DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğündeki açlık grevi devam ederken 30 Nisan’da 15 tutsakla başlayan ölüm orucuna bugün 15 tutsak daha katılıyor. Tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, tecridin kaldırılması taleplerinin tartışmasız olduğunu söyledi.

PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, ölümü orucunu bugünden itibaren 30 kişiyle sürdüreceklerini bildirerek, şunun çok iyi anlaşılmasını istedi: “Bizler PKK ve PAJK’lı tutsaklar olarak tümden tecridin kırılması için direnmekteyiz; bir iki görüşmeyle tecrit de kırılmaz direnişimiz de.”

DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 184. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 146, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 145, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 136. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 129, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 126. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 115. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 171; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 121; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 76 gündür eylemde.

Tahliye olanlar da bırakmadı

Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesinin ardından eylemini Batman’daki evinde 124. gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Amed’de HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra evlerinde sürdürüyor.

Şimdiye kadar 8 şehit

 Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta şehit düştü. Zülküf Gezen (33), 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde; Ayten Beçet (24), 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zehra Sağlam (23), 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Medya Çınar (24), 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Yonca Akici, 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde şehadete ulaştı.

Ölüm orucu 11. gününde

PKK ve PAJK’lı tutsaklardan Nesrin Akgül, Şükran Aydın, Zozan Çiçek (Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi), Ardıl Çeşme, Aslı Doğan (Gebze Kadın Kapalı Cezaevi), Ahmet Anığı, Özhan Ceyhan, Vedat Özağar, İhsan Bulut, Erol Cengiz (Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi),  Ergin Akhan, Enver Durmaz, Ahmet Topkaya, Abdulhalik Kaplan ve Ferhat Turgay (Diyarbakır D Tipi Cezaevi) tecridin kırılması amacıyla sürdürdükleri açlık grevini bir üst aşamaya çıkararak, 30 Nisan’dan itibaren ölüm orucuna da başladı. Tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, ‘Tecridi Kıralım, Faşizmi Yıkalım ve Kürdistan’ı Özgürleştirelim’ direniş hamlesi kapsamındaki eylemin 14 Temmuz çizgisinde kararlıkla süreceğine vurgu yaptı.

Devletin hamleleri

AKP-MHP yönetimindeki Türk devleti, açlık grevi eyleminin başlamasıyla birlikte çeşitli hamleler yaptı. Kardeşi Mehmet Öcalan’ı 15 dakika görüştürerek, Öcalan’ın hayatta ve sağlıklı olduğunu gösteren devlet, eylemin bitirilmemesi üzerine Leyla Güven’i tahliye etti. Güven, tecrit sonlandırılmadan eylemi bitirmeyeceğini söyledi. Direniş yayılarak devam etti. Direniş, 7. ayına girerken avukatların 811. başvurusuna olumlu yanıt verildi, ancak talep edilen tecridin tamamen kaldırılması konusunda adım atılmadı. 2 Mayıs’ta görüşen avukatlar, 6 Mayıs’ta görüşme yaptıklarını, ancak bundan sonrasına dair ne kendilerine ne de Öcalan’a olumlu bir izahat yapılmadığını söyledi. Öcalan da yanındaki üç tutsağın imzasını taşıyan ve devlet birimleri tarafından yazılı olarak avukatlara iletilen açıklamada, kararı direnişçilere bıraktı.

Tutsakların kararı; direniş!

Avukatların basın toplantısından sonra PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına yazılı bir açıklama yapan Deniz Kaya, bu kısa süreli ve belirsiz görüşmenin de direnişe kırmaya yönelik olduğunu söyledi. Daha önce deklare ettikleri ve tecridin tamamen kaldırılmasını öngören 7 maddenin gerçekleşmesi ve yasal güvencesinin Türk Adalet Bakanlığı tarafından sağlanması gerçekleşene kadar direnişin devam edeceğini söyleyen Kaya, her koşul ve şart altında tecrit kalkana kadar direnişlerinden asla taviz vermeyeceklerinin bilinmesini istedi.

Kimsenin şüphesi olmasın

Öcalan’ın ailesine olumsuz yanıt verilip, avukatlarına da henüz yanıt verilmeyince önceki akşam yazılı bir açıklama yapan Deniz Kaya, ölüm orucuna 10 Mayıs’tan itibaren 15 tutsağın daha katılacağını belirtti. Zindanlarda başlattıkları direniş eylemini Öcalan’a ve halka karşı sorumluluklarını yerine getirme eylemi olarak görürken bedeli ne olursa olsun kararlı bir şekilde sürdüreceklerinden kimsenin şüphesinin olmamasını isteyen Kaya, “Mevcut AKP/MHP faşist yapılanma toplumsal kaosla ömrünü uzatmaya çalışırken onurlu direnişimiz bir kıvılcım olup tecridi kıracak ve halkların özlemini gerçekleştirecektir” dedi.

Eylemi kırmaya yönelik

PKK ve PAJK’lı tutsaklar olarak 14 Temmuz direniş çizgisi ekseninde ölüm orucu ve süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini çok net ve kararlıca sürdürürken yaşanan kimi gelişmelerin özünde netlik ve kararlılıklarını kırmak üzerine olduğunu gördüklerini kaydeden Kaya, şöyle devam etti: “Önderliğimizle 12 Ocak’ta ve 2 Mayıs’ta yapılan temaslar devlet aklının sinsi hesaplarıyla yapıldı. Bir mutabakat, müzakere ya da diyalog süreci geliştirilmediği anlaşılmaktadır. 12 Ocak ve 2 Mayıs arasında geçen zaman diliminde bile devlet aklının ne kadar fukara düşündüğünü ve kendi koyduğu yasalar içerisinde çelişki yaşadığını görmekteyiz.”

Sorunları çözmek istemiyor

Basına deklare ettikleri 7 maddelik taleplerininin hayat bulmasının, verili anayasayı zorlamayacağı gibi adaletin şahsileştirilmesinden ve keyfileştirilmesinden çıkmasını zorlayacağını anımsatan Kaya, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Adalet Bakanı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yeri olan kanunların hayata geçmesi önündeki etkenleri açıklayabilecek kadar adil davranamadığı böylesi süreçte yargının bağımsızlığını Erdoğan kişiliğine kurban ettiğini hem seçim süreçlerinde hem de el attığı tüm alanlarda görmek mümkün hale gelmiştir. Avukatların 2 Mayıs’ta önderliğimizle yaptığı görüşme sonrası kamuoyuna yapılan deklarede; önderliğimiz, toplumsal sorunları savaş ve fiziki güçle değil akıl, politik ve kültürel güçle çözülebileceğini ve bununda demokratik müzakereyle çözümlenebileceğini net olarak dile getirmiştir. Gelinen aşamada hükümet ve devlet yetkilileri sorunları demokratik yöntemle çözmekten ziyade toplumsal barış ve demokrasiye yanaşmayan tutumda ısrar etmekle yol almaktadır.

Bir iki görüşmeyle olmaz

Şu çok iyi anlaşılmalıdır ki; bizler PKK ve PAJK’lı tutsaklar olarak tümden tecridin kırılması için direnmekteyiz; bir iki görüşmeyle tecrit de kırılmaz direnişimiz de. Türk devlet yetkilileri bu konuda samimi olduklarını dile getiriyorlarsa büyük bir cesaretle demokratik müzakere süreçlerini başlatmalılar. Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesinde belirleyici olan asıl muhatap önderliğimizin kendisidir. Ancak tecridin kaldırılması, özgür yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması gerekmektedir.

Mutlak tecrit sürüyor

Gelinen aşamada önderliğimiz üzerindeki tecrit halen devam etmektedir. 2 Mayıs görüşmesinden sonra yapılan avukat aile ve vasi başvurularının reddimlesi mutlak tecridin sürdürülmesi anlamına gelmektedir. Çok açık belirtiyoruz; önderliğimizle sadece bir görüşme yapılarak içinde bulunduğumuz ölüm orucunu ve açlık grevi eylemini bitirmemizi kimse bizlerden beklemesin. Bizler önderlik öğretisiyle vücut bulan insanlarız, tümden tecrit kırılmadan devletin hiçbir oyun ve entrikası direnişimizi kıramaz. Faşizmin tüm uygulamalarına karşı direnmekten asla geri adım atmayacağımızı herkes çok iyi bilmelidir.

Bir direniş hamlesidir

‘Tecridi Kıralım, Faşizmi Yıkalım ve Kürdistan’ı Özgürleştirelim’ hamlemizin öncüsü olan Hakkari Milletvekili ve DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in, 7 Kasım’da başlayarak zindanda ve dışarıda kararlıca yürüttüğü açlık grevi direnişi ve bizlerin 16 Aralık’tan bu yana yürüttüğümüz direniş, aynı zamanda 30 Nisan’da 15 arkadaşla ölüm orucu eylemi, Türk devlet yetkililerinin önderliğimiz üzerindeki tecridin ısrarına ve özdeş haline gelen toplumsal yaşamı tecride almaya karşı geliştirilen bir direniş hamlesidir.

Ölüm orucuna ikinci grup

PKK ve PAJK’lı tutsaklar olarak Türk devlet yetkililerinin tecritteki ısrarına karşı ikinci bir ölüm orucu grubuyla direnişimizi yükselteceğimizi belirtiyoruz. 30 Nisan’da 15 arkadaşın içinde bulunduğu ölüm orucu eylemini devam ettireceğiz. Bunun yanında 10 Mayıs’ta ölüm orucu eylemimizin sayısını büyütüyoruz. Buna göre; Kandıra Cezaevi’nden Yaşar Cinbaş, Muhammed İnal, Diyadin Akdemir, Engin Kahraman; Bolu F Cezaevi’nden İbrahim Doğan, Ahmet Emin Eren, Mustafa Taştan; Patnos Cezaevi’nden Sena Efe, Burhan Şık, Faysal Atak, Şefik Kayhan; Tekirdağ 1 Nolu Cezaevi’nden Reşat Özdil; Tekirdağ 2 Nolu Cezaevi’nden Zeki Bayhan, Yılmaz Yıldız; Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Sait Öztürk bugünden itibaren eylemlerini ölüm orucuna dönüştürüyor.

Direnmek kazanmaktır

Büyük bir ciddiyet ve kararlılıkla eylemlerimizi sürdürürken örgütlü hareket edeceğimiz bilinmelidir. 10 Mayıs’ta başlatacağımız ölüm orucunu 30 arkadaşla sürdüreceğiz. Taleplerimiz yerine gelmeyene kadar eylemimizi sürdüreceğiz.

Bu bağlamda özellikle tutsak annelerimizin dışarıdaki direnişlerini selamlıyor ve tüm halkımızın topyekün direnişe geçmeye davet ediyoruz. Faşizme karşı direnmenin elzem olduğu böylesi anlarda tüm sivil toplum kuruluşlarını, akademisyen yazar ve aydın şahsiyetleri ses çıkarmaya davet ediyoruz. Toplumsal demokrasiye gönül veren herkesi faşizme karşı direnişe çağırıyoruz. Direnmek kazanmaktır ve mutlaka kazanacağız...”

 

AMED

 
 

Direnişten moral alıyorlar

     

PERVİN YERLİKAYA     /   STUTTGART

Ölüm orucu eylemcisi Erol Cengiz’in ağabeyi Sedat Cengiz, “Kardeşim çok moralliydi. Direnmenin verdiği moral, bizi çok etkiledi” dedi.

Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 1 Mart’tan itibaren açlık grevinde yer alan ve 30 Nisan itibarıyla eylemini ölüm orucunda dönüştüren 15 kişiden biri olan Erol Cengiz, Van/Erciş doğumlu ve 34 yaşında. 13 yıl ceza almış ve dosyası temyiz aşamasında. İnşaat işçiliği yapan ağabeyi Sedat Cengiz, kardeşinin üniversite öğrencisiyken aynı zamanda Van Kurdî Der başkanlığı ve Kürtçe öğretmenliği yaptığını; 2011’de tutuklandığını belirtti. Cengiz, “Kardeşim 3.5 yıl cezaevinde kaldı. 2012’de 47 gün açlık grevinde kaldı“ derken, tahliyeden bir yıl sonra tekrar tutuklanan kardeşinin 4 yıldır cezaevinde olduğunu ekledi. Kardeşinin geçen yıl cezaevinde çıplak aramaya karşı çıktığı için Van T Tipi Cezaevi’nden Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sürgün edildiğini ve 50 gün tek başına hücrede kaldığını söyledi. Aynı cezaevinde bulunan ve aynı zamanda akraba oldukları ölüm orucu eylemcisi Özhan Ceyhan’ın da o dönem kafasından darp edildiğini aktardı.

Ne pahasına olursa olsun!

Kardeşiyle en son 8 Mayıs’ta görüştüğünü belirten Sedat Cengiz, sağlık sorunlarına rağmen moralinin yüksek olduğunun altını çizdi. Cengiz, şunları paylaştı: “Kardeşim çok moralliydi. Direnmenin verdiği moral, bizi çok etkiledi. Görüşte bizlere ‘Süreç ne pahasına olursa olsun tecrit kırılana kadar biz eylemimize devam edeceğiz. Yapılan görüşme tecridin kalktığı anlamına gelmiyor’ dedi.

Kardeşimi düşünüyorlar

Görüşte Şahin Öncü de vardı, 144 gündür açlık grevindedir ve kritik aşamayı çoktan geçmiş olmasına rağmen düşüncesinde Erol ve diğer arkadaşlar var. Kimse kendi canının acısını hissetmiyor sanki, çok moralli ve dirençliler. Erol’un yanında kalan iki kardeş var, kendileri de 70 gündür açlık grevinde ve onların da önceliği kardeşimdir.”

Değerlerimize sahip çıkalım

Kardeşinin kendilerine “Moralinizi yüksek tutun, ne olursa olsun bu tecrit kırılacaktır” dediğini aktaran Cengiz, şunları söyledi: “Maalesef yaşadığımız ülkede adalet adına bir şey yok, hukuksuzluk var. İstediğimiz tek şey adalet ve bu tecridin kalkmasıdır. Bizim kardeşlerimiz, çocuklarımız, analarımız ölmesin. Kimseye bir şey olmadan direnişi hep beraber yükseltmeliyiz. Bugün Leyle Güven öncülüğünde başlatılan bu direnişe katılan herkes çok değerlidir. Bu değerli insanlara bir şey olmasına izin vermemeliyiz.”

Sedat Cengiz, kardeşiyle ilgili çıkan haberlerde ismi ve fotoğrafıyla ilgili karışıklık olduğuna dikkat çekerek, “İsmi Erol Çelik olarak yer aldı, zaman zaman hala yanlış verildiği oluyor. 15 kişinin toplu fotosunda Erol Çelik ismi ile verilen foto da yanlıştır” diye ekledi.

Direniş baharı müjdeliyor

   

Açlık grevindeki tutsaklardan Mizgin Kayıtbey, direnişin baharı müjdelediğine dikkat çekerek, “Büyük başarılar elde edeceğiz” dedi.

Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki kadın tutsaklardan 26 yaşındaki Mizgin Kayıtbey, 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Kayıtbey’e 1 ay görüş yasağı da verildi.

Bitlis Tatvanlı Mizgin Kayıtbey’in kamuoyuna yazdığı mektup şöyle: “Mücadeleye anlam kazandıran, halklarımızın zorbalığa, faşizme boyun eğmemesidir. Tecritten kaynaklı ağır ve acı yüklü bir süreçten geçtiğimiz bugünlerde binlerce yoldaşımızın başlatmış olduğu direniş, bizlere baharı müjdeliyor, bahar da beraberinde büyük başarılar getirecektir. Biliyoruz ki; özgürlüğün bedelidir zorluklar ve bizi güçlendiren de zorluklardır. Özgürlüğün yolunda ilerlemek yaşadığımız yaşamın gereğidir. Uygulanan tecrit için bilinmelidir ki özgürlük tutsak olamaz ve fiziki tutsaklık engel değil fikir özgürlüğüne. Hiçbir politika adaletsizlikle ne yüreğimize ne de beynimize dokunabilir. Bu adaletsizliğe karşı bizler, daha da güçlenip birbirimize daha da bağlanıyoruz.

Halkımıza düşen, tarihimizi yazanların yanında yer almaktır şartlar ne olursa olsun. Zaman, içindeki sessizliğin sesi olma zamanı. Analarımızı, genç yoldaşlarımızı ve tüm Kürdistan halkını böylesi tarihi bir süreçte duyarlı olmaya, kenetlenerek üzerlerine düşeni yapmaya çağırıyoruz.”