PYD Eşbaşkanı Xerîb Hiso’yla seçimleri boykot kararlarını, geçici hükümetin politikalarını ve Suriye’nin geleceğini konuştuk: 

  • PYD Eşbaşkanı Xerîb Hiso: “Sandalye sayısı ve seçim yöntemini kabul etmedik. Bu, bölgelerimize yapılmış siyasi bir müdahaledir. Geçici Hükümet, Kürt halkını ve mücadelesini temsil edecek adayları kabul etmedi.”
  • “Bize 2 sandalye düştü ancak 2 sandalye için mücadele etmedik. Her yerde sandıklar kurulmalı, halk sandık başına gidip oy kullanmalıydı. Geçici Hükümet bunu kabul etmedi. Kendisine göre bir meclis ve bir Kürt profili çizmek istiyor.”
  • “ENKS’nin de seçimleri boykot etmesini bekliyorduk ama katıldı. 2025’te ortaya çıkan Kürt birliğinin değerini bırakmadı ve birlikten çekildi. Bu durum Kürtleri zayıflatır. Her ne kadar birkaç sandalye kazansa da Kürt bölgelerine etki edecek gücü olmayacak.”

 

FELEKXAN SERHAT

Rojava’nın Hesekê, Qamişlo ve Kobanê kentlerinde 24 Mayıs’ta seçimler yapıldı. Ancak bu seçimler, sandıkların kurulduğu ve halkın özgür iradesiyle oy kullandığı demokratik bir biçimde yapılmadı. Şam’daki Geçici Hükümet'in kotaları belirlediği ve Colani’nin (Ahmed El Şara) üyelerini seçeceği bir Halk Meclisi seçimiydi. Hali hazırda Halk Meclisi toplam 210 üyeden oluşacak ve bu üyelerin 70’ini Colani atayacak. Kendilerine göre oluşturmak istedikleri Meclis’te Efrîn, Kobanê ve Cizre Bölgesi’nden Kürtlere sadece 8 sandalye verildi. Rojava Devrimi’nin kazanımlarını savunacak Kürt temsilcileri istemediler…

Suriye ve Rojava’da 20 yılı aşkındır Kürt halkı için mücadele eden en büyük siyasi güç olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) seçimleri boykot ederek aday belirlemedi. PYD Eşbaşkanı Xerîb Hiso, “Sorun 4, 8 veya 20 sandalye değil. Kürtlerin iradeleriyle temsilcilerini seçmesini engellemekti” sözleriyle Şam’ın politikasını özetliyor. Ve yüzde 20 olarak belirtilen Kürt nüfusuna itiraz ederek sayının daha fazla olduğuna Şam, Halep, Ezaz, Bab, Hama, Humus ve kıyı bölgelerindeki Kürtlerin görmezden gelindiğine dikkat çekiyor.

PYD Eşbaşkanı Xerîb Hiso, seçimleri neden boykot ettiklerini, Şam’ın Kürtlerin temsiliyet hakkını nasıl elinden almak ve Kürt ittifakını dağıtmak istediğini Yeni Özgür Politika’ya anlattı:

Şam’daki Geçici Hükümet, Halk Meclisi seçimlerinde Kürtlere çok az bir kota verdi ve tartışmalı bir seçim sürecine tanık olduk. Şam’ın politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şam Geçici Hükümeti hâlâ BAAS rejiminin politikalarını yürütüyor. Özellikle Kürt halkına karşı yürüttüğü bu politikalarında tekçiliği dayatıyor. Kürtlerin Suriye’de yüzde 20’lik bir nüfusa sahip olduğunu belirtiyor. Kürt bölgelerini kapsayan bu oran ne zaman çıkarılmış, neye göre belirtilmiş bilinmiyor. BAAS rejimi, gerçekten Kürt nüfusunun ne kadar olduğuna dair resmi bir çalışma yapmadı ve yapmak da istemedi. Çünkü adil bir nüfus sayımında Kürtlerin sayısı daha fazla olacaktı. Kürt nüfusu yüzde 20’den çok daha fazladır. Kürtler sadece Efrîn, Kobanê ve Cizre bölgelerinde değil, Halep, Şam, Ezaz, Bab, Lazkiye, Hama ve Humus gibi bölgelerde de yaşıyor. Yüzbinlerce Kürt, Şam, Halep ve kıyı bölgelerinde, bir milyondan fazla Kürt ise Hama bölgesinde yaşıyor. Demek ki bu belirlenen oran gerçekleri yansıtmıyor. Bir buçuk yıldır yönetimde olan Geçici Hükümet de şu ana kadar bir nüfus sayımı yapmadı. Ülkenin nüfusunu bile bilmiyordu. Nüfus sayımı yapmadan, parlamentoda Kürtlere kaç sandalye vereceğini nasıl belirliyor? Hangi ölçüleri esas alıyor? Bu başlı başına bir çelişkidir. Geçici Hükümet, bu siyasetle halkımızın iradesine yaklaşıyor. Bu siyaset, Kürtleri parlamentoda devre dışı bırakma, rolünü zayıflatma, seslerinin duyurulmasının önüne geçme amacını taşıyor. Birkaç gün önce bir seçim yaptı ve siyasi bir tiyatro sahneledi, skandal bir tablo çıktı ortaya. Seçim sorunları en çok Kürt bölgelerinde ortaya çıktı, Arap bölgelerinde çok fazla sorun yoktu. Kürt davasının ve iradesinin gerçek temsilcilerinin seçilmesini istemediler.

PYD, Hesekê, Qamişlo ve Kobanê’de yapılan seçimleri boykot ederek, derhal iptal edilmesini istedi. Boykot kararını neden aldınız?

PYD ve birçok Kürt partisi olarak seçimleri boykot ettik. Çünkü bu seçimler hiçbir sonuç getirmeyecek. Kürtlere verilen sandalye parlamentoda ne kadar etkili olacak? 210 sandalyeden sadece 8’i Kürtlere veriliyor. Dolayısıyla 8 temsilci, Kürt halkına öncülük edemez ve sorumluklarını yerine getiremez. Biz de hem sandalye sayısını hem de seçim yöntemini kabul etmedik. Bu, bölgelerimize yapılmış siyasi bir müdahaledir. Geçici Hükümet, bölgelerimize siyasetini ve varlığını dayatmaya çalışıyor. Kürt halkını, direnişini ve mücadelesini temsil edecek adayları kabul etmedi. Öte yandan, Kürt partileri arasında gerilim çıkarmak, Kürt partileri arasındaki ittifakı ve birliği bozmak istiyor. Ayrıca 15 yıldır Kürtlerin yarattığı inancı ve tutumunu bir seçimle yıkmak istiyor. PYD olarak bize 2 sandalye düşmesine rağmen bu tarzı kabul etmedik. Biz, 2 sandalye için mücadele etmedik; yıllardır halkımız için mücadele ediyoruz. Halkımızın ve toplumsallığı esas alarak aday çıkarmadık. Çok sayıda parti de aynı doğrultuda seçim yöntemine tepki göstererek ortak açıklama yaptı. Bu olumlu karşılandı. Her yerde sandıklar kurulmalı, halk özgür iradeleriyle sandık başına gidip oy kullanmalıydı. O zaman özgür, adil ve demokratik seçimden bahsedebilirdik. Ancak Geçici Hükümet buna fırsat vermedi, kabul etmedi. Bu da kendisine göre bir meclis ve bir Kürt profili çizmek istiyor anlamına geliyor.

foto:AFP

Rojavayê Kurdistan’daki 24 Kürt partisi de seçimleri reddetti. Peki, Kürt partileri bundan sonra nasıl bir yol izleyecek?

24 Kürt siyasi parti aynı görüşteydik. Geçici Hükümet, tüm bölgelerde kendisini meşrulaştırmak istiyor. Geçici bir hükümet ilan ettiği ve bir anayasa çıkardığı gibi, seçim adı altında kendisine göre bir Halk Meclisi de oluşturmaya çalışıyor. Bunu fark eden Kürt partileri de boykot kararı aldı. Suriye, bu şekilde demokratikleşmez ve özgürleşemez. Geçici Hükümet, Suriye’yi daha katı ve daha merkeziyetçi bir sisteme götürmeyi hedefliyor. Evet bazı adımlar atıyor ama halk için değil, kendi çıkarları için atıyor. Mesela normal bir Arap yurttaşı seçmiyor, birlikte cihat yaptığı Arapları seçiyor. Kürtlere gelince Meclis’te anadili, hukuki ve tüm hakları talep edecek, savunacak Kürtleri istemedi. Ne yazık ki onların kararlarını onaylayacak Kürtleri seçti. Aynı tutuma sahip olan Kürt partileri de bundan sonraki dönemde birliğini daha fazla güçlendirecek, bu rejime karşı siyasi ve demokratik mücadelesini sürdürecek. Adil ve şeffaf seçimlerin yapılmasında ısrarcı olacağız. Bildiğiniz gibi bu Meclis’in ömrü de bir yıl. Bir yıl içinde nelerin olup olmayacağını kimse bilemez. Bizim yapmamız gereken, tarihimizi ve varlığımız ortak bir şekilde savunmak için mücadele etmektir.

ENKS ve bağımsız aday olan bazı isimler, tepkilere rağmen seçimlere katıldı. Bu durumda Kürt partileri ittifakının darbe aldığını söyleyebilir miyiz?

ENKS’in tutumuna katılmıyoruz ve bu tutumu hem toplum hem de Kürt partileri içinde de eleştiriliyor. Ne olursa olsun insan birlikten kopmamalı. Bu, birlikten uzaklaşma, kendini kaybetmedir. Çatışmayı derinleştirme ve kaos çıkarmadır. ENKS’nin de diğer Kürt partileri gibi seçimleri boykot etmesini bekliyorduk. Ancak katıldı. 26 Nisan 2025’te ortaya çıkan Kürt birliğinin değerini korumadı. Bu birliği dağıttı, iyi olmadı. O kadar toplantı yapıyor, kararlar alıyor ve bir Kürt heyeti oluşturmuştuk. Kürt halkı bu durumdan çok memnundu. Birlikte bu yolu da yürümeyi umut ediyorduk. Ancak ENKS, bu ortaklıktan çekildi. Bugün Kürtlerin içinden geçtiği hassas süreçte birliğimiz gerekli, bölünme değil. Bu durum Kürtleri zayıflatır, birliğe de hizmet etmez. Her ne kadar birkaç sandalye kazansalar da Kürt bölgelerinde etki edecek gücü olmayacak. Geçtiğimiz yıllarda nasıl Türk devleti ve başka devletlere bel bağladıysa aynısı olacak. Ancak bu olumlu bir durum yaratmayacak.

 

foto:AFP

Özerk Yönetim, 2024 yılında Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde yerel seçimler yapmak istemiş ancak Türk devleti ve BAAS rejiminin saldırılarıyla karşılaşmıştı. Bugün baktığımızda Şam’daki Geçici Hükümet de benzer politikalarla Kürtlerin temsiliyet hakkını sınırlamaya çalışıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

2024 yılında yerel seçimleri yapmak istedik. Belediyelerimizi ve yönetimimizi tüm halkların katılımıyla yenilemek istedik. Ancak Türk devleti ve BAAS rejimi bizi tehdit etti. Türk devleti, saldırılar ve katliamlarla tehdit etti. BAAS ise bizi ülkeyi bölmekle suçluyordu. Ortadoğu’da demokrasiyi ve halkların temsiliyetini esas alan seçimlerin yapılmasını istemediler. Halklara daha iyi hizmet vermek için seçim yapmamıza izin vermediler. Türk devleti o süreçte çok yoğun bir biçimde saldırılar düzenledi. Peki Türk devleti neden şimdi sesini çıkarmıyor? Çünkü Geçici Hükümet ile ortaktık ve Kürtlere verilen sandalyeleri bile belirleyen role sahip. Meclis’te ama etkisiz Kürtleri istediler. Sadece Türk devletinin değil, İngiltere ve Katar gibi ülkelerin de bu seçimde parmağı var. Örneğin; Hesekê seçimlerinde sanki Araplar daha fazlaymış gibi Araplara daha fazla sandalye ayırıldı ancak bu doğru değil, Kürtler daha fazla. Yine Kobanê’de neden iki Arap ve bir Kürt seçiliyor? Bunları bölge devletleri planlı bir şekilde yürütüyor. Mesela 2024’te seçimleri yapma kararı aldığımızda çok sayıda ülkeye gözlemci olması için davet gönderdik. Ama gelmediler. Seçimleri yapabilseydik gerçek bir demokrasi modeli olacaktı. Şimdi Geçici Hükümet sözde seçim yapıyor neden kimse gözlemci olmuyor?

15 yıl sonra yapılan bu seçimler gerçekten halkın beklentilerini ve taleplerini karşılıyor mu?

Seçimler halkın beklentilerini karşılamıyor. BAAS rejiminin yıkılmasının ardından ilk kez seçimler yapılıyor bu da göstermelik. Kamuoyuna sanki Suriye’de demokratik adımlar atılıyormuş gibi bir mesaj verilmek isteniyor. Türk devletinin hâlâ işgali altında olan Ezaz, Bab, Cerablus bölgeleri ile Minbic, Serêkaniye ve Gire Spi’de seçimler yapılmadı. Şam’da yaşayan yüzbinlerce Kürt dahil edilmedi. Eskiden 3 veya 4 kişi dahil ediliyordu. Başından beri parçalanmış, tüm şehirlerin iradesinin yansıtılmadığı bir Meclis var karşımızda. Temsilciler toplanacak, cumhurbaşkanı konuşacak ve alkışlanacak. Başka bir şey yok. Esad da aynısını yapıyordu. Şu anki Meclis de meşru değil. Bugün Meclis’e gidecek kişiler kazanımlarına nasıl sahip çıkacak? Mücadele etmemiş, bedel ödememiş ve 15 yıl içinde halkı için emek vermemiş kişiler orada halkını temsil edemez. Biz de PYD olarak böylesi bir Meclis’le çalışamayız. Meclis’in işlevi geleceği şekillendirmek ve yön vermek ancak şu an böyle bir durum yok.  

29 Ocak Anlaşması kapsamında bir entegrasyon süreci başladı ve bazı konularda hala tıkanıklıklar var. Seçimlerde aldığınız karar entegrasyon sürecini etkiler mi?  

29 Ocak Anlaşması kapsamında bazı adımlar atılıyor. Askeri ve güvenlik konularında sona doğru geliniyor. Fakat Kürtçe eğitim, bölgelerin özgünlüğü, okullar, diplomalar gibi konularda görüşmeler yapılıyor. Tüm bunlar, anayasada garanti altına alınmalı. Entegrasyonun ilerlemesi için de anayasa şart. Bazı adımlar da çok geç olmadan atılmalı. Geri dönüşler ve esirler konusunda ilk gün adım atılmalıydı. Örneğin; geri dönüşler için sağlam bir zemin oluşturmadılar. Bazı ailelerin evleri hâlâ boşaltılmamış veya boşaltmaları karşılığında para isteniyor. Böylesi sorunlarla karşılaşıyoruz. Ancak ne olursa olsun savaş ve çatışmaların olmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Seçimlerde yapılan haksızlığa rağmen süreç ilerlemeli ve tüm halkların hakkını garanti altına alacak bir anayasa oluşturulmalı. Seçimlerde aldığımız karar entegrasyon sürecini etkilemeyecek. Daha adil seçimler için mücadele edeceğiz.