15 Şubat ve Cizre

Haberleri —

15 Şubat'ın 17. yıldönümündeyiz. Sayın Öcalan Suriye'den çıktıktan sonra, emperyalist devletler adeta sözbirliği etmişçesine, Öcalan'ı ülkelerine kabul etmemekte diretmişlerdi. 

Kabule açık bazı hükümetler örneğin İtalya'da Başbakan D'Alema ise ABD'nin baskısına dayanamadı ve Öcalan'ı kabul edemedi. 

Sonuçta ABD emperyalistleri, baskıyla yetinmedi. "Demokrat" Başkan Clinton'un CIA ajanları, Mossad'ı yanına alarak Kenya'da sayın Öcalan'ı tutsak aldılar. Hazır beklettikleri -Çağlar'ın- uçağındaki bordo bereli katillere teslim ettiler.

Başbakan Ecevit'di. Yaklaşık bir buçuk yıl sonraki kitlesel hapishane katliamını, 19 Aralık katliamını da yapacaktı. İki şey söyledi. Mealen şöyleydi; Bir, "ABD'li yetkililer 'istiyorsanız Kenya'da çatışma süsü vererek ölü teslim edelim' dediler. Fakat biz sağ teslim edilmesini tercih ettiğimizi söyledik. Onlar 'o halde idam etmeyin' dediler". İki, "Öcalan'ı bize teslim ettiler ama sebebini bilmiyorum".

Sömürgeciler ve şovenist milliyetçiler komplo teorileri ve uydurma efsaneleri çok sever ve iştahla politik piyasaya sürerler. Türk halkının geriliği ve örgütsüzlüğü, bu milliyetçi palavralara kolayca inanmasını sağlıyor. Ecevit'in birinci açıklamasını unutup-unutturup ikincisini piyasaya sürdüler. "ABD Öcalan'ı sağ teslim etti ki, Türkiye karışıklığa düşsün!"

Bu uyduruk milliyetçi-şoven masalın gerçekle hiç bir ilgisi yoktu. Sömürgeciler, Öcalan'ı idam etmeyi, Kürt Özgürlük Hareketi'nin geniş ve güçlü örgütlülüğü, Kürt halkımızın bilinçliliği karşısında göze alamadılar. Mücadelecilik ve örgütlülük birkez daha sömürgecileri frenleyebilmişti. 

Sömürgeciler, 15 Şubat'ı sömürgeciliğin savaş zaferi ilan ettiler. Zafer kazanmış şovenizmin kibiri, kitlesel linç saldırılarına dönüşrü, pek çok Kürt devrimcisi katledildi. 

Sömürgecilik, durumu Kürt Özgürlük Hareketi'ni bölmek, geriletmek için kullanma stratejisi izledi. 

"Zafer" kazanan şovenizmin Batı'da devrimci harekete saldırı biçimi vahşi 19 Aralık zindan katliamı oldu. Devrimci hareketi de en geri seviyeye bu karamsarlıkla düşürmek istedi. 

Sömürgecilik ezilen halkların kurtuluş talebini de, direnci çok güçlü olan Kürt Özgürlük Hareketi'ni de anlamadı ve yeterince tanımadı. Ya da sömürgeciliğin "zafer" kibiri, bu hakikati anlamayı engelledi, engellemeye devam ediyor.

Sömürgeciler amaçlarına varamadılar. Kürt Özgürlük Hareketi bölünmediği gibi yeniden toparlanarak güçlendi. Dahası Rojava'da halk devrimine önderlik etti, Şengal'de halkımızı soykırımdan kurtardı. Dünya çapında ve bölgede saygınlığı tarihinin en güçlü olduğu durumu yakaladı. 

Erdoğan-AKP liderliğinde Türk sömürgeciliği, özellikle iki dönemdeki topyekün savaşla Kürt Özgürlük Hareketi'ni yoketmeye çalışıyor. 2011-12 ile 2015'te başlattığı ve bugün Cizre'de en vahşi katliamlara varan savaşlar.

Bu her iki kirli savaş saldırısı Erdoğan-AKP'nin iktidarda başat olduğu süreçte gerçekleşti, devam eediyor.

2015 savaşı, Cizre'de zirvesine varan vahşi katliamlarla, 2 ayı aşkın kesintisiz sokağa çıkma yasağı ve tank-top, özel harekat kullanılarak yapılan kent kuşatmalarıyla, önceden hazırlanmış "Çöktürme Planı"ndaki 15 bine varan hedeflenmiş katliamla, yüzbinleri toplama kamplarına alma hesabıyla soykırımcı bir savaş. 

Soykırımcı savaşın Türkiye'ye düşen bölümü de devrimcileri katletme, zindana atma, yasaklama ve Suruç-Ankara katliamlarıyla şok-dehşet yaratarak teslim almak. Sonuçta Erdoğan'ın başkanlığında İslamcı-Türkçü-neoliberalist faşizmini kalıcı kılmak, devrimci demokratik hareketin kökünü kurutmak. 

Sömürgeci faşizm, 15 Şubat'la Kürt Özgürlük Hareketi'ne yaşatmak istediği "yenilgi" ve "çözülme"yi, soykırımcı savaş ve Cizre vahşetiyle, yeniden gerçekleştirmek istiyor.

Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt halkımız, devrimci hareket ve tutarlı demokratik barış güçleri direnişi sürdürüyor. 

Sur ve Cizre, işgalle kuşatılan Kürt kentleri, faşizme karşı direnişin öndeki kaleleri. Cizre'de sömürgeciliğin vahşeti yaşanırken, aynı zamanda halklarımızın demokratik geleceği için direniş yaşandı. Sur'da direniş kahramanca devam ediyor. Cizre-Sur, sömürgeci faşizmin soykırımcı saldırısına karşı Kürt halkımızın güncel Dımdım kalaleridir.

İslamcı-Türkçü faşizmin, Erdoğan-generaller faşizminin soykırımcı ve kök kurutucu saldırganlığına karşı halklarımızın direnişini ne denli yayarsak, Dımdım kalelerinde vahşet o denli azaltılabilir, direniş o denli güçlendirilebilir. 

Direniş faşizme karşı tek yürek olarak birleştirilmeli, başta metropoller olmak üzere her tarafa yayılmalı. Küçük-büyük, barışçı-şiddetli zengin çeşitlilikte eylemlerle bezenmeli, süreklilik taşımalı.

Erdoğan ve eli kanlı general-polis şefleri, 3-5 haftada sonuç alacaklarını sanıyorlardı. Sur-Cizre onların oyunlarını bozdu ve vahşetlerini açığa çıkardı. Onları yenilmeye mahkum barbarlar olarak tarihe çiviledi. 

15 Şubat komplosu nasıl yenilgiye uğratıldıysa, Erdoğan'ın Kobanê vahşeti nasıl Kürtlerin Stalingrad'ına dönüştürüldüyse... Kürt halkımız, halklarımız ve devrimciler; soykırımcı ve kök kurutucu savaşı, bütün vahşetiyle birlikte, Erdoğan ve tetikçisi militarist şefleriyle birlikte yenilgiye uğratacak, Cizre'de, Ankara'da, Suruç'ta, Kürdistan'ın diğer kentlerinde, vahşice katledilen canlarımızın intikamını alacaktır. 

paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.