Almanya Gündemi
Bugün 2015 yılının son günü... 2015 hayatımızdan derin izler bırakarak geçti, zira bir 'savaş' yılını geride bırakıyoruz. Barış ve demokrasi söylemlerinin arkasına gizlenerek, kutsal ülke çıkarları adına dokunduğu her coğrafyada, dökülen kana sırtını dönen Avrupa, 2015 yılının ilk günlerinde savaşın korkunç yüzünü kendi topraklarında yaşadı. 7 Ocak tarihinde Fransa'da mizah dergisi Charlie Hebdo'ya düzenlenen saldırı sonucu gazeteciler öldürülürken, Avrupa liderleri kolkola teröre karşı gövde gösterisi yaptı. Yılın bundan sonraki günleri de bu minvalde gelişmelere sahne oldu. (Avrupa'nın savaş politikaları dengelerini değiştiren 13 Kasım'da Paris'te yaşanan korkunç IŞİD saldırısını da unutmamak gerekiyor.)
2015 yılının kaosundan en karlı çıkan lider kuşkusuz Merkel oldu. Merkel, Avrupa'nın düştüğü krizlerde öncü bir rol oynadı. Ukrayna ve Yunanistan krizlerinde üstlendiği misyon bir yana, onu asıl zirveye taşıyan, mülteci krizi ve çözümünde sergilediği hamleler oldu. Bu nedenledir ki; TIME dergisinin geleneksel olarak her yıl açıkladığı liderler sıralamasının en tepesine yerleşti. Zaten Forbes dergisi de 'dünyanın en güçlü' kadını olarak bu yıl yine Angela Merkel'i göstermişti. Geçen yıldan itibaren resmi dile dökülen 'dış politikada karar sahibi olma' hedefi, Merkel'in liderliğinde yükselen bir eğri çizdi. Dış politikada artan sorumluluk isteği, Merkel öncülüğünde Almanya'yı külfetli bir yola soktu. Nitekim bu sorumlulukların en büyüğü mülteci krizi idi. Mülteci başvuruları neredeyse 1 milyonu bulurken, bu rakamın giderek daha da artacağı tahmin ediliyor.
Merkel için varlık-yokluk savaşına dönüşen mülteci krizi bir çok farklı sorunu beraberinde getirdi. Ortadoğu'da şiddetlenen savaş ile birlikte artan mülteci sayısı, sağcı hareketleri besleyen önemli bir argüman olarak kullanıldı. PEGIDA hareketi, farklı aşırı sağ fraksiyonları bünyesinde toplayarak, her geçen gün güçlendi. Büyüyen aşırı sağcı hareket merkezi sağ partiler için ciddi bir tehlike oluşturması nedeniyle, Merkel'in de çabaları ile denetim altına alındı. Fakat sınırlandırma stratejisi, Merkel'in verdiği ülkede birlik mesajları, hareketin giderek büyümesine engel olamadı.
Merkel sorunların çözümünde geliştirdiği stratejik ortaklıklarla da, 'güçlü lider' imajını korudu, ki; Erdoğan'ın kanlı savaş politikalarına rağmen, Türkiye ile kirli pazarlıklar yapmaktan çekinmedi. Zira 1 Kasım seçimlerinde aleni olarak Erdoğan'ın desteklemesi, kirli ortaklıklarının uzun vaadeli olacağının en köklü işaretlerinden biriydi. Dolayısıyla IŞİD'le savaşta en güçlü stratejik partner olan Kürtlere karşı nasıl bir politika izlendiği/ izleneceği kodlarını da taşıyan gelişmelerdi bunlar.
2015 yılında sağımız solumuz Merkel oldu, başımızı nereye dönsek Merkel'in politikalarının sarmalında debelenen bir Avrupa ile karşılaştık. Demokrasi ve insan haklarının az, savaşın ise çok konuşulduğu bu yılda Merkel'in siyasi ömrünün sanıldığından uzun olacağını gördük. Krizler karşısındaki metotları eleştiri konusu olan Merkel için 2015, 2017'de yapılacak seçimler için de aynı zamanda bir sınav yılı oldu. Merkel açısından yükselen tablo şimdiye kadar değişmedi.
Gelenektendir; yılın son günü yeni başlanacak yıl için temennilerde bulunulur. 2015 yılı insanlığın hayatında öyle bir geçti ki; savaşlar, yıkımlar, acılar gözyaşları, bir de Merkel politikaları. Her geçen gün hayatımızdaki trajedileri derinleştiren savaş politikalarına karşı 2016 yılının 'barış' yılı olarak anılması dileğiyle, buna her ne kadar inanmasakta.