Rojava bir özgürlük akışıdır. Rojava halkların özgürlük akışıdır.

Rojava kadının özgürlüğe akışıdır.

Rojava bir ilhamdır, insanlığın ilhamı, kendi vicdanımızın ilhamıdır.

 Soykırım cephesine karşı, insanlık cephesine de yer alıyoruz. Rojava’ya yoldaş, Rojava’ya dost, Rojava’ya müttefik olalım, can olalım.

Rojava’nın doğuşu soykırımcılarla mücadele içinde gerçekleşti. Soykırımlarla mücadelede içinde kendini yarattı. 7 yıldır tarihin en zorlu mücadelesini en zorlu savaşını veriyor.

Rojava’nın verdiği savaş, verdiği mücadele gerçeği, hakkıyla daha tam yazılmadı. Sinema, roman, diplomasi ve tarih anlatımında hak ettiği düzeyde henüz yeterince yer almış olmasa da siyasal, toplumsal, sosyal ve kadın özgürlük mücadelesinde farkı önemli oranda görüldü hem de iki cepheden

İşgalci soykırımcı cephe; Rojava gerçeğini başından beri fark ederek ona göre pozisyon aldı. Rojava daha gün yüzüne çıkmadan boğmak için saldırılarda bulundu. El Nusra, El Kaide, DAİŞ saldırıları stratejik bir plan ve stratejik bir koordine çerçevesinde gerçekleşti. DAİŞ’in Kobanê’ye saldırısıyla Rojava üzerinde, bölge üzerinde, insanlık üzerinde karanlığı egemen kılmak istediler. Rojava bu kötülüğün karşısında aydınlığı insanlığı ve insanlık değerlerini savunmak için kendini katık etti.

Binlerce genç kadın ve genç erkek savaşçı büyük imkansızlıklar içinde kendi hayatlarını ortaya koyarak bir direniş abidesini, bir insanlık abidesini ortaya çıkardılar.

Rojava’ya yönelik tüm saldırıların ve savaşın merkezinde hep sömürgeci, faşist Türk devleti vardı. 9 Ekim işgal saldırısı Rojava üzerinde 7 yıldır yürüttüğü savaşın bir üst aşamasıdır.

Türk devleti nasıl ki yüz yılın başında Ermeni ve Süryani halkını soykırımdan geçirdiyse yeni yüzyılın başında Kürtler üzerinde tamamlamak istiyor. Türk devletinin soykırım planları yeniden depreşmiş durumda. Rojava işgali tümden bu amaçladır. Bir Kürt soykırımını, halkların soykırımını hedefine koymuş durumda.

Tarih bazen çok tuhaf benzerlikler ortaya seriyor. Türkler geçmiş yüzyılın başında Ermeni Soykırımını Alman subayların, Alman diplomatların yanı başında yaptı. Almanya’nın İttihat ve Terakki üzerinde, Osmanlı’nın yönetimi üzerinde büyük bir ağırlığı vardı. Ağırlık ekonomik, askeri ve diplomasinin tüm alanlarında mevcuttu. Almanlar ve Türkler birlikte bir savaş yürütüyorlardı. Almanya Türklerin stratejik yönelimini belirlemede tayin edici bir konumdaydı. Eğer Almanlar Ermeni Soykırımına karşı ciddi bir karşı duruş ortaya koysalardı soykırımı önleyebilirlerdi. Bunu yapmadılar, yapmak istemediler.

Bugün Rojava’ya yönelik işgal Amerikan subaylarının yanı başında gerçekleşiyor. Amerikan yönetiminim planlamaya ortaklığı temelinde, Amerikalı diplomatların soğukkanlı bakışları altında gerçekleşiyor. Almanların o gün önüne engel koymadığı, engellemek istemediği Ermeni Soykırımına yönelik yaklaşımın aynısını başta ABD olmak üzere Batı bugün Rojava’da sergiliyor.

Ya Rusya’ya ne demeliyiz? Rojava’daki halkların mücadelesi olmasaydı bugün Suriye’de esamesi dahi okunmayacaktı. Afganistan yenilgisinden daha ağır bir yenilgiyi alması kaçınılmazdı. Bu gerçeğe rağmen Rus sözcüler Türk devletinin katliamcı politikasıyla Rojava’yı tehdit ediyor.

Rojava üzerindeki soykırıma, işgale ve kirli ittifaklara karşı bir insanlık cephesi oluştu, oluşuyor. Kobanê’den beri Rojava ile bir buluşma hep oldu ve büyük bir güç de verdi. Gelinen aşamada sahipleme daha kapsamlı daha nitelikli bir düzeye ulaşmış durumda. Dünyanın her tarafında dayanışma ve desteğe akış var.

2 Kasım’da Dünya Rojava Günü son derece kıymetli bir gün, bir buluşma ve tarihi bir dayanışma olacak. Rojava için direniş cephesini büyük örmeliyiz, güçlü örmeliyiz.