Dernek binaları bombalandı, kapatıldı, üyeleri yargılandı; 23 hak savunucusu katledildi
- İnsan Hakları Derneği (İHD) kurulduğu 1986'dan beri insan haklarını, evrensel normları ve hukuku tanımayan, kendi yasalarını bile çiğneyen Türk devleti ve iktidarlarına karşı mücadele ediyor.
İHD, 40. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla İstanbul, Dêrsim, Mersin ve Hatay'da yapılan açıklamalarda, sürece dikkat çekilerek insan hakları temelinde somut adım atılması istendi.
İHD İstanbul Şubesi, İstanbul Fatih’te bulunan Sultanahmet Tramvay Durağı’nda açıklama yaptı. Açıklamaya, çok sayıda siyasi parti, kadın örgütü, hukuk örgütü ve insan hakları savunucuları katıldı. İHD İstanbul Şubesi Başkanı Jiyan Tosun, İHD’nin kurulduğu 1986'dan bu yana insan haklarını bütünlükçü bir perspektifle ele aldığını ve hak ihlallerine uğrayan herkesin yanında olduğunu dile getirdi. Jiyan Tosun, “İnsan hakları mücadelesi; herkes için adalet, özgürlük ve eşitlik arayışıdır. Kuruluş yıllarında askeri darbenin toplum üzerindeki ağır sonuçlarıyla mücadele eden İHD, özellikle cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini görünür kılmak için büyük bir çaba göstermiş, mahpusların insan onuruna uygun koşullarda yaşaması, işkence ve kötü muamelenin sona ermesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması için faaliyet göstermiştir. İHD bu nedenle yalnızca hak ihlallerinin sonuçlarıyla değil, bu ihlalleri ortaya çıkaran siyasal ve toplumsal anlayışlarla da mücadele etmiştir” dedi.
Vazgeçmeme kararlılığı
İHD’nin engellenmesi amacıyla dernek binalarının bombalandığını, kapatıldığını ve üyelerinin yargılandığını vurgulayan Jiyan Tosun, 23 hak savunucusunun da faili meçhul katliamlarında yaşamlarını kaybettiğini ifade etti. Jiyan Tosun, şunları söyledi: “Bu baskılar karşısında değişmeyen bir şey vardı: İnsan hakları mücadelesinden vazgeçmeme kararlılığı. 1998 yılında Genel Başkanımız Akın Birdal, barış ve insan hakları savunuculuğu nedeniyle gerçekleştirilen silahlı saldırıda ağır yaralandı. Bu saldırı yalnızca bir kişiye değil, barış talebine, demokrasi mücadelesine ve insan hakları savunucularının sesine yönelmişti. 2002'de ise Genel Başkanımız Hüsnü Öndül, derneğimizin genel merkezinde saldırıya maruz kaldı. Tüm bu saldırılar karşısında İHD, insan hakları mücadelesini sürdürmekten geri durmadı, çünkü biliyoruz ki insan hakları mücadelesi, insan onurunu koruma mücadelesidir.”
Ortak mücadelenin önemi
Toplumsal barışın inşa edilmesi için ortak mücadelenin önemine vurgu yapan Jiyan Tosun, “Barış yalnızca silahların susması değildir. Barış, adaletin, özgürlüğün, eşitliğin ve insan onurunun güvence altına alındığı bir yaşam düzenidir. Biz, 40 yıl önce olduğu gibi bugün de bu yaşam için mücadele etmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye'de hukuk devleti ilkesinin ortadan kalktığı, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında ciddi sorunların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Uygulamada hakları koruması gereken mekanizmalar, çoğu zaman hak ihlallerinin bizzat faili olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. İHD, kuruluşundan bu yana savaşların ve çatışmaların karşısında barışı savunmuştur. 1 Ekim 2024'te başlayan sürecin, çatışmaların sona ermesi ve demokratik siyasetin güçlenmesi açısından önemli bir imkân yarattığı kanaatindeyiz. Bu süreçte atılan her demokratik adım değerlidir. Silahlı mücadelenin sona erdirilmesine yönelik açıklamalar, çatışmasız bir geleceğin kurulması açısından önemli gelişmelerdir. Kalıcı barış yalnızca tek taraflı iradelerle değil, devletin de demokratikleşme, hukuk ve insan hakları temelinde somut adımlar atmasıyla mümkündür. Toplumun ihtiyacı olan şey belirsizlik değil, güven veren, şeffaf ve demokratik bir yol haritasıdır.”
Açıklama, “İnsan haklarıyla insandır”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarıyla son buldu.
Dêrsim, Mersin ve İskenderun'da da benzer açıklamalar yapıldı. İSTANBUL