“Türk/İslamcılık” üzerinden tek kimlik yaratmak isteyen “Kurucu irade” Osmanlının mirasını güncellemekten başka bir şey yapmamıştır. Osmanlı’dan “Kızılbaşların katli caizdir” fetvasını devralan “Kurucu irade” tek kimlik için “Gereğini” yapmıştır. Osmanlı döneminde tarifi mümkün olmayan yöntemlerle Türkmen/Alevi soykırımı yapan ve Türkmen/Alevileri bastıran, katleden, susturan “İrade” Cumhuriyette “Tek kimlik” için önce Koçgiri, ardından Dersim’de Kürt/Alevilere soykırım uygulamıştır.
Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi boyunca Türkmen Alevi, Kürt Alevi, Arap Alevi ayrımı yapmaksızın Alevilere dönük sistematik soykırım uygulanmıştır. Soykırım diyoruz çünkü Alevi Toplumu yaşamsal, kültürel, inançsal değerleri ile toptan hedef alınmış ve yaşadıkları yerleşim yerleri ve doğasıyla birlikte katledilmişlerdir. Bin yıllık “Zinhar katli caizdir!” zihniyetinin uygulamacıları Alevi toplumunu mürşit, pir, dede, talip, yaşlı, kadın, genç, çocuk ayrımı yapmaksızın yaşadığı doğa ile birlikte, inançsal değerlerini de yok etmeyi hedeflemiştir. Bu uygulama soykırımdır. Bu anlamda Dersim Soykırımı, 1235/1240 yıllarında Selçuklu tarafından yapılan Baba İshak/Baba İlyas soykırımın devamıdır. Egemen zihniyet Alevi Soykırımı yaparken “Kürt Alevi, Türkmen Alevi, Arap Alevi” ayrımı yapmamıştır. “Tahtacı, Çepni, Kızılbaş/Kumsor…” hangi ad altında olursa olsun Alevi topluluklar egemen zihniyetin soykırımına uğramıştır. Şeyh Bedrettin, Torlak Kemal, Börklüce Mustafa, Şah Kalender Çelebi, Pir Sultan Abdal’ı katleden zihniyet ile Koçgiri’de ve Dersim’de Kürt/Alevi canlarımızı, Pir Seyit Rıza, Alişer, Zarife Anamızı katleden zihniyet aynıdır. Günümüzde Türk/İslamcı zihniyet tarafından yürütülen inkar ve asimilasyon soykırımın bir başka biçimidir.
Alevi Sorununu algılamaktan yoksun kimi çevreler “Aleviler Cumhuriyetin ve Laikliğin güvencesidir!” diyerek geleneksel inkarcılığı, asimilasyonu mevcut haliyle sürdürmek ve Alevileri bu kirli politikanın ortağı yapmak istiyorlar. Aleviler için Laik, Demokratik Türkiye vazgeçilmez bir amaçtır. 90 Yıllık cumhuriyette ve mevcut AKP uygulamalarında ne demokrasi ne de laiklik vardır. Alevileri mevcut statükodan yana gösterip Kürt sorununun barış yöntemi ile çözümünde araya mesafe koymak isteyenler siyasal kurnazlık yapıyorlar. Aleviler Kürt Sorununun barış yöntemi ile çözümüne destek verirken AKP’yi değil kutsal bir erdem olan barışı destekliyorlar. Ancak “Barış Süreci” devam ederken AKP Alevileri ve Aleviliği kurnazca sürecin dışında tutuyor. AKP Kürt Sorununun çözümü için oluşan süreci kendine tahvil ederek, barışı kendi amaçları için pazarlık konusu yapmayı amaçlıyor.
Tam da bu günlerde “Helalleşmeden” söz eden devlet ve iktidar yetkilileri bilmelidir ki biz Aleviler hiçbir zaman Türk/İslamcı ırkçı, katliamcı zihniyetle helalleşmeyiz!.. Bizim Muaviye Soylu iktidar ve Hızır Paşa huylu muhalefet ile davamız var. Bu davanın demokratik çözümü için devletin, hükümetin ve muhalefetin yapması gerekenler;
1. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyette yapılan sürgün ve soykırımların belgeleri ortaya çıkarılmalıdır. “Devlet sırrı, devlet arşivi, gizli arşiv” gibi uygulamalara son verilmelidir.
2. Bu arşivler demokratik bir yöntemle oluşturulacak hukukçu, siyasetçi, yazar, sanatçı, tarihçi ve Alevi Kurum yöneticilerinden oluşacak “Hakikatleri Araştırma Komisyonu” tarafından incelenmeli ve ortaya çıkacak sonuç YARGI KURUMU TARAFINDAN EVRENSEL HUKUK, ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER IŞIÐINDA SONUCA ULAŞTIRILMALIDIR.
3. “Hakikatleri Araştırma Komisyonunun” vardığı sonuç üzerinden HUKUK KURUMUNUN vereceği karara göre; Devlet, TÜRKMEN, KÜRT, ARAP ALEVİLERDEN, ÖZÜR DİLEMELİDİR. Ayrıca, KOÇGİRİ, DERSİM, MALATYA, MARAŞ, SİVAS, ÇORUM, MADIMAK, GAZİ, ÜMRANİYE GİBİ SÜRGÜN, KATLİAM ve SOYKIRIMLARDAN DOLAYI MADDİ, MANEVİ ZARARA UÐRAYAN ALEVİLERE TAZMİNAT ÖDENMELİ; Devletin özrü HEM MADDİ HEM MANEVİ olmalıdır.
4. Alevi sorunu makro politik bir sorundur. Bu sorunu yaratan devletin inkarcı politikasıdır. Aleviliği tanımlamak kimsenin haddine değildir. Devlet Alevi inancını tanımalı, saygı duymalı ve kabul etmelidir.
5. Alevi toplumunun ve Alevi Demokratik hareketinin talepleri kabul edilmelidir:
a) 12 Eylül anayasası tümüyle kaldırılmalıdır. Yeni, demokratik ve inkarcı olmayan bir anayasa yapılmalıdır. Yeni anayasada hiçbir etnik ve inançsal kimliğe vurgu, övgü yapılmadan, bir kimlik egemen kılınmadan, Türkiye’nin çok kimlikli yapısını tanıyan bir yurttaşlık tanımı yapılmalıdır. Bu yurttaşlık tanımı üzerinden anayasada, yasalarda, yaşamın tüm alanlarında eşit yurttaşlık gerçekleştirilmelidir.
b) Laik, Demokratik Türkiye için Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır.
c) Eğitim programı çok kültürlü Türkiye gerçeğini kapsayacak biçimde bilimsel olmalı, “Zorunlu Din Dersi” kaldırılmalı, Kürt Halkına ve her etnik gruba kendi ana dilinde eğitim hakkı tanınmalıdır.
d) Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Cemevleri hiç tartışmasız ibadethane olarak kabul edilmelidir.
e) Alevi köylerine cami yapma uygulaması son bulmalı, bu güne kadar Alevi köylerine yapılmış camiler kapatılmalıdır.
f) “Tekke ve Zaviyeler Kanunu” kaldırılmalı; Alevi dergah, tekke ve vakıf malları ASLINA UYGUN OLARAK ONARILMALI ve biz ALEVİLERE geri verilmelidir.
g) Cumhurbaşkanı tarafından “Madımak Hadisesini Araştırmak Üzere” görevlendirilen “Devlet Denetleme Kurulu” bu görevini “HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KURULUNA” devretmelidir.
h) Madımak Oteli “Anı Evi” değil UTANÇ MÜZESİ olmalıdır. UTANÇ MÜZESİ katliamda yitirdiğimiz 35 canımıza ve PİR SULTAN ABDAL’a yapılanları teşhir etmek için yapılmalıdır. UTANÇ MÜZESİ, tarihle yüzleşmek ve DEVLETİN KATLİAMDAKİ İHMAL ve SORUMLULUÐUNU KABUL ETMEK İÇİN YAPILIR. Dünyadaki örnekleri de böyledir.
i) AİHM’sinin kararı gereği “Kimliklerdeki din hanesi” çıkarılmalıdır.
j) Yeni Anayasa ve yasalarda “İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar ve nefret suçları” için düzenleme yapılmalıdır.
k) Madımak Katliamı davasının bir bölümü için verilen “Zaman aşımı” kararı iptal edilmelidir. Başbakan R.Tayyip Erdoğan 13 Mart 2012 Tarihinde Madımak Katliamı davasının “Zaman Aşımı” kararına “Bu karar Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun!” dediği için Alevilerden ve Türkiye kamuoyundan özür dilemelidir.
l) 2 Temmuz günü, Madımak’da yitirdiğimiz canlara saygı ve katliamın anlamına uygun olarak, 1 Mayıs İşçi Bayramı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi EVRENSEL BİR GÜN OLARAK KABUL EDİLMELİDİR.
m) Alevi Mahallerinde, sokak ve caddelere verilen “EBU SUUD”, “YAVUZ SELİM” vb. isimler kaldırılmalı bunların yerine ALEVİ ERENLERİN ADI VERİLMELİDİR.
n) “Tunceli” ismi derhal iptal edilmeli ve DERSİM ismi kabul edilmelidir.
o) Mezarı “Kayıp” olan PİR SULTAN ABDAL, PİR SEYİT RIZA gibi mürşitlerimizin, pirlerimizin mezar yerleri DEVLET TARAFINDAN BULUNMALIDIR. Sivas “Mal Meydanı” Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın, Harput “Buğday Pazarı” Pir Seyit Rıza’nın “İdam” edildiği yerdir. Bu meydanlara PİRLERİMİZİN ANITI YAPILMALIDIR. Sivas’taki üniversitenin adı PİR SULTAN ABDAL Üniversitesi, Dersim’deki üniversitenin adı SEYİT RIZA Üniversitesi olarak değiştirilmelidir.
p) Dersim, Maraş, Çorum… Gibi toplu katliamların yapıldığı yerlere SOYKIRIM ANITI yapılmalıdır.
q) Yüzyıllar Önce “İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR” diye Serçeşmemiz Hacıbektaş’a saygı için; Hacıbektaş İlçesi’ne HACIBEKTAŞ DOÐA VE TOPLUM BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ açılmalıdır.
r) Eskişehir’deki devlet üniversitelerinden birinin adı YUNUS EMRE ÜNİVERSİTESİ, Tokat’taki Üniversite’nin adı KUL HİMMET ÜNİVERSİTESİ olarak değiştirilmelidir.
s) Antalya Merkez İlçesi Murat Paşa’nın adı bir devşirme olan KUYUCU/KIYICI MURAT PAŞA’dan gelmektedir. Kuyucu/Kıyıcı Murat Paşa bir soykırım suçlusudur. İlçenin adı değiştirilmelidir.
t) Alevi basın ve yayın kuruluşlarının, Alevi federasyon ve derneklerinin KÜRTÇE (Kurmancî, Dimilkî-Kirmançkî), ARAPÇA yayın yapmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
1937/38 Dersim Soykırımı ve taleplerimiz...
4 Mayıs 1937 Dersim soykırımının uygulamaya konduğu tarihtir. Dersim’de 1937/38’de devlet tarafından yapılan uygulama bir soykırımdır. Bazı gazeteci, yazar, araştırmacı, tarihçi, sinema sanatçıları, politikacılar… Konuyu “İsyan, katliam” adı altında incelemişlerdir. Ancak konunun üzerinde dolambaçlı, en direk söylem ve tanımlar devam etmektedir. 1937/38’de Dersim halkına karşı yürütülen uygulama sistematik bir soykırımdır.