Amerika’dan Bakış


2016’ya dair öngörülerime geçen hafta kaldığımız yerden devam:


Rojava’nın özgürlük yürüyüşü sürecek

Demokratik Suriye Güçleri (İngilizce SDF - QSD) adı altında kendini askeri olarak yeniden yapılandıran Kürt-Arap-Süryani ittifakı Sinem Muhammed’le görüşmemde aktardığım kongreyi gerçekleştirip politik çatı örgütü Demokratik Suriye Meclisini oluşturdu. Önümüzdeki 2 yıl içerisinde gerçekleşmesini beklediğim 'Büyük Pazarlık'ta Rojava’yı bu yapı temsil edecek.

Askeri güç SDF ise Hol'den sonra gözlerini Şeddadi’ye dikti. Deyr Zor’a ulaşan yol üzerinde son büyük merkez Şeddadi. Buraya yönelik zorlu ama başarılı bir operasyon olacak. 

ABD, SDF’ye iki hafta önce ilk karadan silah yardımını yaptı. Önceki iki yardım havadan olmuştu. Karadan yardım ağır silahların tedarikinin de önünü açtı. ABD’nin açıktan, Rusya’nın da üstü kapalı askeri ve diplomatik desteği artarak devam edecek.

Şu an için büyük ölçüde Kürt güçlerine dayanan SDF ‘askeri koalisyonu’ Heseke vilayetini IŞİD’den tamamen temizleyerek güvenlik arayan Araplar için bir çekim merkezi olacak. Bir patlama beklenmemeli ancak şu anda SDF bünyesinde sayıları 5000 civarında olan Arap güçlerinin syaısı 10,000’nin üzerine çıkacak. 

Türkiye'nin tüm itirazlarına rağmen Cizre kantonunun genişlemesi adım adım sürecek. 


Cerablus-Azaz hattı beklemeye alınacak

YPG'nin bu bölgeye askeri bir müdahale yapabileceğine dair özellikle havuz medyasında aslı astarı olmayan haberler yayınlanıyor. Bölgenin Rojava kantonlarının güvenliği açısından önemi yadsınamaz. Ancak böylesi bir operasyon, hem askeri hem de diplomatik olarak gereksiz kayıplara yol açacaktır. Kürtler ve ittifakları doğru bir tercihle bu bölgeyi ileride masa başında kazanmak üzere beklemeye alacaklar.


Türkiye Rojava’ya müdahale etmeye çalışacak

Türk hükümeti Rojava’ya müdahale konusunda kesin kararlı. Amerika ve Rusya böylesi bir müdahaleye karşı. Buna rağmen Türkiye bir oldu-bittiye kalkışır mı? Tarihsel tecrübe ‘kalkışır’ diyor. Türk Ordusu önümüzdeki 12 ay içerisinde Rojava’ya girmeye çalışacak. 


IŞİD'in tepetaklak gidişi devam edecek

Paris, California vb. gibi sansasyonel eylemler kafaları karıştırmamalı: IŞİD adım adım geriliyor. Terörist grup Irak'ta 2014’de kazandığı yerlerin yüzde 40'ını yitirmiş durumda. Amerika destekli Kürt ve Şii operasyonlarıyla büyük darbe almaya devam edecekler. Bunun üzerine Suriye ordusu, Rusya ve koalisyonun IŞİD’in ekonomik kaynaklarına yönelik bombardımanları da eklenince ‘İslam Devleti’ kurduk dedikleri coğrafyada hareket imkanları iyice sınırlanacak.

Libya ve Afganistan’da güç kazanıyorlar ama? diyenlere IŞİD’in alameti farikasının ne olduğunu hatırlatmak istiyorum: Bu örgüt El Kaide ve diğerlerinden farklı olarak ‘halifelik’ kurma iddiasıyla ortaya çıktı. Rastgele terörist eylemler ve İslam dünyasının ‘uç’ bölgelerindeki ‘savaş ağalıkları’ bir devlet etmez. Peki bu IŞİD ortadan kalkacak mı demek? Hayır. Ancak 2016’nın sonuna geldiğimizde IŞİD'in bir ‘İslam Devleti' olarak adı olacak, kendisi olmayacak. 

Bir yandan El Kaide gibi gevşek, global bir network haline dönüşecek, bir yandan da Türkiye, Katar ve Suudilerin oluşturduğu ‘Sünni İttifak’ın çatısı altına girmenin bir yolunu arayacak. 


Türkiye Barzani’ye Rus Ruleti oynatacak

Kürtlerin son 15 yılda belki de en büyük başarıları, kendilerini politik olarak Sünni - Şii savaşlarının dışında tutabilmeleri olmuştu. Bölgedeki gruplardan bahsederken herkes "Sünniler, Şiiler ve Kürtler" der. Kimse ezici çoğunluğu Sünni olmasına rağmen Kürtleri Sünni cephesinde görmez. Ancak son zamanlarda ekonomik ve siyasi olarak sıkışan Barzani’nin Türkiye tarafından 'Sünni İttifak' içine çekilme çabaları hızlandı. Barzani eğer buna razı olursa bütün bir Kürdistan bölgesi savaş alanı haline geleceği gibi Amerika’nın desteğini de kaybeder. Barzani hatırlamalı ki 2014 yazında IŞİD Erbil ve Kerkük’ün kapısına dayandığında Barzani’nin imdadına ‘müttefiği’ Erdoğan değil ABD yetişmişti. Bu çerçevede Başika’daki kirli tezgaha Başkan Yardımcısı Joe Biden’in tepkisi Barzani’yi uzun uzun düşündürmeli.

Gelgelelim Barzani’nin bunları düşünmeye vakti olmayacak ve kendini bir Sünni-Şii çatışmasının ortasında bulacak. Kürdistan’da etkinliği ve prestiji azalacak. 

Zayıflamış Barzani karşısında YNK ve PKK ortak siyaset imkanları arayacaklar. 


ABD - Rojava ilişkileri sınanacak

Obama’nın 14 Aralık’ta Pentagon’da yaptığı konuşma Kürtler için önemli bir ipucu taşıyordu. Obama, ‘Suriye iç savaşını sona erdirip herkesin IŞİD’e konsantre olmasını sağlayacak ısrarlı bir diplomasiyi stratejisinin en önemli ayaklarından biri’ olarak tanımladı. Dikkat edilirse İç Savaşın sona ermesi için Esad’ın devrilmesi veya IŞİD’in yıkılması bir ön koşul değil. Bu perspektifle uyumlu bir biçimde Suudi-Türkiye-Katar liderliğindeki Sünni cephesi ABD’nin onayıyla Riyad’da toplandı. Bir yandan da doğru bir kararla bu toplantının dışında bırakılan Rojava güçleri, ABD’nin üstü kapalı onayıyla Demokratik Suriye Meclisi şemsiyesi altında ‘Büyük Pazarlık’a hazırlanıyor. Son olarak ABD, Fransa ve Rusya üzerinden Suriye rejiminin temsilini sağlama peşinde. Masaya işte bu güçler oturacak.

Bana en çok sorulan sorulardan biri şu: "Kürtler Rojava konusunda ABD’ye güvenebilir mi?" Benim en sık verdiğim cevap ise: "Kürtler Rojava’yı ABD'ye güvenerek mi kurdular?" Her iki sorunun da cevabı aynı olmalı. 'Güven' kavramının bu tartışmalarda yeri yok. Kürtler kendi ayakları üzerinde durmak ve canlarına-mallarına kastetmeyen güçlerle ortak hareket imkanlarını değerlendirmek zorundalar. Rojava güçleri şu ana kadar da bu çerçevede olgun ve akılcı hareket ettiler. Aynı şekilde devam edecekler.

2016 öngörülerim bunlar. Okur yorum ve görüşlerini merakla bekliyorum.