Yazarımız Hüseyin Gedik, Rojava Devrimi deneyimini, dününü, bugününü ve olası riskleri yazdı

  • 12 yıllık Rojava Devrimi, amaçları ve hedefleri itibarıyla bölgesel açıdan çok önemli bir devrimsel deneyimdir. Hem gelişim seyrinden ve hem de kırılma anlarından çıkarılması gereken önemli dersler mevcuttur. Buna yol açan iç ve dış faktörlerin tespit edilmesine, süreçlerin doğru okunmasına ihtiyaç vardır.
  • Özerk Yönetim adına diplomatik ilişkiler kurulmuş olmasına rağmen resmi statüsü kabul görmemiştir. Diplomasi heyetleri ABD, Rusya ve Avrupa başkentlerinde Özerk Yönetim adına kabul görmekte ve devlet başkanları düzeyinde muhatap alınmaktadır fakat iş Rojava statüsüne gelince resmen tanımaktan kaçınmışlardır.
  • Rojava Özerk Yönetimi'nin kurumlarını kapsayan bir entegrasyon çalışması söz konusudur. Entegrasyon için ciddi bir yol haritası da yoktur. Her iki tarafın üzerinde uzlaştığı resmi bir taslak dahi mevcut değil. Kurumlara tek taraflı, üstten dayatmacı, tasfiye amaçlı bir yaklaşım dayatılıyor.
  • Sorunların çözümünü çatışma derecesine vardırmak, istenen bir durum değil ama bir hiç pahasına kazanımların elde çıkmasına da seyirci kalınamaz. Toplumun örgütlü gücünü harekete geçirmek gerekir. Her konuda halk bilgilendirilmelidir. Bu şartlarda sığınılacak tek liman halkın örgütlü gücüdür.

 

HÜSEYİN GEDİK

Arap coğrafyasının önemli bir kesimini etkileyen ‘Arap Baharı’nın Suriye’de iç savaşa dönüşmesi, Rojava Devrimi'ne de kapı araladı. DAİŞ gibi radikal İslam hareketlerinin ortaya çıkışı, Rusya, İran, Türkiye, ABD’nin dışardan müdahaleleri Rojava Devrimi için fırsat olduğu kadar kayıplara da yol açtı. Rojava Kürtlerinin geçmişe uzanan örgütlü varlığı, bölgede oluşan siyasi konjonktürün sağladığı avantajlar, halklara ve özellikle de kadınlara hitap eden paradigması ve en önemlisi de DAİŞ’e karşı verilen savaşta elde ettiği başarılar Rojava Devrimi’nin doğuşunu sağlayan temel etkenlerdir. Devrimin iç dinamikleri ile dış etkenlerin birbirini tamamlamasının önemli bir payı vardır. 19 Temmuz 2012’de BAAS rejiminin Kürt bölgelerinde otoritesini kaybetmesiyle filizlenen Rojava Devrimi, rejimin varlığına tümüyle son vermese de öz savunmasıyla birlikte kendi Özerk Yönetimi'ni inşaya başlamıştır. 2014’de DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasıyla birlikte Özerk Yönetim’in sınırları genişlemiş ve ‘Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ adını almıştır.

Savaş hali devam ediyor

27 Kasım 2024’de Uluslararası güçlerin yardımıyla İdlib merkezli HTŞ örgütünün Suriye’de iş başına getirilmesiyle Özerk Yönetim’in, Kuzey Doğu Suriye olarak bilinen fiili statüsü son bulmuştur. 12 yıllık Rojava Devrimi, amaçları ve hedefleri itibarıyla bölgesel açıdan çok önemli bir devrimsel deneyimdir. Hem gelişim seyrinden ve hem de kırılma anlarından çıkarılması gereken önemli dersler mevcuttur. Buna yol açan iç ve dış faktörlerin tespit edilmesine, süreçlerin doğru okunmasına ihtiyaç vardır. Rojava Devrimi; her şeyden önce, alt-üst oluşların yaşandığı bir devrimsel süreçten ziyade, dış koşulların tazyikinden meydana gelen merkezi idari boşlukların sunduğu zemin üzerinden inşa edilmiştir. Bu nedenle savaş halinin devam ettiği kaygan bir zemin üzerinde yol almıştır. Mevcut zeminin sunduğu avantajlar kadar dezavantajları da olmuştur. Rojava Devrimi'ne yol gösteren Demokratik Toplum Paradigması’nın halkların cazibe merkezi haline geldiği gerçeğini öncelikle belirtmek gerekir. DAİŞ’i yenilgiye uğratılmasıyla da dünya halklarının sempatisini kazandı. Enternasyonal dayanışma ruhunun gelişmesine katkı sunmuştur. Dünyanın birçok alanından halklarının öncü devrimcileri, sosyalistleri, anarşistleri, feministleri Rojava’ya akmış, pratiğinin içinde bizzat yer alarak devrimin bir parçası haline gelmiştir. 

Devrimin öz savunma hattı

Devrimin kurumlaşması yönünde yoğun çabalar olsa da istenilen düzeyde kalıcı hale getirilemedi. Devrimin öz savunmaya dayanması aynı zamanda devrimin başarısıdır. YPG-YPJ ve daha sonra da QSD gibi öz savunma güçleri devrimi koruyan ve geliştiren temel dinamik güç olarak varlık buldu. Uluslararası güçlerin oluşturduğu koalisyon içinde operasyonlara katılan bir güç olarak yer alması kendisine önemli oranda meşruluk kazandırdı. Diplomatik ilişkilerde muhataplık kazanan kurum olarak ön plana çıktı. Öz savunmaya dayalı askeri örgütlenme, yerellerde oluşturulan HPC (Hêza Parastina Cevherî) güçleri, fonksiyonel hale getirilmeye çalışıldı. Bütün askeri güçler savunma stratejisine göre birbirine entegre edilmiş hale de geldi. Fakat, nihayetinde Şam yönetiminin el değişmesiyle kendisine biçilen rolü yeterince oynayamadığı ortaya çıktı. HTŞ’nin Halep’teki Kürt mahallelerine, ardından da Dêr Hafir, Dêrazor, Raqa, Tebqa alanlarına saldırmasıyla özerk alanların elden çıkmasında QSD’nin içine düştüğü zaafiyetin nedenleri üzerinde durmak, sonuç çıkarmak gerekir. 

Sonuçlar üzerinden değerlendirilirse Kürt-Arap toplumunun sosyolojik dokusunu göz önünde bulundurmada fayda var. QSD’nin karma yapısı iki halkın birlikteliğini sembolize ederken aynı zamanda zayıflığı da olmaktadır. Son saldırıların Kürt-Arap çatışmasına dönüşme ihtimali, QSD’nin etkisiz kalmasında bu sosyolojik yapının payı büyüktür. Askeri güçlerin nicel ve nitel birikimleri, teknik donanımları, hareket kabiliyeti ve uzmanlık eğitimi konularında ABD’nin öncülük ettiği koalisyon güçlerine gereğinden fazla angaje olması ve kendisini bu temelde konumlandırması öz savunma çizgisini sekteye uğratan başka bir etken olmuştur. 

Devrimde kadın özgünlüğü ve özgürlüğü

Rojava Devrimi'nin en önemli sacayaklarından biri hiç şüphesiz kadındır. Yaşanan devrimsel gelişme, kadının toplumdaki rolünü, gücünü önemli oranda açığa çıkarmıştır. Bütün kurumların eşbaşkanlık sistemine dayanması, Ortadoğu gibi eril zihniyetin hâkim olduğu yönetim sistemleri içinde bir rol modeldir. Askeri alanda YPJ kadın ordulaşması da kadının devrimdeki gücünü ispatlamıştır. Toplumun zihniyet değişimine uğramasında kadın mücadelesinin payı küçümsenemez. Kadın öncülüğü, pratik sahada gücünü tescillemiştir. Kadın kurumlaşması da bir o kadar ilerleme kaydetmiştir. Rojava Devrimi bir anlamda kadının örgütsel gücünü, birikimini, niteliğini, kapasitesini açığa çıkarabileceği muazzam bir zemin sunmuş, imkan yaratmıştır. Kadın örgütlerinin bu imkanlardan ne kadar yararlandığı ayrı bir değerlendirme konusudur fakat kadın özgürlüğünün gelişip serpileceği geniş olanaklar elde ettiğini belirtmek mümkündür. Kadın özgünlüğünün her alanda kendisini inşa etmeye çalışması devrimin önemli bir kazanımı olmuştur. Kadın temsilinin yapıldığı bütün alanlarda kadın özgürlük çizgisinin yaşamsal hale gelmesinin zorlukları da mevcuttur. Savaş ve güvenlik koşulları da dahil olumsuz etkilerin olduğu bir zaman diliminde, tekdüze bir ilerleme ve gelişmenin mümkün olmadığı koşulların varlığı, istenen düzeyde sonuç almaya engel teşkil etmiştir.

Devrimde Özerk Yönetim deneyimi

Suriye’de katı askeri rejimlerle yönetilmiş ve bunun ceremesini çok çekmiş halkların, ilk kez kendi kendisini yöneten bir mekanizmaya kavuşması devrimin yarattığı en önemli ve görünür olan kazanımıdır. Değişik etnik ve inançtan halk kesimlerin temsil hakkına kavuştuğu, ortaklaştığı yönetim içinde söz sahibi olduğu özerk idari sistem, örnek teşkil eden önemli bir kazanım olmuştur. Küçümsenmeyecek oranda birikim ve tecrübe ortaya çıkarmıştır. Demokratik toplum paradigmasının idari sistem mekanizması açsından da ciddi bir pratikleşme deneyimidir. Toplumun ihtiyaç duyduğu alanların tümünde bir kurumlaşma yaratıldığından bahsetmek mümkündür. Kurumlaşmalar kendi içinde özgünlüğü, özerkliği bulunan yapılanmalardır. Eğitimden sağlığa, ekonomiden kültür, sanat çalışmalarına, belediye hizmetlerinden iç güvenliğe kadar hemen her alandaki kurumlar, Özerk Yönetim bünyesi içinde temsil edilmektedir.

Kantonlar şeklinde bir örgütlenme modeli esas alınmıştır. Kantonların özerkliği de özerk sistemin yapısına uygun bir yönetim modeli olmuştur. Ancak mevcut durumda kanton şeklindeki yönetim modeli aşılmış oldu. Rojava’daki Kürt coğrafyasının parçalı oluşu kanton tarzı bir örgütlemeye yol açmıştır. Paralel örgütlenmeye uygun idari sistem kurma temelinde bir kurumlaşmaya gidilmiştir. Eski rejimden kalma merkezi örgütleme modeli tümüyle aşılmıştır. Devlet dışı bir yapılanmaya gitmek istenmişse de tümüyle bundan kopuşun sağlamanın güçlüğünü de yaşamıştır. Uluslararası sistem tarafından Özerk Yönetim’in statüsü resmen tanınmamaktadır. Özerk Yönetim adına dış temsilcilikler açılmış, diplomatik ilişkiler kurulmuş olmasına rağmen resmi statüsü kabul görmemiştir. Diplomasi heyetleri ABD, Rusya ve Avrupa başkentlerinde Özerk Yönetim adına kabul görmekte ve devlet başkanları düzeyinde muhatap alınmaktadır fakat iş Rojava statüsüne gelince resmen tanımaktan kaçınmışlardır.

 

Özerkliğin entegrasyon sorunları

Şam yönetimi ile Rojava Özerk Yönetimi arasındaki ilişkiler, özerkliği tanıma düzeyinde değildir. Görüşmeler yapılmakta, ilişki kanalları açık bulunmasına rağmen Özerk Yönetimi muhatap alan bir ilişki olmaktan uzaktır. Özerk Yönetim bünyesindeki komiteler (Deste) mevcut durumda varlığını sürdürmektedir. Varlığını korumakla birlikte, bir yandan da devlet yapısıyla entegrasyon çalışmaları iç içe yürütülmektedir. Rojava Devrimi'nin Şam hükümetiyle entegrasyonu merak konusudur. Bu konuda henüz ilerleme sağlanmış değildir. Şam yönetimi, Rojava’daki bütün kurumları devralacak güçten de yoksundur ve bu konuda hazırlıksızdır. Bu nedenle ciddi bir entegrasyondan bahsedilemez. Yapıldığı söylenen entegrasyon, askeri güçlerin üç alay şeklinde Suriye ordusu bünyesinde yer alması ve asayiş güçlerinin de devletin resmi kurumuyla entegre edilmesinden ibarettir. Özerk Yönetim’in diğer kurumlarında henüz fiili bir entegrasyon çalışması başlamış değildir. Kurumların müdürlüklerinde gerçekleşmesi düşünülen entegrasyon yapılmadığı için, geleceği okumak fazla gerçekçi olmayacaktır. Rojava Devrimi, özerk kurumlarının statüsünü koruyarak devlete monte etme, devlet ile anlamlı bir entegrasyonla geçiş yapması sorunlu bir alan olarak duruyor. Akıl hocalığını Türkiye’nin yaptığı düşünülürse Kürt orjinli özerk yapıların ve devrimle kazanılmış statülerin Şam yönetimi tarafından tanınması bu aşamada zor görünmektedir.

Entegre değil, tasfiye amaçlanıyor

Şam yönetimi ile Rojava arasında yapılmakta olan uygulamaların, entegrasyon tanımına pek uyduğu söylenemez. İşin özünde entegre olunacak bir yapının mevcudiyeti dahi yoktur. Biçimsel bir devlet yönetimine, derme çatma kurumlarına entegre olmak akla ziyan bir durumdur. Suriye’de alışılageldik merkezi bir devlet yapısı inşa edilmeye çalışılıyor. Bunu da zor kullanarak, katliamlar gerçekleştirerek yapmaya çalışıyor. Alevi, Dürzü katliamları ve son olarak da Halep’ten başlayarak Özerk Yönetim alanlarına yönelik saldırılarla, merkezi idari sistem kuruluyor. Merkezi sistem, devrimin kazanımlarını entegrasyon adı altında ele geçirmeye çalışıyor. Rojava Özerk Yönetimi dışında Suriye’nin genelinde entegrasyon diye bir kavramdan kimsenin haberi dahi yoktur. İnanç ve etnik azınlıkların örgütlü yapıları ve kurumları olmadığı için entegrasyon diye bir sorunları da yoktur. Sadece Rojava Özerk Yönetimi'nin kurumlarını kapsayan bir entegrasyon çalışması söz konusudur. Entegrasyon için ciddi bir yol haritası da yoktur. Her iki tarafın üzerinde uzlaştığı resmi bir taslak dahi mevcut değil. Kurumlara tek taraflı, üstten dayatmacı, tasfiye amaçlı bir yaklaşım dayatılıyor.

 

Rojava’yı bekleyen riskler ve görevler

Risk unsurunu barındıran konular üzerinde rasyonel yaklaşmak, çözüm odaklı pratik politik tedbirler geliştirmek zaruri hale gelmiştir. İçinden geçilen bu dönemin en acil görevi Rojava’da elde edilen kazanımların korunmasıdır. Şam hükümeti, entegrasyon adı altında tek taraflı dayatmalar ve istemlerde bulunarak başta özerk kurumlar olmak üzere kazanımları peyderpey ortadan kaldırmak istediği aşikardır. Buna karşı pasif tavır içinde kalarak korumak da pek mümkün değildir. Taktiksel açıdan da yetersiz bir yaklaşım olacaktır. Sorunların çözümünü çatışma derecesine vardırmak, istenen bir durum değil ama bir hiç pahasına kazanımların elde çıkmasına da seyirci kalınamaz. Kitlesel çapta refleks göstermek, bu konularda halkı diri tutmak, toplumun örgütlü gücünü harekete geçirmek gerekmektedir. Hemen her konuda halk bilgilendirilmeli, halkı siyasal gündeme çekerek politik duruş sahibi kılmak her açıdan önemlidir. Uluslararası güçlerin Şara yönetimine meşruluk kazandırarak Suriye’yi kendi çıkarları doğrultusunda yapılandırmaları, Rojava Devrimi'nin kazanımlarını berhava etme anlamını taşımaktadır. Bu şartlarda sığınılacak tek liman, halkın örgütlü gücüdür.