• 2018'de kurulan Jinwar köyü, savaş, aile içi şiddet ve baskı nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan kadınlar için bir sığınak. 25 Kürt, Arap ve Êzîdî kadın burada çocuklarıyla birlikte yaşıyor; hayatlarını kimseye bağımlı olmadan yeniden kurmaya çalışıyor.
  • Jasmin kadınların siyaset, eğitim, yerel yönetim ve toplumsal örgütlenmede daha görünür olmasını istiyor. "Bütün kadınların haklarına sahip çıkmasını ve yaşamın her alanında söz sahibi olmasını istiyoruz. Kadınlar öne çıktığında her şey değişiyor."
  • Jarudi köyü, komün ve kooperatiflerle yönetiliyor. Savaşın yıkımına karşı kendi kendini yöneten köyde, kadınlar ve erkekler tarım, hizmet ve ortak kararlarda sorumluluğu paylaşıyor. Ekolojik üretime dayalı bu modelde, kadınlar 2013'ten beri karar alma mekanizmalarında belirleyici rol oynuyor.

 

Matteo Trevisan ve Harriet Barber - Çeviri: Yeni Özgür Politika

Qamişlo'nun hemen dışında küçük bir köy var. Girişinde omzunda tüfeği, elinde telsiziyle nöbet tutan kadınlar bekliyor. Kapıdan içeri girildiğinde ise bambaşka bir manzara çıkıyor karşıya: Kerpiç evler, sebze bahçeleri, meyve ağaçları ve çiçekler... Savaşın gölgesindeki Suriye'de kadınların birlikte kurduğu güvenli bir yaşam. Burası Jinwar.

2018'de kurulan köy, savaş, aile içi şiddet ve baskı nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan kadınlar için bir sığınak. Kürt, Arap ve Êzîdî kadınlar burada çocuklarıyla birlikte yaşıyor; hayatlarını kimseye bağımlı olmadan yeniden kurmaya çalışıyor.

Köy kendisini, "Başka kadınlar ve çocuklarla özgürce yaşamak isteyen, evlenmek istemeyen, savaşta eşini kaybetmiş ya da aile içinde şiddet gören kadınların evi" diye tanımlıyor.

Bugün Jinwar'da yaklaşık 25 kadın yaşıyor. Çocuklarıyla birlikte aynı çatı altında yeni bir hayat kurmuş durumdalar. İneklerden koyunlara, tavuklardan tavus kuşlarına kadar hayvanların bakımını da birlikte üstleniyorlar.

Köyün okulu var. Evlerin büyük bölümü kadınların yaptığı kerpiçlerle inşa edilmiş. Sofralarına gelen sebzelerin önemli bir kısmını da kendileri yetiştiriyor. Patlıcan, domates, biber, salatalık, soğan ve sarımsak ekiyorlar.

Erkekler köyü ziyaret edebiliyor. Ancak burada yaşamalarına ya da gece kalmalarına izin verilmiyor.

Jinwar, Suriye iç savaşının ortasında kadınların maruz kaldığı şiddete, ayrımcılığa ve güvensizliğe karşı bir dayanışma alanı olarak kuruldu. Adı da bunu anlatıyor. Kürtçede jin "kadın", war ise "ev", "yurt" ya da "yaşam alanı" anlamına geliyor.

"Burada kendimi yeniden buldum"

Fotoğrafçı Matteo Trevisan, Jinwar'ı Kuzeydoğu Suriye'de kadınların kurduğu toplulukları belgelediği çalışmasının bir parçası olarak görüntüledi. Çalışmasında yalnızca Jinwar değil, kadınların yönettiği ekolojik Jarudi köyü, kadın sivil savunma komiteleri (HPC-Jin) ve çevre kurumlarında çalışan kadınlar da yer alıyor.

Yaklaşık bir yıl önce köye yerleşen 55 yaşındaki Welat da bunlardan biri. Eşinden ayrıldıktan sonra hayatını tek başına sürdürmekte zorlandığını söylüyor.

"Hayatım yolunda gitmiyordu. Geçinmekte bile zorlanıyordum."

Jinwar'ı duyunca gelip görmeye karar vermiş. "Burada kendimi yeniden buldum."

Artık sabahları Kürtçe derslerine gidiyor. Sonra sıra kendisine geldiğinde köy girişinde nöbet tutuyor. Köyün bütün işleri kadınlar arasında paylaşılıyor. Gün içinde gelen ziyaretçiler sayesinde hem alışveriş yapılıyor hem de köy dışındaki hayatla bağ kopmuyor.

Welat'a göre Jinwar'ı asıl farklı kılan şey kadınlar arasındaki dayanışma.

"Anneler birlikte çalışıyor. Birbirimize destek oluyoruz. Burada insan kendini iyi hissediyor. Moralimiz yüksek."

Ama onun için en büyük değişim, ilk kez kendini güvende hissedebilmesi.

"Dışarıda hayat çok daha zor. Buradaysa her şey farklı. Burada kendim olabiliyorum. Burada gerçekten iyi yaşayabiliyorum."

Welat, Jinwar'ın yalnızca burada yaşayan kadınlara değil, dünyanın başka yerlerindeki kadınlara da cesaret vermesini istiyor.

"Bütün annelerin kendi güçlerinin farkına varmasını isterim. İnsan kendi gücünü gördüğünde özgürlüğünü de kazanıyor."

57 yaşındaki Nujîn Mihemed de dört buçuk yıl önce Jinwar'a taşınanlardan. Eşini kaybettikten sonra, sağlık sorunlarıyla tek başına yaşamaya çalışıyordu. Arkadaşlarının önerisiyle geldiği köyde bugün hayatını diğer kadınlarla birlikte sürdürüyor.

Nujîn Mihemed, Jinwar'a gelmeden önce yaşadığı hayatı anlatırken, maruz kaldığı baskının yalnızca ekonomik ya da fiziksel olmadığını söylüyor.

foto:jinwar.net

Toplumsal dönüşümün örneği…

"Çok acı çektim. Büyük zorluklar yaşadım. Hem toplumun 'ahlak' anlayışı yüzünden hem de insanların bana yaklaşımı nedeniyle..." diyor. "Bizim toplumumuzun merhameti yok. Baskıyı yalnızca dışarıdan değil, kendi ailemden de gördüm. Annemle babam değil ama kardeşlerim bana hayatı zorlaştırdı."

Bugün ise köyde ihtiyaç duyulan her işe katkı veriyor. Ekmek pişiriyor, girişte güvenlik nöbeti tutuyor, günlük işlerin paylaşımına katılıyor. Komünde bir fırın, küçük bir köy dükkânı, sağlık merkezi ve okul bulunuyor.

"Her birimiz farklı insanlarız ama burada tek bir aile gibi yaşıyoruz." diyor. "Yapılması gereken hangi iş varsa birlikte üstleniyoruz."

Mihemed'e göre Jinwar'daki yaşamın temelini dayanışma oluşturuyor. Kadınlar sık sık bir araya geliyor, birbirlerini ziyaret ediyor, sohbet ediyor ve günlük yaşamı birlikte paylaşıyor.

"Gerçekten güzel bir hayatımız var." diyor.

Jinwar'a geldikten sonra ilk kez huzur ve bağımsızlık hissettiğini anlatıyor.

"Bu köyü sevdim. Buradaki hayatım, daha önce sahip olduğum her şeyden daha iyi."

28 yaşındaki Jasmin ise beş yıl önce Halep'ten Jinwar'a gelmiş. Evliliğinin sona ermesinin ardından aslında Avrupa'ya göç etmeyi planlıyormuş.

"Almanya'ya gitmek üzereydim." diyor. "Sonra bu köyü keşfettim ve bütün planlarım değişti."

Jasmin, farklı etnik kökenlerden ve inançlardan kadınlarla birlikte yaşamanın kendisine güçlü bir aidiyet duygusu kazandırdığını söylüyor.

"Burada farklı halklardan ve farklı dinlerden kadınlar birlikte yaşıyor; herkesin inancı saygıyla karşılanıyor. Bana göre bu köy dünya için hem barışın hem de toplumsal dönüşümün bir örneği. Buradaki kadınlar arasındaki ilişki gerçekten çok özel."

Zamanla toprakla da güçlü bir bağ kurduğunu anlatıyor.

"Artık kendimi yeniden büyük bir şehirde yaşarken hayal etmekte zorlanıyorum."

Ancak hayalleri yalnızca Jinwar'la sınırlı değil. Kadınların siyasetten eğitime, yerel yönetimlerden toplumsal örgütlenmeye kadar her alanda daha görünür olmasını istiyor.

"Bütün kadınların haklarına sahip çıkmasını ve yaşamın her alanında söz sahibi olmasını istiyoruz." diyor. "Kadınlar öne çıktığında her şey değişiyor."

foto:jinwar.net

Jarudi’de komün ve kooperatifler

Jinwar'a yakın konumdaki Jarudi köyü ise yalnızca kadınlara açık değil. Buna rağmen köy, Jinwar gibi tabandan örgütlenen komünler ve kooperatifler aracılığıyla yönetiliyor. Kadınlar ve erkekler tarımsal üretimden yerel hizmetlere, günlük yaşamın organizasyonundan ortak karar alma süreçlerine kadar sorumlulukları birlikte paylaşıyor.

Suriye'nin kuzeydoğusundaki benzer kırsal yerleşimlerde olduğu gibi Jarudi de savaşın yarattığı yıkım ve kamusal hizmetlerin yetersizliği karşısında kendi kendini yönetme ve ekolojik üretime dayalı bir yaşam modeli geliştirmiş. Bu modelde kadınlar karar alma mekanizmalarında belirleyici roller üstleniyor.

2013 yılında köylüler, savaşın yarattığı tahribata karşı ortak bir yaşam alanı oluşturmak amacıyla yerleşimin merkezinde kamusal bir bahçe kurmaya karar vermiş. Bugün bu bahçe köy yaşamının merkezi konumunda. Burada yetiştirilen ürünler çevre pazarlarda satılıyor ve elde edilen gelir ortaklaşa paylaştırılıyor.

Nehrîman, Jarudi komününün eş başkanlarından biri. Kendi evinin bahçesini de ailesinin diğer üyeleriyle ortak kullanıyor.

28 yaşındaki Nesrin Boza ise bir yıl önce Kobanê'de kadın örgütleriyle çalışırken Jarudi'yi duymuş ve köye taşınmış.

Bugün köy meclisinin yönetiminde görev alıyor; aynı zamanda kadınların eğitimi ve toplumsal örgütlenmesi üzerine çalışan yerel bir merkezde faaliyet yürütüyor.

"Burası artık ait olduğum yer" diyor.

Boza'ya göre birlikte yaşamak ve üretmek yalnızca günlük hayatı değil, insanın dünyaya bakışını da değiştiriyor.

"Buraya geldikten sonra öfkem azaldı. Başkalarına katkı sunma konusunda kendimi daha güçlü hissediyorum."

Jarudi'yi, insanların yalnızca birbirleriyle değil, yaşadıkları doğayla da güçlü bağlar kurduğu bir yer olarak tanımlıyor.

"Biz sadece birbirimize değil, doğaya da bağlıyız" diyor. "Bunu içimde hissediyorum."

Nesrin Boza'ya göre Jarudi'de kalmaya karar vermesinin en önemli nedeni, köyde kurulan güçlü insani ilişkiler.

"Hepimiz eşitiz" diyor. "Buradaki dayanışma ruhu gerçekten çok güçlü."

Öz savunma bilinci

Remziye Mihemmed İsmail, Niismiye Eemsedin ve Wadhen Husseyn Sexmus, Qamişlo'da faaliyet gösteren HPC-Jin adlı kadın sivil savunma komitesinin üyeleri. Komite; sivillerin güvenliğini sağlamak, kamusal alanları gözetlemek ve savaş ile istikrarsızlık dönemlerinde toplumsal dayanışmayı güçlendirmek için çalışıyor. Bölge, uzun yıllardır süren çatışmaların ve DAİŞ’e karşı verilen savaşın etkilerini yaşamaya devam ediyor.

Bu kadınlar için bu görev yalnızca güvenlik sağlamak anlamına gelmiyor, aynı zamanda toplumsal sorumluluk ve politik bir duruş olarak görülüyor.

Remziye Mihemmed İsmail, "Anma törenlerine katılıyor, sokakları, kenti, insanları ve cenazeleri takip ediyorum" diyor. "Ben bir anneyim. Savaş değil, barış istiyorum."

Niismiye Eemsedin ise toplumun kendini koruyabilmesinin özellikle kadınlar açısından hayati önem taşıdığına inanıyor.

"2013'te tarlalarda çalışıyordum. Ama 2023'te kadınların öz savunmasının vazgeçilmez olduğuna karar verdim. Bu bilinç insanın kendi içinden gelmeli." diyor.

Ona göre devrim sırasında kazanılan değerleri korumak da bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası.

"Buradaki herkes benim çocuğum gibi. Suya ya da yiyeceğe ulaşmakta zorluk çekmemiz önemli değil. Biz kadınlar zorluklara alışığız, gerektiğinde mücadele etmeye de hazırız."

Wadhen Husseyn Sexmus ise Kürt siyasi hareketi içinde onlarca yıla yayılan bir geçmişe sahip.

"1987'de, daha devrim başlamadan önce harekete katıldım. Kırk yıl boyunca gerillalar için haber taşıdım. Kardeşim yaşamını yitirdi. 2016'da Rojava Devrimi'ne katıldım. Eşimi de kaybettim."

Bugün Kamışlı'nın yaklaşık yarısını kapsayan dört mahallenin koordinasyonundan sorumlu.

"Komünümüzde öz savunma çalışmalarını ve yaşamını yitirenler için oluşturulan komiteyi yürütüyorum" diyor. "Özgürlüğe ulaşıncaya kadar durmayacağız."

 

foto:jinwar.net

Ekoloji yeniden inşanın parçası

32 yaşındaki Rovend Ebdo ise Kuzeydoğu Suriye'deki Cizîr Bölgesi'nin ekoloji dairesinin başında bulunuyor. Çalışmalarını, yıllar süren savaşın, devlet politikalarının ve ambargoların yol açtığı çevresel tahribatı onarmaya yönelik sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklıyor.

"Eski rejim doğaya büyük zarar verdi. Ağaçları kestiler, çevreyi tahrip ettiler." diyor.

Ebdo, uluslararası yaptırımlar ve ambargoların da bölgenin teknolojiye ve altyapıya erişimini zorlaştırdığını vurguluyor.

"Günün 24 saatini suya ve enerjiye nasıl ulaşacağını düşünerek geçiriyorsan, zihinsel olarak özgür olman mümkün değil."

Ona göre yürüttükleri çalışmalar yalnızca çevreyi korumaya yönelik değil; aynı zamanda savaş sonrası Suriye'nin yeniden inşasının uzun vadeli bir parçası.

Hedefinin insan ile doğa arasındaki dengeyi yeniden kurmak olduğunu söylüyor.

"Gelecek için en büyük hayalim ne mi? Dünyanın her yerinde barış."

Kaynak: The Guardian

Kaynak link: https://www.theguardian.com/global-development/2026/jul/09/women-syria-female-led-communities-photographer-matteo-trevisan-communes-collectives-escaping-war