
GÜL GÜZEL / TÜBINGEN
Terres des Femmes kadın örgütü tarafından Tübingen’de 17. Kadınların Dünyası Film Festivali düzenlendi. 22 Kasım’da başlayan ve bugün sona erecek festivalde bu sene Ortadoğu coğrafyasındaki kadına dair film ve belgeseller merkeze alındı. Festivalin son 3 günü ise Kürt kadınlarına ayrıldı.
Önceki gün yönetmen Mylene Sauloy’un “Girl’s War- Kürt kadınların özgürlük mücadelesi” isimli belgesel filmi gösterildi. İki ödüllü film, yoğun ilgi gördü.
Film, ip atlayan çocuklar, ip atlayan genç kızlar ve en son ip atlayan kadınların görüntüsüyle başlıyor. Ardından kadına yönelik şiddete dikkat çekilen görüntüleri, Rojava’da DAİŞ’e karşı savaşan YPJ güçlerinin mücadele sahneleri izliyor. YPJ savaşçılarından Roza Silaya, yalnız kendileri için değil, yeryüzünde sömürülen, bastırılan, köleleştirilen tüm kadınlar için özgürlük mücadelesi verdiklerini anlatıyor. Paris’te katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız’ı, her türlü gericiliğe ve işkencelere karşı dik duran Aysel Doğan anlatıyor. Kürt kadınlarının Kuzey Kürdistan, Şengal, Rojava’daki mücadelesine yer verilen belgesel, YPJ komutanı Nesrin Abdullah’ın anlatımları ve kadınların “Be Serok Jiyan nabe” sloganıyla bitiyor. Kürtçe, Türkçe ve Fransızca dillerdeki film, İngilizce alt yazıyla izlenebiliyor.

Rojava Devrimi’ne güç katalım
Film gösterimi ardından festival organizatörü Kathlen Frenz’in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşiye Tübingen Rojava Dayanışma İnisiyatifinden Andreas D. konuşmacı olarak katıldı. Andreas D., Rojava devrimini anlamaya ve anlatmaya çalıştıklarını belirterek, Rojava devrimine güç katmak için topladıkları bağışları Heyva Sor üzerinden bölgeye gönderdiklerini aktardı.
Êzîdî kadınların trajedisi
Festival kapsamında dün yönetmen Hussein Hassan’ın “Reşeba-The Dark Wind” isimli 7 ödüllü, 2017 yılında “yabancı dilde en iyi film” kategorisinde Oskar’a aday olmuş filmi gösterildi. Filmin başrol oyuncuları Pero ve Reko evlilik hazırlıkları yapan, mutlu Êzîdî bir çift. Hazırlıklar yapılırken DAİŞ çeteleri Şengal’e saldırıyor ve Pero’yu kaçırıyorlar. Reko nişanlısını her yerde arıyor ve sonunda Rojava’da mücadele veren Kürt kadınların korumasında buluyor. Pero, kabuslar görüyor, ağır travmalar yaşıyor, yemek yemiyor ve başına neler geldiğini asla anlatmıyor. Reko’nun sevgisi zor bir imtihandan geçiyor. Pero’nun hikayesi, DAİŞ’in kaçırdığı köle olarak sattığı binlerce Êzîdî kadının hikayelerinden birisi.

‘Kürt kadınlardan çok etkilendim’
Gazetemize konuşan Festival organizatörü Kathlen Frenz, film seçimlerine ilişkin bilgi verirken, “Festivalde gösterdiğimiz filmleri izleyince Kürt toplumu içindeki kadın mücadelesinden çok etkilendim. Toplumda öncülük rölünü üstlenmişler. Hem de Ortadoğu gibi bir bölgede. Kürt toplumu bu durumdan dolayı gurur duymakta haklı. Rojava’daki kadın mücadelesini verenlere bu vesile ile desteklerimizi iletiyoruz” diye konuştu.
Rojava festivale damga vurdu
25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne denk getirilen festival kapsamında “çocuk yaşta evlilik, kadın sünneti, kadına yönelik cinsel saldırılar vs.” birçok konuya yer veren filmleri tercih ettiklerini aktaran Frenz, “Bu sene ise Rojava film festivalinin çerçevesini oluşturdu. Bu nedenle Rojava Özgür Kadın Vakfı WJAR’ın desteğiyle Rojava fotoğraf sergisini burada açtık ve sunum yaptık” diye belirtti.

Fotoğraf sergisi de açıldı
Film festivali kapsamında WJAR Temsilcisi Meike Nack’ın katıldığı Rojava kadın devrimini anlatan panel ve film gösterimi de yapıldı. Festival boyunca sinemanın büyük salonunda “Rojava kadınların baharı” isimli fotoğraf sergisi de açık tutuldu. Bilgilendirme masasında ise WJAR, Jinwar Özgür Kadın Köyü ve Kürt kadın mücadelesine dair broşürler ve kitaplar sergilendi. Toplanan bağışlar ise Rojava için yürütülen çalışmalara destek için WJAR’a aktarılacak.