz, çıkaracağız. Bunu yaptığımız oranda Sara arkadaşla doğru bir yoldaşlığı yakalayabilir, anılarına bağlı kalabiliriz.
Bu temelde bir kez daha 15 Ağustos’un 29. yıldönümü vesilesiyle tüm Ortadoğu ve Kürt halkının büyük ve şanlı 15 Ağustos Atılımı kutlu olsun diyoruz. Bundan sonraki mücadelemizde Demokratik Ulus ve Özgür Yaşamı İnşa etmede Özgür Kadın Hareketi olarak Önderliğimize, halkımıza ve tüm kadınlara layık bir duruşun sahibi olacağımızı belirtiyoruz.
GULAN BOTAN/BEHDİNAN